Cevaplar

2012-10-19T18:55:10+03:00

millet Atatürk vatan cumhur başkanı

1 5 1
2012-10-19T18:55:23+03:00

17. yy. dan itibaren Türkiye'de yönetici ve aydın kesim Batı'nın medeni gelişmede tutturduğu ivmeyi gördü ve buna ayak uydurmak üzere tedbirler aramaya başladı. Batı'da gelişen içtimaî kavram ve hareketler imparatorluk Türkiye'sinin tebaa halklarına da etki etti. Yeni nesil Türk aydınlar, bu etkiden doğan toplumsal buhranı yine Batı'da gelişen olgularla dindirme çabasını güttüler. Türkiye'de batılılaşma bu şekilde başladı. I. Dünya Savaşı ve ardından gelen İstiklal Savaşı sonunda Osmanlı monarşisi devrildi. Cumhuriyetin ilanının akabinde batılılaşma çalışmaları hız kazandı. Türkiye'nin sosyalizm ile tanışması İstiklal Savaşı dönemine tekabül ediyordu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra SSCB'nin ihraç malzemesi komünizmle de yüzyüze geldi. Bu yüzleşme dönemin devlet idarecilerine pek hoş görünmemiş olacak ki 47'den itibaren Türk dış siyaseti Batı'ya ve ekonomide liberalizme meyletmeye başladı. 50'den sonra da rayına kat'i şekilde oturdu. Bundan sonrasına II. (ve şuursuz) Batılılaşma süreci adını verebiliriz. Bu son süreçte toplum üzerinde, defalarca yeniden dizayn çalışması yapıldı. Ve sonuç olarak amacı ve faydası belirsiz, günümüz toplum yapısı ortaya çıktı.

1950'lerde yapılan yeni karayollarıyla hareket alanı genişleyen halk kentlere yığılmaya başladı. 80'li yıllarda büyük şehirlerin aldığı göç, kentlerin alt yapılarının kaldırabileceğinden fazlaydı. Sonuç olarak büyük şehirlerin çevresinde alt yapıdan mahrum gecekondulardan oluşan kenar mahalleler peyda oldu. Gecekondu mahallelerinin popülist siyasetin anahtarı olduğunu farkeden siyasetçiler, öncelilkle bu mahallelerle mücadeleden vazgeçtiler. Sonrasında buralara alt yapı götürerek gecekonu kültürünü legalleştirdiler.

İşte Türkiye'de toplum yapısının tarihi de bu gecekondu mahallelerinin mazisine benzer şekilde ilerlemiştir. Toplum hazır olmadığı halde, tepeden inme bir şekilde reformlar gerçekleştirilmiştir. Büyük şehirlerin gecekondu kültürüne yenik düşmesi gibi toplumun da reformlara boyun eğmesi ve sindirmesi amaçlanmıştır. Reform halka değil, halk reforma uymak zorunda bırakılmıştır. Velhasıl toplum yapımız da kent planlamamız gibi çarpık ve anlık çıkarlara dayalıdır.

Günümüzün önde gelen ülke sorunları, bu yanlış kurgulanmış toplumsal yapı ve sosyal politikalar kaynaklıdır. Sorunların giderilmesi toplumsal yapının düzeltilebilmesine bağlıdır. Yapı temelinden çarpık olduğu için lokal düzenlemelerle tadilatın tamamlanması ve sorunun çözüme kavuşturulması mümkün değildir, yeniden inşaa edilmelidir.

Toplumumuzun doğrudan ilişki içinde olduğu dört adet temel kavram vardır; Devlet, Din, Millet ve Fert. Bu dört kavram aynı zamanda kendi aralarında da ilişki içindedirler. İşte bu ilişkiler örgüsü toplum yapımızı meydana getirir. O halde toplumumuzun ihtiyaçlarını karşılayacak bir toplumsal yapıyı oluşturmak için bu dört kavramın aralarındaki ilişkileri incelemeli, gerekiyorsa yeniden düzenlemeliyiz.

1 5 1