Soru

06092001 kullanıcısının avatarı

yaşlı adam ve deniz kısa özet

gönderen 06092001

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu 06092001 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

1
kaniyakuti1907 kullanıcısının avatarı
Kaniyakuti1907 cevapladı

ROMANIN ÖZETİ 

Havana açıklarında, Golf Stream’de küçük teknesiyle yalnız başına avlanan balıkçı Santiago, zayıf, yüzü ve ensesi kırış kırış buruşmuş yaşlı bir balıkçıydı. Yanakları, güneşin esmer lekeleriyle kaplıydı. Bu lekeler çenesine kadar iniyordu. Oltasına takılan balıkları çeken elleri yarık yarık ve yol yol çizgilerle dolmuştu. Santiago, seksen dört gündür sandalıyla denizde olduğu halde bir tane dahi balık avlayamamıştı. Yanına küçük bir yardımcı almış, fakat kırk gündür balık avlayamadığı için bu çocuk balık avlamayı becerebilen balıkçıların yanında çalışmaya başlamıştı. Çünkü çocuğun ailesi çocuklarının eve balıkla gelmesini bekliyor, ayrıca Santıago’nun uğursuzluğa kapıldığını düşünüyorlardı.  

Bu yüzden, yıllardan beri kendisine yardımcılık yapan küçük Manolin, başka bir balıkçının yanında çalışmaya başlamıştı.  Küçük Manolin yaşlı adamı çok seviyordu. İhtiyar balıkçının ufacık teknesiyle her gün eli boş dönüşü çocuğu çok üzüyordu.

Yaşlı balıkçı ile Manolin iyi bir dost olmuşlar iyi anlaşıyorlardı. İhtiyar balıkçının kulübesinde, beyzboldan, büyük beyzbolcu Di. Maggio’dan, eskiden yakaladıkları büyük balıklardan bahsediyorlar iyi anlaşıyorlardı. Yalnız yaşayan ihtiyar rüyasında, gençliğinde gittiği Afrika’yı ve sahillerde oynayan aslanları görüyordu.

 Manolin, avdan dönen yaşlı adamın teknesinin dönüşünü her gördükçe hemen sahile koşar, olta yumaklarını, sereni, zıpkını, yelkeni taşımak için eski ustasının yardımına yetişirdi. Çocuk ihtiyar balıkçıya hayranlık duyuyor, her şeyi ondan öğrenmiş olduğundan ona sevgi duyuyor, ama o yanından ayrılmak zorunda kaldığı için de oldukça üzülüyordu. Çocuk, bütün boş vakitlerini onunla geçiriyor, İhtiyar balıkçı da her sabah onu uyandırıyor ve sahile birlikte iniyorlardı.

İhtiyar teknesini yükleyip, denize açılıyor, çocuk sahilde yine ihtiyarı bekliyor Ama ihtiyar o gün de hiç balık tutamadan geri dönmüş oluyordu.  Diğer balıkçılar,  Santıago ile artık dalga geçmeye başlamışlardı.  O ise, havanın açılmasını bekliyordu. Niyeti alabildiğine açılmak ve avlanamadığı günlerin acısını çıkarmaktı. Böylece, ne kadar İyi bir balıkçı olduğunu dost, düşman yeniden görecekti.

Bir gün çocuk o gün tuttuğu iki büyük balığı ihtiyara verdi ve balıkları yem olarak kullanmasını istedi. O gece rüyasında, yüksek dağlarda, altın sarısı kumsallarda gezindi, mavi denizlerde dolandı. Sabah olmadan uyandı ve gidip Manolin’i uyandırdı. Kahvelerini içtikten sonra, Manolin ‘in yardımı ile kayığını denize indirdi ve denize doğru açıldı. İhtiyar balıkçı bu sefer çok uzaklara gitmeye karar vermişti. Koyun çevresinde haftalarca uğraştım, yine bir şey tutamadım diye düşünüyordu.

Güneş doğmak üzereydi.  Uçları yemli oltalarını suya atarak, akıntıya doğru sürüklenmeye başlamış ve güneşin doğuşunu zevkle seyrediyordu. Kürekleri çekerken, uçan balıkların dışarı fırlayışlarını seyrederek hayalini duyduğu büyük kılıç balığını yakalamayı umuyordu. Bu gün seksen beşinci gündü ve seksen dört gündür hiç balık tutamamıştı.

Güneş denizin üzerinde gözükünce, kendisiyle kıyı arasında dağılmış sandalları görebildi. Karanlık sulara bakıyor, denizin derinliklerinde dimdik inen oltaları izliyordu. Ama çok vakit geçmeden oltasının ipleri altında geriliverdi; kürekleri bırakarak oltaya el atarak hızla çekmeye başladı. İçeri aldığı balık güzel bir palamuttu. İhtiyar, balığın iyi yemlik olacağını düşünerek balığı teknenin ucuna doğru fırlattı.

Kürekleri çeke çeke sahilden çok uzaklaşmış, sahilin yeşil çizgisi gözlerinden kaybolmuştu. Hava iyice ısınmış, kürek çeken ihtiyarın sırtı ile ensesinden kuyruk sokumuna kadar her yanı terle dolmuştu.  

Bir anda olta ipinin altında olan ve küpeşteye dayadığı tahta çubuklardan birisi aniden düştü. Büyükçe bir balığın zoka yuttuğu belliydi. İp öyle bir gerildi ki balığın ne kadar büyük olduğunu tahmin bile edemedi. Fakat şunu anladı ki her zaman hayal ettiği büyük balık bu balıktı.

“Tamam” dedi ve bütün dikkatini artık oltaya vermişti.  Oltasına vuran balık, büyük kıhçbalığıydı. Yaklaşık yüz kulaç derinliğindeki oltanın ucundaki yemlerini yakalamış, oltasının iplerini kuvvetlice çekiyordu.  Oltasının iplerini yavaş  yavaş gevşetmişti  Böylece, balık yemi rahatlıkla yiyebilecek ve oltaya düşecekti. . “Haydi, biraz daha ye” diye yine konu

Sabah olduğunda teknenin etrafına balıkçılar toplanmıştı.  Herkes balığa bakıyor hayret ile izliyordu. Balıktan kalanlar bile heybeti anlatıyordu. Çocuk hızla ihtiyarın evine doğru yöneldi.

İçeriye girdiğinde Santıago uyuyordu. Çocuk onun parçalanmış ellerini  görür görmez ağlama başlamıştı. Kahveden kahve alarak yaşlı adama getirdi.  Uyanıncaya kadar da başından hiç ayrılmadı. Uyanınca, kahvesini Santıagoy’a uzattı.

Santıago bir kederle Manolin’e seslenmişti, “Yendiler beni Manolin, yendiler beni” dedi. Çocuk  “seni büyük balık değil ötekiler yendi” dedi. Yaşlı adam yorgun argın yeniden uykuya daldı.  Ama çocuk başındaydı.  Artık ne olursa olsun, hep onunla çıkacaktı. Çünkü  usta  balıkçıdan öğrenecek çok şey vardı.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (1)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...