Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-28T11:27:41+02:00

http://www.hasbekliomer.com/Yozgat/tr12.html    uzun diye yazamadım sen bakarsın altta

5 2 5
2012-10-28T11:35:47+02:00
ASKER YOLU BEKLERİM (Türküsünün Hikayesi)



Sapan Mısa Akdağmadeni kazasının kenar mahallesinde kızları Suna ve Şükran ile birlikte köy hayatı tarzında yaşamlarını sürdüren bir aile babasıdır. Büyük kızı Suna’ dan evvel Şükran’ ın evlenmesiyle baba Mısa ve Suna yalnız kalırlar. Baba Mısa kışın mahalle çeşmesinden atları sulamadan dönerken, komşusunun sulamaya götürdüğü atlarla kavga ettiğini görür ve ayırmak için araya giren sapan Mısa bir atın çiftesiyle ağır yaralanır. Uzun süre koca karı ilaçlarından karasakız tedavisi ile bastonla ayağa kalkabilen Mısa Suna’ya yük olan atları, arabayı satar yerine üç tane inek alır. Birkaç verimsiz tarlayı icara verip rahat etmeyi hedefler. Bir gün kahvede çay içerlerken Masa’nın asker arkadaşı Kerim oğlu, Aslan’a Suna’yı ister. 

Mısa da: “Valla iyi dedin, benim de kimim kimsem kalmadı, baksana yarım adam oldum, kızıma da yazık. Hiç gün görmedi, düğününü ve çocuklarını ya görürüm ya göremem.” diyerek sohbeti tamamlar. İki asker arkadaş her konuda çok iyi anlaşırlar, fakat birinin diğerinden yardım almadan düğün yapabilme olanağı olmadığından çaresiz kalan kafadarlar yarına kadar düşünelim, bir doküman yapalım, bir yolunu buluruz diyerek yarın görüşmek üzere ayrılırlar.
 
O gece ikisinin de gözüne uyku girmez. Hele Kerim’in satıp savacağı bir şeyi olmadığı için bir ara kendi kendine “Ula oğlum… Ayranın yok içmeye …” atasözü kendine tam uyduğunu hatırlayarak, “yarın ola hayır ola, Allah kerim.” diyerek yorganı başına çeker ve yatağa tumar. 
İki kafadar babalar yine kahvede buluşurlar. Kerim’in ara sıra gülmesi Mısa’ yı kızdırır. “Ula Kerim ben sabaha kadar nasıl olacak nasıl bir yol bulacağım diye güneyin taşını kuzeye, kuzeyin taşını güneye taşıdım durdum, sense karşımda sırıtıyorsun.” gibisinden tersler. “Bak Kerim şu verimsiz tarlaları, 2 ineği satmaktan başka bir ümidim yok. Geriye 1 inek kalır, oda bana yeter.” Sözü biter bitmez Kerim gülmesini daha sesli hale getirir. Mısa masaya gelen kendi çayını Kerim’in önüne sürerek masadan ayrılmak ister. .Mısa’ nın bu hareketini ciddiye alan Kerim, Mısa’nın önüne geçer, zorla ikna ederek masaya otururlar. Niye güldüğünü anlatmaya başlar. Cesaretin, fakirliğin ve seninde benim gibi kafasızlığına gülüyorum. Mısa bilirim, bilirim de oğlum para ile imanın kimde olduğu belli olmaz diye ben seni denedim. Biz iki kardaştan daha yakınız. Benim sözüm söz. Düğünümüzü birlikte yaparız, gerisi Allah kerim... 

Mütevazı bir düğün yapılır. Mısa kızı ve damadını beraber yaşamak için ikna eder. Zamanla damat Aslan bir köye mevsimlik olarak bağ bekçiliğini kabul eder, mevsim sonrasında amelelik işlerini takip eder. 

Aradan üç sene geçer genç çiftlerin iki çocuğu olur. Dede Mısa’nın torunlarıyla arası zevkli ve çok renkli geçmektedir. Güz yağmurları başlar, yağmurdan damın akmaması için dama çıkıp lo lolarken (makara şeklinde toprağı pekiştiren ağır taş )Mısa’ nın lo taşıyla aşağıya düşmesi ölümüne sebep olur. 

Kerim de ikinci evliliğinden olan ve bir çiftlikte azap duran oğlunun yanına gider, yaşlı ve hastadır.

Aslan askere çağrılır. Konya’daki  acemi birliğinden sonra dağıtımı jandarma olarak Trakya’ya gider. Ailesine para desteği yapmadan asker olan Aslan’ın aklı fikri eşi ve çocuklarında kalır. 

Kantinden hiç alış veriş yapmayan karşılığında bir şey veremeyeceği için tek bir çay bile ikram kabul etmeyen Aslan’ı arkadaşları yakın takibe alırlar. Birinin attığı jileti gizlice alıp traş olması durumu ortaya çıkarır.
  
Komşu bölükteki samimi arkadaşı Yakup’ la ilişki kurulur. Aslan’ın son günlerde iyice huzursuz oluşunun sebebi öğrenilir. Uygun bir zamanda bölük komutanına bu durum iletilir. Komutanın da bağlı olduğu komutandan gerekli müsaadeyi aldıktan sonra Aslan’ı odasına çağırtır ve askeri tavır ardından sohbeti baba-oğul şeklinde sürdürür. Aslan’a moral verir. Birliğe en yakın yerde bir ev tutulup aile ve çocuklarını getirebileceğini, aile geçimi içinde her türlü yardımı yapabileceklerini bölük komutanı Aslan’a kısaca izah eder. 

Aslan boncuk boncuk terlemektedir. Bir ara müsaade alarak komutanım: “Arkadaşlarım bana ne der, onların yüzüne nasıl bakarım.” sözlerini araya sıkıştırır. En sonunda bölük komutanı Aslan’a babacan tavırla: “İtiraz istemem, senin karın bizlerin bacısı, kızımız, çocuklarında yavrularımızdır bak bu sana yaşamında tatlı bir hatıra kalır. Hayata daha fazla asılır, düzenli yaşarsın.” sözü sonunda “Yarından itibaren on gün izinlisin şimdi git hazırlığını yap.” diyerek noktayı koyar. 


11 3 11