Soru

MartinaStoesel kullanıcısının avatarı

Bir yerleşim yerinin belediye olması için taşıması gereken özellikler.... 40 puan+teşekkür

gönderen MartinaStoesel

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Martinastoesel kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
ödevler12 kullanıcısının avatarı
ödevler12 cevapladı

YERLEŞİM ALANLARI VE ÇEVRE ve özellikleri
Çevre sorunlarını en şiddetli biçimde yaşayan kesim, kuşkusuz nüfus yoğunluğunun 
barındığı ve sanayi kuruluşları bakımından zengin kentlerin insanlarıdır. Ülkemizde genel 
olarak artan nüfusun yanında kırsal alanlardan kentlere doğru olan nüfus göçü, belirgin bir 
biçimde sürmektedir. Öte yandan son yıllarda hızlanan toplu konut inşaatları yeni yerleşim
yerlerinin açılmasına yol açmaktadır. Böylelikle kentler hızla genişlemekte ve bir yandan 
gecekondu mahalleleri, diğer yandan büyük ve çok katlı yapılar, geniş yollar ve sanayi
kuruluşlarıyla belirgin bir değişime uğramaktadır. 
Kentlerde bu gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan önemli sorunlardan biri de doğal 
ortamlar üzerindeki baskının artmasıdır. Doğal ortamlar üzerindeki baskı, gerek doğal 
alanlar ve tarım arazilerinin yapılarla örtülmesi ve gerekse ortam kirlenmesinin zararlı
etkilerine bağlı olarak ortaya çıkmakta ve dolayısıyla giderek yoğunluk kazanan yapay bir 
yaşama ortamının oluşmasına yol açmaktadır. Oysa insan; soluduğu hava, içtiği su ve 
hayvansal ve bitkisel besinlerle doğaya bağımlı bir varlıktır. Bu bakımdan diğer canlılarla 
doğa ile dengeli bir etkileşim içinde olması gerekir. İşte bu nedenledir ki insan yaşama 
ortamını kendi istekleri doğrultusunda değiştirirken, doğadan kopmamaya ve doğa ile 
karşılıklı ilişkilerinin sınırını korumaya özen göstermektedir. 
Ekolojik ilişkilerin göz ardı edildiği kentlerde, doğal alanların giderek azalması
sonucunda iklim ve toprak koşulları değişmekte ve bunun yanısıra konut, sanayi ve 
taşıtlardan kaynaklanan zararlı maddelerle (toz, kükürt dioksit, azot oksitleri, klor asidi, 
hidrokarbonlar vb.) yapay bir yaşama ortamı oluşmaktadır. Bir başka deyişle yapay 
karakterde tipik "Kent Ekosistemi" oluşmaktadır. Kent iklimi temelde yeni yeşil alanların 
oluşumunu ya da devamını sınırlayan bir faktörler kompleksi ortaya çıkarmamasına karşın, 
kirlenme olayları aynı zamanda hem yeşil alan oluşturulmasını hem de mevcut yeşil 
alanların sağlıklı kalmasını engelleyici etkiler yapmaktadır. Bu bakımdan gerek yanlış ve 
yoğun yapılanma gerekse topografik koşullar nedeniyle hava karakterlerinin durgunlaştığı
yerlerde, yeşil alanların kurulmasında güçlüklerle karşılaşılabilmektedir.
Yeşil alanların insan sağlığı açısından önem taşıyan ekolojik işlevlerini yerine 
getirebilmeleri öncelikle, kendi yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan temiz havanın 
varlığına bağlı bulunmaktadır. Bu bakımdan makro ya da mikro düzeyde gerçekleştirilecek 
kent içi ve çevresi planlama ve uygulama çalışmalarında, söz konusu hususların önemle
göz önüne alınması gerekmektedir. 
Kentlerde yeşil alan oluşturulmasında başarıya ulaşmak için temel koşul bitki ve
ortam koşulları arasındaki ekolojik ilişkileri ortaya koyacak bir değerlendirmenin 
yapılabilmesidir. Bu yönde yapılacak sağlıklı bir ekolojik değerlendirme, mevcut ortam
koşullarına, uyum sağlayabilecek bitki türlerinin doğru olarak seçimini sağlar. Bunu 
gerçekleştirmek ise bitki türlerini yetiştirme ortamı isteklerinin bilinmesi ile sağlanır. Bu 
bakımdan mevcut kentlerde yapılacak yeni düzenlemelerde ve yeni kurulacak kentlerde 
sağlıklı bir yaşam ortamının oluşturulması, kent plancılarının, mimarların ve peyzaj 
mimarlarının yanında ekolog ve meteorologların da katkılarına yer veren kombine bir 
planın yapılıp uygulanması ile mümkündür. 

