Cevaplar

2012-10-21T19:50:44+03:00

Gazeteler Açıldı ve bu gazeteler çok zor şartlarda işlerini yaptı.

Milli mücadelenin gerçekleştiği 1918 -1923 yılları arasında ülke iki başlı bir yönetim tablosu çizmekteydi. İstanbulda işgal kuvvetleriyle işbirliği yapan Osmanlı Hükümeti ve Ankarada ülkenin bağımsızlığı için Kurtuluş Savaşını yürüten TBMM Hükümeti. Bu ikili yapının bir sonucu olarak basın da İstanbul Basını ve Anadolu Basını olarak iki merkezde gruplaşmıştı. Bu iki grup kendi içinde alt gruplara da ayrılıyordu. Bu gruplaşmaların temelinde, işgallere verilen tepkinin olumlu veya olumsuz olması yatmaktaydı.Milli mücadelenin gerçekleştiği 1918 -1923 yılları arasında ülke iki başlı bir yönetim tablosu çizmekteydi. İstanbulda işgal kuvvetleriyle işbirliği yapan Osmanlı Hükümeti ve Ankarada ülkenin bağımsızlığı için Kurtuluş Savaşını yürüten TBMM Hükümeti. Bu ikili yapının bir sonucu olarak basın da İstanbul Basını ve Anadolu Basını olarak iki merkezde gruplaşmıştı. Bu iki grup kendi içinde alt gruplara da ayrılıyordu. Bu gruplaşmaların temelinde, işgallere verilen tepkinin olumlu veya olumsuz olması yatmaktaydı.

6 3 6
2012-10-21T19:51:07+03:00
Milli mücadelede yaşanmış gerçek bir olay

I. İnönü Savaşı sırasında Kızılay İstanbul’da yaşayan Türk halkını Milli Mücadele kuvvetlerine yardım yapmaya çağırır ve bu duyuru Yakup Kadri’nin çıkardığı İkdam Gazetesi’nde yayınlanır. Yardımlar Kızılay’a veya gazetelerin bürolarına yapılacaktır. İleri Gazetesi’nin bürosunda şöyle bir olay yaşanır: Sabah İstanbullular Kızılay’ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri Gazetesi’nin dar idarehanesine sığmayanların büyük kısmı dışarıda kalmıştı. Kaldırımın sonunda bir işgal devriyesi göründü, düzenli adımlarla yaklaşmaya başladı. İşgal askerlerine her zaman kenara çekilerek yol veren İstanbullular bu sefer kıllarını bile kıpırdatmadılar. Devriye kolu kalabalığın arasından geçmeyi göze alamadı, yola inerek geçip gitti. İçeride daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru bir deftere söylene söylene bağış yapanın adını ve bağış miktarını yazıyordu.
Kahveci Ali 100 kuruş,
Eskici Yusuf 50 kuruş,
Hallaç Asım 75 kuruş,
Bakkal Ahmet 100 kuruş,
Terlikçi Adem 200 kuruş.
Sırada cılız, küçük bir oğlan vardı; bir önceki bağışçının çocuğu sanan memur öfkeyle yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi; büyük bir ciddiyetle bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı, Hasan 5 kuruş. Suratsız idare memurunun birden bire gözleri doldu, ağladığını göstermemek için yüzünü kocaman mendilinin arkasına saklayarak gürültüyle burnunu sildi.
3 3 3