Cevaplar

2012-10-30T08:35:50+02:00

Yaşam öyküsü (biyografi, eski adlandırmasıyla tercüme-i hal), edebiyat, sanat, siyaset, spor gibi alanlarda basan göstermiş, önderlik etmiş kişilerin yaşamının anlatıldığı kısa veya uzun metinlere verilen genel addır.

Yaşam öyküsü yazılan kişinin, belirli bir okur kitlesi tarafından çeşitli özellikleriyle merak edilen biri olması gerekir. O kişinin yaşamının ve yaptıklarının anlatılması yoluyla hem tanıtılması hem de bilinmeyen yanlarının ortaya konması beklenir. Okurlar da daha çok bu noktaya eğilir aslında; hayranlık ya da sevgi duyduğu kişinin, bilinmeyen yanlarını keşfetmek, onu daha yakından tanımak, merak ettiği ayrıntıları öğrenmek ister. Birinin yaşam öyküsünü yazan kişinin de o kişiye bir nedenle yakınlık, ilgi ya da sevgi duyduğu fark edilir. Bu kişi ailesinden biri olabileceği gibi, yaşam öyküsünü merak ettiği için üzerine eğilip araştırmaya giriştiği biri de olabilir.

Herhangi bir nedenle toplumda iz bırakan, merak uyandıran, öldüğü için anılmak istenen birinin hayatını tüm yönleriyle anlatmaya dayanan yaşam öyküsünün temelleri yazıtlara, mezar taşlarına, destanlara, kahramanlık hikâyelerine, evliya ve enbiya menkıbelerine (Batıda azizlerin hikâyelerine), ağıtlara dayandırılabilir. Çünkü bu türlerin hepsinde, bir kahramanın, bir liderin, bir hükümdarın ya da dinsel açıdan önemli birinin hayatının anlatılması ve övülerek, yüceltilerek topluma örnek gösterilmesi amaçlanır.


YOtobiyografi olarak da anılan öz yaşam öyküsünün yaşam öyküsünden en belirgin farkı, kişinin kendi hayatını kendisinin anlatmasıdır. Yaşam öyküsü yazımında, hayatı yazılan kişi yaşıyorsa ondan destek almak, onunla yapılan görüşmeleri esere ya da araştırmaya dayanak olarak kullanmak mümkündür ancak metin ikinci kişi tarafından yazılır, yani metinde tekil üçüncü şahıs anlatımı hakimdir. Oysa öz yaşam öyküsünde, kişi kendi yaşamını kendisi anlatır ve doğal olarak tekil birinci şahıs anlatımını benimser. Ve kişi kendi başından geçenleri anlattığı için daha öznel, daha duygusal, daha özgürdür yazarken.

Yaşam Öyküsünün Temel Özellikleri

Yaşam öyküsü, kişinin kendisi tarafından değil, onunla ilgili araştırma yapan, bilgi ve belgelere ulaşan veya onun yaşamına yakından tanıklık etmiş kişiler tarafından kaleme alınır. Yaşam öyküsü yazılırken tarafsız ve gerçekçi olunmalıdır. Aktarılan bilgiler belgelere, kanıt ve tanıklara dayandırılmalıdır; bunun için kişi hakkında daha önce yazılmış yazılardan, kitaplardan, yapılmış araştırmalardan, resmi bilgi ve belgelerden, kayıtlardan, günlüklerden, mektup ve benzeri yazışmalardan, onunla yapılmış söyleşilerden, anekdotlardan, o kişinin yaşamında yeri olan insanlarla yapılan görüşmelerden, fotoğraflardan… yararlanılabilir. Yazarın, her tür ayrıntıya ulaşmaya çalışması ve dikkatle ele alması, bir zorunluluktur. Söylenti ve dedikodulara, asılsız bilgilere yer verilmemelidir. Öznel bir tutum izlenmemeli; eleştirel, yargılayıcı, okuru yönlendirici bir tavır benimsenmemelidir.

Kişinin yaşamı aşırı yüceltmeden ya da yerin dibine geçirmeden sergilenmelidir. Kişinin önemi, değeri, benzerlerinden farkı belirlenmelidir. Yaşam öyküsü yazılan kişinin doğumu, aile çevresi, eğitim süreci, kişiliği, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri, sosyal yaşamı, aşkları, evliliği ve çocukları, alanındaki başarısına ulaşma süreci, ulusal ve uluslararası başarıları, yaşadığı ve gittiği yerler, resmi görevleri, eserlerini yaratış süreci, sağlığı, ölümü… konu edilmelidir. Çalışmada/eserde kronolojik (zamandizinsel) sıra izlenebileceği gibi yaşamının belirli bir dönemi üzerinde yoğunlaşılabilir ya da geri dönüşlü anlatım benimsenebilir. Bu, yaşam öyküsü yazarının bireysel tercihine, yaşam öyküsünü sanatsal ya da akademik amaçla ele alıp almamasına bağlıdır.

Türk ve Dünya Edebiyatında Biyografi

Nispeten daha gerçekçi sayılabilecek biyografilerin başlangıcı olarak eski Yunan’da Plutarkhos’un Hayatlar adlı eseri gösterilir. 17. yüzyılda İngiltere’de William Roper’in Thomas Moore hakkında yazdığı biyografiyi ve 18. yüzyılda Samuel Johnson’ın, James Boswell’in yazdığı biyografileri bu türün ilk önemli örnekleri arasında saymak gerekir. 20. yüzyıla dek yazılan biyografilerde, yaşamı anlatılan kişinin hayatının yanı sıra erdemleri, ahlakî özellikleri Önemliydi. Modern biyografinin doğduğu 20. yüzyıldan itibarense yaşamı anlatılan kişiye daha nesnel yaklaşılmaya başlandı.

 

Türk edebiyatında modern anlamda yaşam öyküsü yazımının ilk örneklerine 19. yüzyılda, Tanzimat edebiyatından itibaren rastlanır. Namık Kemal’in, Beşir Fuad’ın, Ahmet Midhat’ın ve Fatma Aliye Hanım’ın yazdıkları yaşam öykülerini bunlar arasında sayabiliriz. 20. yüzyılda yaşam öyküsü türünde eserlerin sayısı ve çeşitliliği hızla artmıştır. Aşağıda çeşitli türlerine değinirken yaşam öyküsünün günümüzdeki yazarlarını da anacağız.

0