Türkiye’de yerleşme, yerleşme dokusu, yerleşmelerin nüfus miktarı ve sahip 
oldukları ekonomik olanaklar, coğrafyanın sunduğu fiziksel ortam koşullarına büyük 
ölçüde bağlıdır. Yerleşmeleri ilgilendiren yapısal ayrıcalıklar salt fiziksel ortam koşullarını
da bağlanamaz . Doğal ortamın sunduğu olanakları, yerleşme ve ekonomik uğraşı biçimi
açısından değerlendiren, yönlendiren ve değiştiren insan faktörü dikkate alınmaksızın 
ortam yapısını kavramak olanaksızdır. 
Hızlı kentleşme sürecinin yarattığı sorunların çözümlenemediği, kır ve kent
ilişkilerinin nesnel boyutlarının belirlenmesinde ilkelerin konulamadığı ülkemizde, kent 
yerleşmelerinin kontrolsüz bir gelişim ve değişime terk edildiği malumdur. Bu bağlamda 
kentlerimiz nüfus yığılmalarının oluştuğu birimler konumundadır. 
Türkiye’de kırsal ve kentsel yerleşmelere ilişkin yapıyı yansıtacak verilerin, bazı
monografik çalışmalar dışında yeterli düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır. Bölgesel, 
bölümsel ve yöresel bazda aktarılacak bilgiler, yetersiz sayıdaki bilimsel çalışmaların 
dışına çıkamamakta ve mevcut veriler ancak çok genel ölçüde değerlendirmeye olanak 
tanımaktadır. 
Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir 
hızla artmaktadır. 1990-2000 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 
26,8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4,2’dir. 1995 yılında 34,4 milyon 
olduğu tahmin edilen kentsel nüfusun, 2000 yılı sonunda 44 milyona ulaşarak toplam
nüfusun yüzde 66,9’unu oluşturduğu görülmektedir. 
1995 yılında 254 olan kentsel yerleşme birimlerinin 2000 yılında 309’a ulaşacağı, 
bu yerleşme birimlerindeki nüfus artışının yaklaşık 8,9 milyon olacağı tahmin 
edilmektedir. 1950’lerde hızlanmaya başlayan kentleşme olgusu, büyük kentlerde 
yığılmalara neden olmuş, dengeli bir kentsel dağılım oluşamamıştır. Bu durum, önemli 
sosyal ve ekonomik yapı değişikliği sorunlarına ve hızla artan kentsel yatırım ihtiyaçlarına 
yol açmıştır.

 

 UMARIM İŞİNE YARAR ....

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (6)
  • oy ver Seviye: 4, Oylar: 4

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
stirmy kullanıcısının avatarı
Stirmy cevapladı

