Cevaplar

2012-10-21T17:33:19+03:00

Divan Edebiyatı'nda, şiir ağırlıklı olmakla birlikte, nesre (düzyazıyla) de yer verilir. Bu edebiyatta düzyazıya "inşa", yazara "münşi" denirdi. "Münşeat" terimi de "düzyazılar" ("İnşa"nın çoğulu) anlamında kullanılırdı.

Nesir sözcüğü, "yaymak, saçmak, dağıtmak" demektir. Bugün 'düzyazı' terimiyle karşılanmaya çalışılmaktadır, nesir yazarlarına eskiden "nâsir” denirdi.

Divan Nesri'nin Genel Özellikleri

a) Dil, konu ve tür yönünden Arap ve İran edebiyatlarının etkisindedir.

b) Konu ve düşünceden çok, söyleyiş güzelliğine önem verilir.

c) Dili yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklüdür. Söz sanatlarına ve mecazlara önem verilir. Cümleler uzundur. Paragraf düzeni yoktur.

d) Cümlelere yerleştirilen secilerle (uyaklı sözlerle) şiirdekine benzer bir ahenk yaratılmaya çalışılır.

e) Noktalama işareti kullanılmaz.

f) Düzyazıda dini-ahlaki konular ağırlıklı olarak işlenir. Tarihi olaylar, gezi izlenimleri, toplumsal sorunlar, bireysel duygular gibi konuların da işlendiği olur.

Divan Nesri'nin Bölümleri

Divan edebiyatı daha çok, şiir alanında geliştiğinden, düzyazı alanında şiir kadar yapıt ortaya konmamıştır. Bu alandaki yapıtlarda sanattan çok, öğreticilik esastır. Bundan dolayı; düzyazı, dili ve üslubu açısından üç ayrı bölüme ayrılır:

1) Sade Nesir

Halkı bilgilendirmek için, yalın, sanatsız bir dille yazılan yapıtlardan oluşur. Genel olarak tefsir ve hadis kitapları, din ve tasavvuf konularında yazılanlarla tarih, menakıpname ve destan niteliği taşıyan yapıtlar bu türdendir. Mercimek Ahmet'in Farsçadan çevirdiği "Kabusname" adlı yapıtı sade nesrin başarılı bir örneğidir.

Sade nesir örnekleri olarak aşağıdaki eserlerden söz edilebilir:

Seydi Ali Reis'in Mir'atü'l-Memalik adlı gezi yazısı ve Kitabü'l Muhit adlı coğrafya kitabı (16. yüzyıl) Sehi Bey'in Heşt Behişt adlı şuara tezkiresi (16. yüzyıl) Aşıkpaşazade'nin Tevarih-i Al-i Osman (Osmanlı Tarihi adlı eseri (15. yüzyıl) Mercimek Ahmed'in Kabusname tercümesi (15. yüzyıl) Kul Mes'ut'un Kelile ve Dimme tercümesi (14. yüzyıl) Evliya Çelebi Seyahatnamesi (17.yüzyıl) 2) Orta Nesir

Günlük konuşma dilinden ayrılmış, zaman zaman süslü nesrin niteliklerini taşımakla beraber; anlatılmak isteneni, anlaşılır bir şekilde ortaya koyan nesirdir. Öğretici bir amacı olan, bilim ve kültür konularında yazılmış yapıtların çoğu orta nesir niteliğini taşır.

3) Süslü (Sanatlı) Nesir

Hüner ve marifet göstermek amacıyla yazılmış, Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü, "seci"lerin kullanıldığı, söz ve anlam sanatlarıyla dolu, bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle örülmüş, güç anlaşılır bir nesirdir. Divan edebiyatında süslü nesir türünün karşılığı olarak "inşa" sözü kullanılır. Süslü nesrin ilk örneğini "Tazarruname" adlı yapıtıyla Sinan Paşa kaleme almıştır.

Fuzuli'nin (16. yüzyıl) Şikayetname'si Türkçe yazdığı diğer bazı mektupları Veysi ve Nergisi adlı yazarların (17.yüzyıl) eserleri sanatlı nesir örneğidir.

DİVAN EDEBİYATI DÜZYAZI BİÇİMLERİ Tarih - Vakayiname

Tarih, geçmişteki belli bir dönemi anlatan, resmi niteliği olmayan yapıtlardır. Vakayiname ise Osmanlı Devleti'nin resmi tarihidir. Tarih yazarına "müverrih", vakayiname yazarına da "vakanüvis" denir. Silahtar Mehmet Ağa'nın "Tarih", "vakanüvis" göreviyle sarayda uzun süre çalışan Naima'nın "Naima Tarihi", Peçevi'nin "Peçevi Tarihi" adlı yapıtları bu türlerin başarılı örnekleri arasında yer alır.

0
2012-10-21T18:50:01+03:00

debiyatımızda az da olsa bulunan manzum mektuplarda mektupların temel taşı olan tabilik içtenlik oldukça zorlanır: "Şeyhî'nin Hüsrev ü Şirin'inde Hüsrev�in Şirin'e ve Fuzûli'nin Leylâ ile Mecnûn'unda Mecnûn'un Leylâ'ya yazdığı mektubu; Şehzade Beyazıd'ın Kanunî'ye Kanunînin Beyazıd'a yazdıkları mektuplar; Bağdatlı Ruhî�nin devrinin bütün şairleri ile dostluk münasebeti için yazdığı kırk bir beyitlik kasidesi; Bayburtlu Zihnî�nin sevgilisine yazdığı üçer dörtlüklü iki ayrı mektubu; Ali Paşa'nın Mahmut Paşa'ya Hafız Ahmed Paşa'nın Bağdat kuşatması sırasında IV.Murad'a IV.Murad'ın Hafız Ahmed Paşa'ya verdiği cevabî mektupları; Edhem Pertev Paşa'nın Nefise Hanım'a annesi tarafından yazılan manzum mektubu (22 mısra); İsmail Safa'nın kardeşi Vefa'ya (üç) ve memleketi olan Trabzon'a yaptığı ziyaret dolayısıyla yazdığı mektupları (Mevlid-i Pederi Ziyaret 1894 yüz seksen dokuz beyit); Ziya Gökalp'in Atatürk'e hitap ettiği İstida (elli dört mısra) ve İkinci İstida (otuz iki mısra) başlıklı mektupları manzum mektuplara örnek gösterilebilir. Aka Gündüz'ün Balkan Savaşı sırasında İki Bayram'ı Ana Mektupları (Bozgun 1334) Halit Fahri'nin Bayram Mektubu(Cenk Duyguları 1933) Kemalettin Kamu'nun İzmir Yollarında Son Mektup'u (N.R Evrimer Kemaleddin Kamu 1949) Orhan Seyfî�nin Sevgili'ye Mektup'u (Gönülden Sesler 1928) Necip Fazıl Kısakürek'in Anneme Mektup'u (Ben ve Ötesi 1932) Zindandan Mehmed'e Mektup'u (Çile 1962)Bedri Rahmi'nin Birinci Mektup İkinci Mektup (ve diğerleri üçü birden 1953) Orhan Veli�nin Oktay'a Mektuplar�ı (Bütün Şiirleri 1960) edebiyatımızda belli başlı manzum mektuplardır"(14).


Kaynak : http://www.gencmekan.com/turk-dili-ve-edebiyati/77035-turk-ve-divan-edebiyatinda-mektup-turunde-yazilmis-eserler.html#ixzz29wuco6wV

0