Cevaplar

2012-10-21T14:25:45+03:00

eşkenar dörtgen: karşılıklı açıları birbirine eşit, kenarları da birbirine eşit dörtgendir

Düzgün dörtgende ise tüm açıları eşit olmalıdır.

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-21T14:26:01+03:00

Osmanlı Hükümeti Sevk ve Iskan uygulamasını o günün şartlarında bir yasaya dayandırmıştır. Keyfi bir uygulama ya da bir Hükümet uygulaması değildir. Doküman 6 olarak sunulan Sevk ve İskan ile ilgili yasa dört maddelik olup, "savaş halinde devlet yönetimine karşı gelenler için askeri birliklerce alınacak tedbirleri" içermektedir.18

Sevk ve İskan Kanununun 1'nci maddesinde "Devlet güçlerine ve kurulu düzene karşı muhalefet, silahla tecavüz ve mukavemet görülürse şiddetle karşı konulması ve imha edilmesini" 2nci maddesi: "Silahlı güçlere yönelik casusluk ve ihanetleri tespit edilen köy ve kasabaların başka mahallere sevk ve iskan edilebileceği". 3ncü maddesi kanunun geçerliliği ve 4ncü maddesi kanunun icrasından sorumluluğu belirtmektedir.

Görüldüğü üzere kanun aslında iki maddelik ve tamamen Devleti ve kanunu düzenini korumaya yönelik, şiddete karşı yetki kanunudur. En önemli özelliği ise; kanun metninde herhangi bir etnik grup, zümrenin zikredilmemiş veya ima edilmemiş olmasıdır. Kanun kapsamına giren Müslüman, Rum ve Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları yerlerinden başka yerlere sevk edilerek iskana tabi tutulmuştur. Dolayısıyla Tehcir Kanunu'nu tek bir halka yöneltilmiş olarak görmek bilgi eksikliği veya kasıtlı olmaktan öteye gidemez.

Son bölümde yer verdiğimiz belgelerde ayrıntılı olarak görüleceği üzere yasanın uygulanması, idarecilerin yorum ve kabiliyetlerine bırakılmış, uygulamada idareci kesiminin neyi. nasıl yapacağı ayrıntısıyla açıklanmıştır.19 Bu maksat-la çıkarılan karar ve talimatnamelerle sevk ve iskanın nasıl yapılacağı ayrıntısıyla hükme bağlanmıştır. Bu karar ve talimatnamelerde; menkul ve gayri menkullerin nasıl teslim alınacağı, araziler ve üzerindeki mahsulün durumu, bunların kayda alınması, göç edenlere sıcak ve etli yemek verilmesi gibi konulara yer verilmiştir.

Sevk ve İskanla İlgili Kanun ve bu kanunun uygulanışını açıklayan mevzuatta, menkul ve gayrimenkulun yok edilmesi ya da insanların öldürülmesi yönünde herhangi bir amaç olmadığı gibi; bilakis uygulamada yaşanan aksaklıklar idam cezasına kadar uzanan ağır cezalarla giderilmeye çalışılmıştır. Eğer Osmanlı hükümeti bir grup insanı kasten yok etme maksadıyla bir uygulamaya girişmiş olsa idi, göç edenlere yolda sağlanacak imkanları, kafilelere yönelik eşkıya baskınlarına karşı korunmasını, hastalara yardım yapılmasını, çocukların korunmasını, geride bıraktıkları menkul ve gayrimenkulların bir kayıt altında tutulmasını, belli periyotlarla etli yemek verilmesine ilişkin kararları uygulamaya geçirmezdi. Son bölümdeki belgeler incelendiğinde göç edenlere ait gayrimenkulların korunmasına ne derece önem verildiği görülecektir. Bu durumu göçün geçici olduğu, bir müddet sonra geri dönmelerine izin verileceği şeklinde yorumlamak mümkündür, Bu görüşümüzü, göç esnasında Ermenilerin, Anadolu'da toplatılması ve cephe gerilerinde geçici iskan uygulaması da teyit etmektedir. Ancak bu düşüncenin uygulamaya geçilmesi mümkün olamamış, özellikle Rus, Fransız ve İngiliz tahrikleri ile, komitacılara başta Amerika'dan gelen maddi yardımlar, Ermeni çetelerinin eylemlerini artırmalarına sebep olmuş, Ermenilerin bir kısmının bugünkü Suriye civarına sevklerini zorunlu kılmıştır. Ancak göç ettirilen toprakların Osmanlı toprağı olması, son uygulamada dahi takınılan tavırda, bir kasıt olmadığını göstermesi açısından önemlidir.

1 5 1