Çevre sorunlarını en şiddetli biçimde yaşayan kesim, kuşkusuz nüfus yoğunluğunun
barındığı ve sanayi kuruluşları bakımından zengin kentlerin insanlarıdır. Ülkemizde genel
olarak artan nüfusun yanında kırsal alanlardan kentlere doğru olan nüfus göçü, belirgin bir
biçimde sürmektedir. Öte yandan son yıllarda hızlanan toplu konut inşaatları yeni yerleşim
yerlerinin açılmasına yol açmaktadır. Böylelikle kentler hızla genişlemekte ve bir yandan
gecekondu mahalleleri, diğer yandan büyük ve çok katlı yapılar, geniş yollar ve sanayi
kuruluşlarıyla belirgin bir değişime uğramaktadır.
Kentlerde bu gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan önemli sorunlardan biri de doğal
ortamlar üzerindeki baskının artmasıdır. Doğal ortamlar üzerindeki baskı, gerek doğal
alanlar ve tarım arazilerinin yapılarla örtülmesi ve gerekse ortam kirlenmesinin zararlı
etkilerine bağlı olarak ortaya çıkmakta ve dolayısıyla giderek yoğunluk kazanan yapay bir
yaşama ortamının oluşmasına yol açmaktadır. Oysa insan; soluduğu hava, içtiği su ve
hayvansal ve bitkisel besinlerle doğaya bağımlı bir varlıktır. Bu bakımdan diğer canlılarla
doğa ile dengeli bir etkileşim içinde olması gerekir. İşte bu nedenledir ki insan yaşama
ortamını kendi istekleri doğrultusunda değiştirirken, doğadan kopmamaya ve doğa ile
karşılıklı ilişkilerinin sınırını korumaya özen göstermektedir.
Ekolojik ilişkilerin göz ardı edildiği kentlerde, doğal alanların giderek azalması
sonucunda iklim ve toprak koşulları değişmekte ve bunun yanısıra konut, sanayi ve
taşıtlardan kaynaklanan zararlı maddelerle (toz, kükürt dioksit, azot oksitleri, klor asidi,
hidrokarbonlar vb.) yapay bir yaşama ortamı oluşmaktadır. Bir başka deyişle yapay
karakterde tipik "Kent Ekosistemi" oluşmaktadır. Kent iklimi temelde yeni yeşil alanların
oluşumunu ya da devamını sınırlayan bir faktörler kompleksi ortaya çıkarmamasına karşın,
kirlenme olayları aynı zamanda hem yeşil alan oluşturulmasını hem de mevcut yeşil
alanların sağlıklı kalmasını engelleyici etkiler yapmaktadır. Bu bakımdan gerek yanlış ve
yoğun yapılanma gerekse topografik koşullar nedeniyle hava karakterlerinin durgunlaştığı
yerlerde, yeşil alanların kurulmasında güçlüklerle karşılaşılabilmektedir.
Yeşil alanların insan sağlığı açısından önem taşıyan ekolojik işlevlerini yerine
getirebilmeleri öncelikle, kendi yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan temiz havanın
varlığına bağlı bulunmaktadır. Bu bakımdan makro ya da mikro düzeyde gerçekleştirilecek
kent içi ve çevresi planlama ve uygulama çalışmalarında, söz konusu hususların önemle
göz önüne alınması gerekmektedir.
Kentlerde yeşil alan oluşturulmasında başarıya ulaşmak için temel koşul bitki ve
ortam koşulları arasındaki ekolojik ilişkileri ortaya koyacak bir değerlendirmenin
yapılabilmesidir. Bu yönde yapılacak sağlıklı bir ekolojik değerlendirme, mevcut ortam
koşullarına, uyum sağlayabilecek bitki türlerinin doğru olarak seçimini sağlar. Bunu
gerçekleştirmek ise bitki türlerini yetiştirme ortamı isteklerinin bilinmesi ile sağlanır. Bu
bakımdan mevcut kentlerde yapılacak yeni düzenlemelerde ve yeni kurulacak kentlerde
sağlıklı bir yaşam ortamının oluşturulması, kent plancılarının, mimarların ve peyzaj
mimarlarının yanında ekolog ve meteorologların da katkılarına yer veren kombine bir
planın yapılıp uygulanması ile mümkündür.

Türkiye’de yerleşme, yerleşme dokusu, yerleşmelerin nüfus miktarı ve sahip
oldukları ekonomik olanaklar, coğrafyanın sunduğu fiziksel ortam koşullarına büyük
ölçüde bağlıdır. Yerleşmeleri ilgilendiren yapısal ayrıcalıklar salt fiziksel ortam koşullarını
da bağlanamaz . Doğal ortamın sunduğu olanakları, yerleşme ve ekonomik uğraşı biçimi
açısından değerlendiren, yönlendiren ve değiştiren insan faktörü dikkate alınmaksızın
ortam yapısını kavramak olanaksızdır.
Hızlı kentleşme sürecinin yarattığı sorunların çözümlenemediği, kır ve kent
ilişkilerinin nesnel boyutlarının belirlenmesinde ilkelerin konulamadığı ülkemizde, kent
yerleşmelerinin kontrolsüz bir gelişim ve değişime terk edildiği malumdur. Bu bağlamda
kentlerimiz nüfus yığılmalarının oluştuğu birimler konumundadır.
Türkiye’de kırsal ve kentsel yerleşmelere ilişkin yapıyı yansıtacak verilerin, bazı
monografik çalışmalar dışında yeterli düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır. Bölgesel,
bölümsel ve yöresel bazda aktarılacak bilgiler, yetersiz sayıdaki bilimsel çalışmaların
dışına çıkamamakta ve mevcut veriler ancak çok genel ölçüde değerlendirmeye olanak

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...