Cevaplar

2012-10-30T14:23:07+02:00

atuk Buğra Han Destanı

Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han X. yüzyılda İslâmiyet’i resmen devlet dini olarak kabul etmiştir. 

İslâmiyet’ten sonra ilk teşekkül eden destan da bu hükümdarın İslâmiyet’i kabulü ve yaymak için yaptığı mücadelelerin efsanelerle zenginleştirilerek anlatımıyla doğmuştur.

 


Manas Destanı

Kırgız Türkleri arasında doğan Manas destanı Kazak-Kırgız Türk kültür dairesi içinde bugün de bütün canlılığı ile yaşamaktadır. 

Bu destan 500 bin beyitle Dünya destanlarının en büyüğüdür. 

Manas Destanı'nın ana temasını, Manas'ın Kırgız Türkleri için vermiş olduğu özgürlük mücadelesi ve onları bir bayrak altında toplama ülküsü oluşturur. 

Manas Destanı, içerik itibariyle göçebe ve savaşçı Kırgız Türklerinin hayatını bütün ayrıntısı ile yansıtır. 

Kırgız Türklerinin mitolojileri en eski dini telakkileri evlenme ve düğün adetleri, eğlenceleri, sevinçleri, üzüntüleri, tabiat ve düşmanları ile mücadeleleri, cenaze merasimleri, şölenleri ... bu destanda ana hatları ile kendisine yer bulmuştur.

Bu destanın XI ile XII. yüzyıllarda meydana geldiği düşünülmektedir. 

Destanın kahramanı Manas da, Oğuz Kağan destanının İslâmî rivayetindeki ve Satuk Buğra Han gibi İslamiyet’i yaymak için mücadele eden bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında İslâmiyet öncesi Türk kültür, inanç ve kabullerinin tamamını görmek de mümkündür.

 


Cengiznâme

Ortaasya'da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. 

Cengiznâme Moğol hükümdarı Cengiz'in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. 

Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkırt, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını günümüze kadar yaşatmışlardır. 

Cengiznâme'de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır.

Orta Asya Türkleri, Cengiz'i İslâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı İslâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadolu’ya saldırmaları, gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat’ın önce Hülâgu, daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk'in Yıldırım Beyazıd’la sebepsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz' in de sevilmemesine yol açmıştır. Cengiznâme batıda yaşayan Türklerin hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır.

 


Edige

Bu destanda XIII. yüzyılda Hazar denizi kıyısında kurulan Altınordu Hanlığı’nın XV.

yüzyılda Timurlular tarafından yıkılışı anlatılmaktadır. 

Destanın adı, Altınordu Hanı ve bu destanın kahramanı Ediğe Mirza Bahadır'a atfen verilmiştir. 

Ediğe Mirza Bahadır’ın devletini ayakta tutabilmek için yaptığı büyük mücadeleler, ölümünden sonra XV. yüzyılda destan haline getirilmiştir. 

1820 yılından itibaren yazıya geçirilmiştir.

 



Battalnâme

Bu destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gazi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşçısıdır. 

Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevîlerin Hristiyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş Abdullah isimli bir kişiyle ilgili olarak doğmuştur. 

Battal, Arapça kahraman demektir, Battal Gazi, Arap kahramanına verilen unvandır. 

Türklerin Müslüman olmalarından sonra Battal Gazi destan tipi Türkleştirilmiş, önceki destan epizotlarıyla zenginleştirilmiş ve anlatım geleneği içine alınmıştır. 

XII. ve XIII. yüzyıllarda Battalnâme adı ile yazıya geçirilmiştir. Hikâyeci âşıkların repertuarlarında da yer almıştır. 

Seyyid Battal adıyla da anılan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindar hem de cömerttir. Müslümanlığı yaymak için yaptığı mücadelelerde insanların yanında büyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşır. Aşkar Devzâde isimli atı da kendisi gibi kahramand

1 1 1