Cevaplar

En İyi Cevap!
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-18T19:18:33+03:00

Dalton Atom Modeli, John Dalton'un 1805 yılında bugünkü atom modelinin ilk temellerini attığı modelidir.
Daltonun atom kuramına göre elementler kimyasal bakımdan birbirinin aynı olan atomlar içerirler. Farklı elementlerin atomları birbirinden farklıdır. Bu atom teorisine göre kimyasal bir bileşik iki veya daha çok sayıda elementin basit bir oranda birleşmesi sonucunda meydana gelir. Kimyasal tepkimelere giren maddeler arasındaki Kütle ilişkilerine istinaden, Dalton atomların bağıl kütlelerini de bulmuştur. Modern atom kuramı Dalton'un kuramına dayanır ancak bazı kısımları değiştirilmiştir. Atomun parçalandığını, elementlerin birbirinin aynı atomlardan değil, izotoplarının karışımından meydana geldiğini biliyoruz. Daltonun atom teorisi kimyasal reaksiyonların açıklanmasına, maddenin anlaşılmasına ve atomun temel özelliklerinin ortaya atılmasına oldukça büyük yararlar sağlamıştır. Bu sebeple ilk bilimsel atom teorisi olarak kabul edilir
.



1 5 1
2012-10-18T19:19:28+03:00

Evrim teorisine göre bütün canlilar birbirlerinden türemislerdir. Önceden var olan bir canli türü, zamanla bir digerine dönüsmüs ve bütün türler bu sekilde ortaya çikmislardir. Teoriye göre bu dönüsüm yüzmilyonlarca senelik uzun bir zaman dilimini kapsamis ve kademe kademe ilerlemistir.Bu durumda, iddia edilen uzun dönüsüm süreci içinde sayisiz ara türlerin olusmus ve yasamis olmalari gerekir.Örnegin geçmiste, balik özelliklerini hala tasimalarina ragmen, bir yandan da bazi sürüngen özellikleri kazanmis olan yari balik-yari sürüngen canlilar yasamis olmalidir. Ya da sürüngen özelliklerini tasirken, bir yandan da bazi kus özellikleri kazanmis sürüngen-kuslar ortaya çikmis olmalidir. Bunlar, bir geçis sürecinde olduklari için de, sakat, eksik, kusurlu canlilar olmalidir. Evrimciler geçmiste yasamis olduklarina inandiklari bu hayali yaratiklara "ara-geçis formu" adini verirler.Eger gerçekten bu tür canlilar geçmiste yasamislarsa bunlarin sayilarinin ve çesitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olmasi gerekir. Ve bu ucube canlilarin kalintilarina mutlaka fosil kayitlarinda rastlanmasi gerekir. Çünkü bu ara geçis formlarinin sayisinin bugün bildigimiz hayvan türlerinden bile fazla olmasi ve dünyanin dört bir yaninin fosillesmis ara geçis formu kalintilariyla dolu olmasi lazimdir. Darwin, Türlerin Kökeni'nde bunu söyle açiklamistir: 
Eger teorim dogruysa, türleri birbirine baglayan sayisiz ara-geçis çesitleri mutlaka yasamis olmalidir... Bunlarin yasamis olduklarinin kanitlari da sadece fosil kalintilari arasinda bulunabilir.
Ancak bu satirlari yazan Darwin, bu ara formlarin fosillerinin bir türlü bulunamadiginin farkindaydi. Bunun teorisi için büyük bir açmaz olusturdugunu da görüyordu. Bu yüzden, Türlerin Kökeni kitabinin "Teorinin Sorunlari" (Difficulties on Theory) adli bölümünde söyle yazmisti: 
Eger gerçekten türler öbür türlerden yavas gelismelerle türemisse, neden sayisiz ara geçis formuna rastlamiyoruz? Neden bütün doga bir karmasa halinde degil de, tam olarak tanimlanmis ve yerli yerinde? Sayisiz ara geçis formu olmali, fakat niçin yeryüzünün sayilamayacak kadar çok katmaninda gömülü olarak bulamiyoruz... Niçin her jeolojik yapi ve her tabaka böyle baglantilarla dolu degil? Jeoloji iyi derecelendirilmis bir süreç ortaya çikarmamaktadir ve belki de bu benim teorime karsi ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktir.
Darwin'in bu büyük açmaz karsisinda öne sürdügü tek açiklama ise, o dönemdeki fosil kayitlarinin yetersiz olduguydu. Fosil kayitlari detayli olarak incelendiginde, kayip ara formlarin mutlaka bulunacagini iddia etmisti. Evrimciler Darwin'in bu kehanetine inanarak, 19. yüzyilin ortasindan bu yana dünyanin dört bir yaninda hummali fosil arastirmalari yaparak bu ara geçis formlarini aradilar. Oysa, büyük bir hirsla aranan bu ara geçis formlarina asla rastlanamadi. Yapilan kazilarda ve arastirmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlilarin yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çiktiklarini gösterdi. Evrimciler, teorilerini kanitlamaya çalisirlarken, onu kendi elleriyle çökertmislerdi.Ünlü Ingiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmasina karsin bu gerçegi söyle itiraf eder: 
Sorunumuz sudur: Fosil kayitlarini detayli olarak inceledigimizde, türler ya da siniflar seviyesinde olsun, sürekli olarak ayni gerçekle karsilariz; kademeli evrimle gelisen degil, aniden yeryüzünde olusan gruplar görürüz.
Bir baska evrimci paleontolog Mark Czarnecki su yorumu yapar: 
Teoriyi (evrimi) ispatlamanin önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayitlari olmustur... Bu kayitlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydigi ara formlarin izlerini ortaya koymamistir.

1 5 1