Cevaplar

2012-10-29T23:11:54+02:00

GİRİŞ
İnsanoğlu duygu, düşünce ve bilgilerini çeşitli biçimlerde başkalarına aktarmaktadır; yani iletişim
kurmak için insanlar kendi aralarında farklı yolları kullanmaktadır. Bunlardan biri de sesli bildirişim aracı olan
konuşmadır. Konuşma dili en yaygın iletişim biçimidir. Dil ve dil türleriyle ilgili olarak dil bilimciler farklı
tanımlar ortaya koymaktadırlar; ancak dil ile ilgili hepsinin benimsediği, ortak özellikler de vardır. Bu düşünceye
dayalı olarak; bir toplulukta, başlangıçta sözlü dildeki baskın bir yöresel ağızdan kaynaklanan, yazım ve söyleyiş
özellikleri kural olarak benimsenen, eğitim kurumları ve kitle iletişim araçlarında kullanılan dile ölçünlü (
standart ) dil denilmektedir. (Çotuksöken 2001: 33).
Bir dili toplum olarak konuşan ve yazanların hep birlikte uydukları belirli ölçü ve kurallara bağlı ortak
dile ölçünlü dil denilmektedir. Türkçede ölçünlü dil, genellikle İstanbul ağzına göre şekillenmiş olan konuşma ve
yazı dilidir (Korkmaz 1992: 140). Dilin yalnızca konuşulduğu yörede kolayca anlaşılabilen biçimine ise ağız
denir. Ağız olarak nitelenen söyleyiş biçimi, yöresi dışında çok zor anlaşılır. Ancak ağız, sadece söyleyiş
bakımından ayrılıklar göstermez. Sözdizimi ve biçimlenme bakımlarından da ölçünlü dilden uzaklaşabilir. Bu
nedenle ağız özellikleri taşıyan konuşmalar ve yazılı metinler ölçünlü Türkçenin dışında kalır. ( Konya ağzı,
Kastamonu ağzı, Burdur ağzı gibi ).
Bütün dünya dillerinde, yazı dilinin kurallı yapısı karşısında, söyleyişe yönelik çeşitlilik gösteren
konuşma dilleri vardır. Bu nedenle toplumlarda anlaşmanın kesintisiz biçimde sağlanabilmesinde, ölçünlü
söyleyiş kurallarının belirginleşmesi önemlidir. 1932’ de Atatürk’ün başlattığı dil devriminin hedefleri arasında
“… konuşma dili ile yazı dili arasındaki açıklığı kapatarak, dile millet varlığı içinde birleştirici ve bütünleştirici
bir nitelik kazandırmak ” ifadesi de yer almaktadır. İstanbul ağzı esas alınarak oluşturulan yeni yazı dili
aracılığıyla Türkçenin ölçünlü bir dil haline gelmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla; TDK, MEB gibi kurumların
yanı sıra akademik yapısı olan ve dille ilgilenen çeşitli kurumlar tarafından da ölçünlü dilin yapılandırılması
sağlanmakta; ölçünlü dile ait biçimlemenin nasıl olacağı belirlenmektedir. Belirlenen esasların yaygınlaştırılması
amacıyla dil bilgisi kitapları, sözlükler, yazım kılavuzları gibi kaynaklar hazırlanmaktadır. Bütün bunların
sonucunda, çok geniş işleve sahip bir iletişim aracı geliştirilip konuşanla dinleyenin iletişimi sırasında ortaya
çıkabilecek sorunlar en aza indirilmekte; güzel ve zengin dilimizi doğru ve etkili kullanma bilinci artmakta;
özellikle okuryazar çevresini içine almak üzere, İstanbul Türkçesi ülke çapında bir konuşma dili haline
g

0
2012-10-29T23:12:33+02:00

Türkiye'de seslerin çıkarılmasında yörelere göre farklılık vardır. Ancak güzel seslendirmede daha çok İstanbul ağzı esas alınır. Seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için ses aletlerinin- gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi gerekir. Bu çerçevede aşağıda çeşitli alıştırmalar yer alacak.

Alıştırmaları yaparken ses çıkışlarını netleştireceğiz. İyi boğumlanma yani heceleri netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmamız gerekir. Sesleri ses organlarını abartılı kullanarak çıkaralım. Aşağıdaki doküman dört bölümden oluşmuştur: Birinci bölüm ses organlarının eğitimine ilişkin alıştırmalar; ikinci bölüm, sesli harflerin çıkarılışı; üçüncü bölüm sessiz harflerin çıkarılışı ve kullanımını anlatmaktadır. Dördüncü bölüm ise sesli ve sessiz harflerin cümle içinde karışık şekilde kullanımına ilişkin alıştırmalardan oluşmaktadır.

Bu alıştırmalarda verilen örnek cümle veya hecelerin bıkmadan ısrarla tekrar tekrar seslendirilmesi gerekir. Bu çalışma sürdürüldükçe seslerin ağızdan akarcasına çıkmaya başladığını, başlangıçtaki zorlanma veya tutukluğunortadan kalktığını göreceksiniz.

Diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. Sözün içeriğinin kodlanması yani etkili iletişim diksiyon sanatının dışında kalan bir konudur. Ancak konu üzerinde oluşturulan eserlerde bir karmaşanın mevcut olduğunu da itiraf edelim.

Bu öğeler söyleniş-fonetik, boğumlanma, vurgu, durak ve ulamadan oluşmaktadır.

Fonetik seslerin doğru çıkarılmasıyla ilgilenen bir alandır. Boğumlanma, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde kaybolmadan çıkarılması alanıyla ilgilenir. Vurgu, söylemedeki monotonluğun kırılmasını sağlayan, her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusudur. Yazı noktalaması ve duraklarıyla konuşma noktalaması veya durakları birbirinden farklı olabilmektedir. Durak bölümü, bu sorunun çözümünü amaçlamaktadır. Ulama çalışmalarına gelince,bu çalışmalar kelimeler arasında uyumlu geçişler sağlamayı amaçlamakta ve dilin doğal kurallarından yararlanmaktadır.

0