Cevaplar

2012-10-22T18:05:33+03:00

Babası Hidayet Bey, onun tiyatrocu olmasına karşıdır ve Afife'nin oyuncu olmasını hafiflik olarak görmektedir. Afife artık evden ayrı yaşamak zorundadır. Tek destekçisi annesi Methiye Hanım'dır. İki kardeşinden Behiye evliliğinden dolayı, ağabeyi Salâh da işinden dolayı İstanbul dışındadır. Yazar Selim İleri onun evden ayrılması hakkında şöyle demiştir: "Aileden koptuğu düşünülemez Afife Jale’nin. Sonuna kadar aileyle bağı devam ediyor. Sonuçta aile hem tiyatrocu olması dolayısıyla ona karşı yadırgayıcı da yaklaşım göstermiş ama sonuna kadar onu bırakmamış. Çünkü en düşkün zamanlarında da yine erkek kardeşinin evinde kalıyor. Tabi aile herhalde, mecburi olarak biraz uzak durmak zorunda kalmış. Fakat sonuna kadar koruduklarını zannediyorum."

Darülbedayi'deki oyunları polis tarafından basılmakta ve Afife polisin elinden son anda kurtulmaktadır. "Tatlı Sır" adlı oyunu polis tarafından basıldığında Ermeni bir tiyatro oyuncusu olan Kınar Hanım tarafından arka bahçeden kaçırılan sanatçı, "Odalık" oyununu sahnelerken yine polis baskınıyla karşılaşması sonucu makine dairesinden kaçırılarak polisin elinden kurtulmayı başarır. O dönemki Dahiliye Nezareti (şimdinin İçişleri Bakanlığı) yayınladığı bir bildiriyle Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkmasını yasaklar ve bu durumu Darülbedayi yöneticilerine bildirir. Darülbedayi yöneticileri artan baskılar nedeniyle Afife'nin Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verir. Afife artık güvencesiz ve parasız kalmıştır. Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çekmeye başlar. Doktoru morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık yapar ve artık Afife bir morfin bağımlısı olur. Ortalık biraz durulduğunda Anadolu'da turneye çıkan sanatçı yeni tiyatro ile Kadıköy'de sahne alır. Zaten 1923'te Atatürk'ün emriyle Türk kadınları sahneye çıkmaya başlamış ve Afife'nin korkuları son bulmuştur. Ancak morfin bağımlılığı sanatçının sağlığını büsbütün bozmaktadır. Bu yüzden tiyatroyu bırakmak zorunda kalır.

 

5 4 5
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-22T18:06:06+03:00

Bir İlk Kadın: Afife Jale 

Başkaldırı, başarı, aşk, mutluluk, mutsuzluk... Huysuz ve Tatlı Kadın şarkısı onun için yapıldı. 24 Temmuz 1941"de yaşama veda eden Afife Jale , tarihe; "sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını" olarak geçti. Ama onun kısacık yaşamı daha fazlasını içeriyor.
Afife Jale , orta halli bir ailenin kızı olarak,1902 yılında İstanbul'un Kadıköy semtinde dünyaya geldi. Dr. Sait Paşa'nın torunudur. Çocukluk düşlerinde hep tiyatro vardı. İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı.O yıllar Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu yıllardı. Bu yasağa rağmen 1918'de, Darülbedayi'ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava bile girdi.
10 Kasım 1918'de, Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife stajyer kadrosuna alındılar. Afife ve Refika hariç öteki kızlar daha fazla dayanamamış ve "nasılsa sahneye çıkamayacakları" gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı . Aynı yılın 18 Aralık günü, Refika tiyatronun süflör, Afife de "mülazım artistlik" (stajyer oyuncu) kadrolarına alınmışlardı. Afife ise bir yılı aşkın bir süre boyunca bütün provalara katıldı, kendini sahneye hazırladı. Ama bir türlü sahneye çıkamadı. Öte yandan Refika, sahne gerisinde görev alan ilk müslüman Türk kadını oldu.
Prof. Metin And, Türk Tiyatrosu Tarihi kitabında, 1920 yılında Darülbedayi'de, Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununu, Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda (şimdiki Reks Sineması) sahneye koyuyordu. Bu oyunda Emel adlı kızı oynayan Eliza Benemenciyan topluluktan ayrılıp Paris'e gittiği için, bu rolü yüklenecek bir kadın sanatçıya ihtiyaç vardı. Ve Afife Jale, bu rol için seçildi. İlk kez Emel rolüyle ve takma bir isimle sahneye çıktı. O gece tiyatroya gelen zaptiyeler, yöneticilere bir uyarıda bulundularsa da, genç sanatçı bir hafta sonra da "Tatlı Sır" oyununda yeniden sahneye çıktı. Sanatçı polis tarafından tutuklanmak istenince, Kınar Hanım tarafından arka bahçeye kaçırılarak polislerin elinden zor kurtuldu.
"Mesut olduğum ilk gece" Afife Jale O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil'e anlatırken; "Hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diye tanımlıyordu: "Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Ağlama sahnesinde, taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım... Alkış, alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi.
Gerçekten de Afife Jale bir fedai gibi geçirir bundan sonraki yaşamını... Ve daha sonra Onu diğer kadınlar izledi. Tüm baskılara karşın bundan sonra Burhanettin Topluluğunda Seniye, Yeni Sahne'de Şaziye (Moral), Münir (Neyire Neyyir), Bedia (Muvahhit) Milli Sahne'de Huriye ve Hikmet, Ruhat gibi Müslüman Türk kadınları Afife'yi izlediler" diye anlatılır.

Tiyatro varsa ben varım" inancı ve aşkıyla yaşıyordu Afife, "Olmak ya da olmamak" 


4 3 4