Cevaplar

2012-10-18T21:16:15+03:00

oğuz hocam da bulabilirsin internet sitesi

2 3 2
2012-10-18T21:29:47+03:00

Özellikle Edmund Husserl’in Mantık Araştırmaları’ndan sonra, mantığın ve matematiğin konusu içine giren nesnelerin oluşturduğu biçimsel varlık alanının yaşantısı, bilinç aktlarının işleyişi sorunu, mantığın ve matematiğin yaşam içindeki yerini anlamada önem kazanmış bulunuyor.

Bu yazının sınırları içinde, biçimsel varlık alanlarının yaşantısının, kısaca biçimsel yaşantının kimi özellikleri tartışılacaktır. Biçimsel yaşantı, nasıl bir yaşantıdır? Neyin yaşantısıdır?

Biçimsel yaşantı, kültürel temelleri olan bir yaşantıdır. Tahtada ya da kağıt üzerinde bir matematik ifadesini herkes “algılayabilir”. Örneğin, 2x + y = z gibi bir ifade, tebeşir ya da mürekkep lekesi olarak “görülebilir” herkes tarafından. Bunların ne anlama geldiği, belli bir bağlam içinde, o bağlamda bulunup, matematiksel ifadelerin “anlamını” kavrayabilecek eğitimi olanlarca anlaşılabilir. Böylece bir bağlama girebilmek, insanın hem bireysel (psikolojik) hem kültürel olgunluğuna bağlıdır. İnsan yavrusunun “soyut” ilişkileri anlayabilip, matematiksel işlemleri yapabilmesi, geçen yüzyılda Piaget’nin gösterdiği gibi, belli bir gelişim sonucu sağlanabiliyor. Öyleyse biçimsel yaşantı, hem biyolojik açıdan hazır olmayı (bedensel gelişimin, sinir sisteminin, beynin bu yaşantı için uygun özelliklere sahip olması!) hem de bu yaşantının kültürel olarak tarihini bilmeyi gerektiren bir eğitimle yaşanabiliyor. Biyolojik ve kültürel hazır olma gerçekleşmeden, biçimsel yaşantı yeterince can bulamıyor. Biçimsel varlık alanının yaşanabilmesi, halk arasında, “matematiğe yetenekli olanların” başarabileceği bir etkinlik olarak bilinir. Tıpkı “müzik kulağı” olmak gibi, “biçimsel yaşamaya uygun bedeni olmak” koşulu vardır. Duyu organları, beyin yapısı, psikolojik alt yapısı (belleği, dikkati, ısrarı, sabrı… gibi!) gelişmemiş biri, biçimsel yaşantının gerektirdiği eşiği aşamaz! Yine, bu yaşantı, bir birlikte yaşama koşuluyla (kültürel koşullardan biri!) birlikte can bulur. Biraz da bundan dolayı, bu kültürel havayı yaşamak için, genç insanlar, ustaların yanına gider, onlarla tartışır, onlara soru sorar, kendi biçimsel yaşantı güçlerini geliştirirler. Matematiğin ve mantığın laboratuvarı yoktur, sürekli yeni gözlemler, deneyler yapmayı gerektirmez; ama, bu yaşantılar, etkileşimlerle, ustalarla, öğretmenlerle iletişim halinde gelişir, incelir, derinleşir. Kimse, odasına kapanıp, bir başına, şamanist bir tutumla, biçimsel yaşantılar alanına katkıda bulunamaz! (Belki birkaç, sıra dışı insan başarabilir bunu; onlar da yine kültürel ortamın bilgisine, kendinden öncekilerin neler yaptığına dair verilere sahip olmalıdır.)

Biçimsel yaşantıları yaşayacak, onlar yardımıyla biçimsel varlık alanlarına ulaşacakların bedensel hazırlıkları, bu yaşantıların içselleştirilip, bedene öğretilmesiyle sağlanır. 

1 5 1