Cevaplar

2012-10-21T16:14:12+03:00

 Tarihte Türkler çok sayıda devlet, imparatorluk ve medeniyet kurmuş bir millettir. Türklerin bir boyu olarak kabul edilen Oğuzlar’ın bu övgüye en layık olanı en çok hak edeni olduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Çünkü Oğuzlar dünyada kurmuş oldukları devletlerle insanlığa medeniyeti tanıtmış, X. yüzyıllarda İslâm ile tanışarak İslâm dünyasına girdikleri dönemlerde İslâm dünyasını ve Müslümanları, İslâm dünyasının maruz kaldığı kargaşalardan, iç ve dış tehlikelerden korumuşlardır. Oğuzlar; Hz. Nuh’un oğul veya torunlarından olan Yafes’in soyundan ve en eski Tarih kitaplarında geçen Karahan’ın oğlu Oğuz Han’ın neslindendir. Geçmiş ve günümüz tarihçileri Oğuz kelimesinin anlamı üzerinde durmuşlardır. J. Nemeth tarafından ortaya atılan “Kabileler ve boylar birliği” anlamı genel kabul görse de Oğuz kelimesi bir şahıs ismi ve özel bir isimdir.

                 Oğuzlar’ın yurdu Hazarlar, Kimekler, Karluklar ve Bulgarlar ile çevrilmiş durumdaydı. Oğuzlar’ın bazı kaynaklara göre yirmi iki ve bazı kaynaklara göre de yirmi dört boydan meydana geldikleri söylenmektedir. Oğuz’un oğullarından her birinin kendisine bağlı Türk boylarınca birer ongunu olduğu kaynaklarca da kabul edilmektedir. Bu boyların ongunları avcı kuşlardır. Ongun sayılan hayvanlara büyük saygı gösterilmekte, eti yenilmemekte, ok atılmamakta ve incitilmemektedir.

                   Türk-Oğuz ananesine göre idari ve sosyal teşkilat ikili bir yapı oluşturmaktaydı. Bu ikili düzen sağ-sol, doğu-batı, iç-dış, ak-kara gibi birbirine paralel kavramlarla açıklanmaktaydı. Nitekim bu ananeye uygun olarak Oğuzlar Boz-Ok ve Üç-Ok olmak üzere iki ana kola ayrılmışlar, her koldaki onikişer boy, idari ve sosyal mevkilerini yansıtan orun ve ongunları ile Oğuz töresi içinde yerlerini almışlardır. Oğuz geleneğine göre Boz-Oklar hâkim unsur, Üç-Oklar ise ona tabidir. Ancak Göktürk ve Uygur hâkimiyetinin Orta Asya’da zayıflamasıyla, doğudaki Boz-Ok Boyları, batıdaki Üç-Ok illerine sığınmış ve hâkimiyet Üç-Oklara geçmiştir. Ekonomik yapısının göçebelik gereği olarak hayvancılığa dayandığı Oğuzlar, X. yüzyılın birinci yarısında boylar federasyonu halinde birleşmiş bir devlet halindeydiler.

budizm  Budizm, Mecûsilik, Hıristiyanlık, Maniheizm, Yahudilik gibi dinlerle temasları olan Oğuzlar’da kendi inançları ile bağdaşmadığı için zikredilen dinler toplumun geneli tarafından kabul edilmemiş veya edilse bile kalıcı olmamıştır. Oğuzlar’ın Gök Tanrı veya tek Tanrı inancını benimsedikleri için, Haniflîk dinine mensup oldukları söylenmektedir.

1 5 1
2012-10-21T16:14:33+03:00

Toplumu bir arada tutan, birleştiren ve kaynaştıran ortak değer sisteminin 
yozlaşmasına ve çözülmesine mâni olmak ve bu değerleri korumak demek, bunların olduğu
gibi muhâfazası demek değildir. Hızla gelişen ve değişen dünyamızda hiçbir toplum 
gelişmelere kapalı kalarak varlığını devam ettiremez. Bilimde, teknolojide, sosyal, siyasî ve 
ekonomik alanlarda ortaya çıkan yeniliklere paralel olarak işlevini yitiren değerlerin yerine 
millî bünyeye uygun yeni değerlerin var edilmesi, işlevini devam ettirenlerin ise geliştirilmesi
gerekir. Baş döndürücü bir hızla gelişen ulaşım ve iletişim teknolojisi dünyayı insanın 
zihninde küçültmüş ve toplumları birbirine yaklaştırmış, kültürel etkileşimi hızlandırmıştır. 
Ancak bu etkileşimde bir denge şarttır. Bu denge sağlanamadığında kültür sömürgeciliğinden 
söz edilir.

0