Soru

astonikra kullanıcısının avatarı

Uyartı alabilme ve uyartılara tepki verebilme ile ilgili 5 örnek veriniz . Çok önemli arkadaşlar lütfen yardımcı olunn :(

gönderen Astonikra

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Astonikra kullanıcısına sor...

Cevaplar

2005beyza kullanıcısının avatarı
  • 1 izliyor

Cevaplar

1
ece47 kullanıcısının avatarı
Ece47 cevapladı

Canlılarda Düzenleme ve Yönetim Sistemi

Canlilarda Uyari ve Tepki (Reaksiyon)

Mimosa pudica’nm yaprağına dokunulursa, yaprak katlanır ve sapın dala bitiş­tiği yerden aşağıya doğru kıvrılır. Uyarılan noktaya komşu yapraklarda da aynı olay­lar izlenir Yani dokunumla ilgili bilgi diğer bölümlere de yayılmıştır. Böyle tepkimelere birçok bitkide rastlanır. Bitkiler çevre faktörlerine tepkime gösterir. Yaprakların ışığa doğru yönelimi; çiçeklerin sıcaklığa bağlı olarak açışı ve ağacın yerçekiminin etkisi ile dikine büyümesi gibi tepkime örneklerini sayabiliriz. Mantarlar da sıcaklık ve neme bağlı olarak büyüme tepkimesi gösterir. Euglena’mn ışık kaynağına doğru hareketi de buna bir örnektir. Bakteriler de olumsuz çevre koşullarına tepkime gösterir. Normal şartlara geri dönülünce de, doğal yaşam işlevlerini sürdürürler. Yani kapsülü terkeder ve bölünürler.

Canlılar çevre koşullarına cevap verir. Bu nedenle duyarlılık canlı ve yaşamı karakterize eden bir özelliktir. Uyarı, tepkimeye yol açan çevre olarak düşünülürse, ba­sit fiziksel ve kimyasal sistemler de uyanlabilir. Yanan ateşin alevi de bitki gibi yerçekimine tepki gösterir ve dikine yükselir. Bir indikatör çözeltisi, pH-değeri farkılaşırsa rengini değiştirir. Hiç kimse de indikatörü bu özelliğinden dolayı canlı olarak niteleyemez. O halde fizikokimyasal bir neden etki ilişkisi ile tepkime arasındaki fark nedir?

Tahtaya çakılan çiviye ne kadar fazla vurulursa o kadar derine gider. Burada neden ve etki, birbiri ile or­antılıdır. Salata tohumlarını kısa bir süre açık kırmızı ışığa tutarsak, he­men çimlenmeye başlar. Kısa aydınlatma ile karışık bir olay olur. Bu da birçok kısmî tepkimeden oluşur ve ışık için hiçbir rol oynamaz. Bununla birlikte uyarının minimum bir büyüklüğe, yani tepkime verecek bir değere ulaşması gerekir. Bu değerin de aşılması lazımdır. Bunun gerçekleşmesi sonucunda ancak tepkime yoğunluğunun tam olduğundan söz edilebilir. İşte burada YA HEP YA HİÇ KURAMI geçerlidir. Bu ku­ram bir çok uyarı-tepkime mekanizmasında etkilidir.

Canlılık ilişkisinde, uyarıya verilen yanıt incelenirse, bunun daha çok anlamlı olduğu görülür. Daha fazla ışık almak için yaprakların ışığa yönelmesindeki gibi, tepkimenin planlanmış bir olay olduğu sanılır. Birçok çiçekli bitki, gün ve gece uzunluğunu ölçerek, tam zamanında çiçek açmak için ilgili mevsimi saptar. Böyle bir gerekçeye biyolojide güvenilmez, çünkü bu düşünce canlıya amaçlı bir davranış yaptığını göstermeye yöneliktir. Öyleyse amaçmış gibi gelen bu davranışı nasıl açıklayabiliriz?

Canlılar uzun bir evrimin ürünüdür. Bu gelişimde, yaşamak için önemli olan etkilere verilen tepkilerin belli bir avantajı vardır. Belli koşullarda çevre etkisini algı­layan canlılardakı özel hücre, doku veya organlar, diğer hücre, doku veya organların çalışmaları için meydana gelir. Tekhücrelilerde moleküler düzeyde çalışan mekaniz­malar vardır. Bunlara RESEPTÖR (=ALMAÇ), DUYU HÜCRELERİ veya DUYU ORGANLARI adı verilir.

Özelleşen bu hücreler sadece özel etkilere tepkime gösterir. Bir lale bitkisine plak dinletip tepkisini beklemenin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü onun müzik sesini algılayan duyu hücreleri bulunmaz. Buna karşın, sıcaklığın çevredeki artışı ile lale çiçek açar. Bu olay lalenin reseptörlerinin varlığı ile ilişkili olup, almaçları sıcaklık uyarımına tepki gösterir. Sadece belli bir duyu organının algılayabildiği bu özel uyarılara, bu duyu organı için ADEKUAT (=UYGUN) UYARI adı verilir.

Buradan sadece böyle çevre etkileri için hayati önemde olan reseptörlerin evrim sürecinde oluştuğu sonucu çıkarılabilir. Bunun aksine kullanılmaya gerek duyulma­yan duyu organları körelir. Örneğin balıkların ve mağaralarda yaşayan hayvanların gözleri gelişmemiştir. Canlılar çevreleriyle ilgili tüm bilgileri algılayamaz. Bunları kısmen değerlendirir. İnsanların ses ötesi dalgayı duyamaması ve manyetik alanı algılayamaması bunun için iyi bir örnektir. Zira ışık frekans kanalı dışındaki elektro­manyetik dalgaları kaydedebilen antenlerimiz yoktur.

 

 

 

 
  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (4)
  • oy ver Seviye: 2, Oylar: 3

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...