Cevaplar

2012-10-30T22:53:49+02:00

her satır büyük harfle başlar duygular yer alır genlleikle bunlar .

0
2012-10-30T22:55:05+02:00

Konumuz üzerinde düşünce yürütmüş yüce bir selefime dayanarak, amacımı daha kesin belirlemek istiyorum. Uzun zaman önce. Yüzelli yıl önce Edgar Alian Poe “bir şiir nasıl oluşuyor?” sorusunu irdeleyen bir makale yayımladı. Bu denemenin konusu, Poe’nun en ünlü şiiri olan “Karga”dır. Başlığını çevirmek kolay değil: The Philosophy of Composition. Bunun anlamı yaklaşık olarak “şiirsel çalışmanın kuralları”gibidir. Bu küçük yazı, dolaysız bir söyleyişle, Poe’nun şiiridir. Poe’yu bu incelemeye yöneltenin ne olduğu, şu sözlerinden anlaşılıyor: “Bir yazar, yapıtlarından birinin tüm oluşum sürecini aşama aşama anlatabilirse, bizim için ne kadar öğretici olurdu diye düşünmüşümdür çok kez. Böyle bir denemenin bugüne kadar niçin yapılmadığına yanıt bulmak zordur; bunun suçlusu sanırım özellikle yazar beylerimizin kibiridir. Çoğu yazar, özellikle de şairler, yapıtlarını güzel bir çılgınlık içerisinde, kendinden geçmişçesine ilhamla yarattıklarına insanları inandırmayı seviyorlar...”
geç Helenizmden beri Avrupa’da ilham mitine karşı, şiir yazmanın daha çok sanatsal bir edim olduğundan söz eden, gizli bir karşı çıkış hep olmuştur. Poe, bu antitezi ileri zekâsının bütün araçları ile sonuna kadar ifade eden ilk kişi olmuştur yalnızca. Savunmasının teknolojik momenti önem taşımaktadır:

“İzleyicilerin, kulis arkasını görebileceği düşüncesi dahi, yani ... dişlilerin ve kayışların, halatların, perdelerin, yani yüz olayın doksan dokuzunda sanatçının araç gerecini oluşturan teknik desteğin tüm deposunu görürse - bunu düşünmek dahi yazarları irkiltiyor... Bana gelince, ne yukarıda adı geçen antipatiye katılıyorum, ne de yapıtlarımın birinin nasıl oluştuğunu anımsamak zor geliyor; ve bir çözümlemeye ve yeniden oluşturmaya olan ve az önce eksiklik olarak tanımladığım ilgi, çözümlemeye konu olan nesneye ilginin var olup olmamasından bağımsız olduğu için, burada modus operandi olarak kendi eserlerimden birinin nasıl oluştuğuna değinirsem, umarım bu benim haneme zevksizlik olarak yazılmaz...

Amacım, bir şiirin hiçbir bölümünün rastlantı, ya da ilham sonucu oluşmadığını, tersine, matematiksel bir işlem gibi dize dize aynı kesinlik ve mantıkla kurulduğunu göstermektir.”

Poe’dan bu kadar.

“Karga”nın oluşumu hakkındaki makalesi büyük etki yarattı. Baudelaire ve Mallarme, yazarı Fransa’da tanıtmışlardı; orada Poe’nun, yeni şiirsel Credo olarak yorumlanabilen denemesi, kısa sürede sönüp gitmeyen, kuşaklan uğraştıran gerçek edebiyat olaylardan biri oldu. Çağdaş şiirin kuramı, Poe’suz düşünülemez. Valery, şairden bir “edebiyat mühendisi”diye söz ediyor, Gottfried Benn onu “sanatsal materyali soğuk tutmaya”çağırıyor; öğrencileri Pound’u “il miglior fabbro”olarak anıyor; yüzyılımızın büyük İspanyol şairleri Göngo-rizm makinesini yeniden çalıştırıyor; Brecht, yabancılaştırma etkisini şiire de uyguluyor. Burada hesap kitap yapılıyor ve parçalar birleştiriliyor, ve her yerde Poe’nun izleri görülebiliyor. Dada-babalarınm taklalarında ve sürrealistlerin rüya metinleriyle şaklabanlıklarında dahi bir hesaplanmışlık seziliyor, sanki söz konusu olan, bir makineyi yapmak yerine parçalamak olsa bile, o mühendislik sanatını bozmamak gibi.

Poe’dan esinlenmek, diğer konularda birbirine aşırı derecede zil olan yazarları, şiirin doğasına olan yaklaşımlarında birleştiriyor. Edebiyat Mühendisi sözcüğünü Majakovskiy ya da Valery de ortaya atmışhi yazarları irkiltiyor... Bana gelince, ne yukarıda adı geçen antipatiye katılıyorum, ne de yapıtlarımın birinin nasıl oluştuğunu anımsamak zor geliyor; ve bir çözümlemeye ve yeniden oluşturmaya olan ve az önce eksiklik olarak tanımladığım ilgi, çözümlemeye konu olan nesneye ilginin var olup olmamasından bağımsız olduğu için, burada modus operandi olarak kendi eserlerimden birinin nasıl oluştuğuna değinirsem, umarım bu benim haneme zevksizlik olarak yazılmaz...

Amacım, bir şiirin hiçbir bölümünün rastlantı, ya da ilham sonucu oluşmadığını, tersine, matematiksel bir işlem gibi dize dize aynı kesinlik ve mantıkla kurulduğunu göstermektir.”

Poe’dan bu kadar.

“Karga”nın oluşumu hakkındaki makalesi büyük etki yarattı. Baudelaire ve Mallarme, yazarı Fransa’da tanıtmışlardı; orada Poe’nun, yeni şiirsel Credo olarak yorumlanabilen denemesi, kısa sürede sönüp gitmeyen, kuşaklan uğraştıran gerçek edebiyat olaylardan biri oldu. Çağdaş şiirin kuramı, Poe’suz düşünülemez. Valery, şairden bir “edebiyat mühendisi”diye söz ediyor, Gottfried Benn onu “sanatsal materyali soğuk tutmaya”çağırıyor; öğrencileri Pound’u “il miglior fabbro”olarak anıyor; yüzyılımızın büyük İspanyol şairleri Göngo-rizm makinesini yeniden çalıştırıyor; Brecht, yabancılaştırma etkisini şiire de uyguluyor. Burada hesap kitap yapılıyor ve parçalar birleştiriliyor, ve her yerde Poe’nun izleri görülebiliyor. Dada-babalarınm taklalarında ve sürrealistlerin rüya metinleriyle şaklabanlıklarında dahi bir hesaplanmışlık seziliyor, sanki söz konusu olan, bir makineyi yapmak yerine parçalamak olsa bile, o mühendislik sanatını bozmamak gibi.

Poe’dan esinlenmek, diğer konularda birbirine aşırı derecede zil olan yazarları, şiirin doğasına olan yaklaşımlarında birleştiriyor. Edebiyat Mühendisi sözcüğünü Majakovskiy ya da Valery de ortaya atmış olabilirdi. Şiiri, devrimin bir aracı olarak gören ve kesinlikle bir formalist olmayan bu Rus, tümü ile Poe - Valery çizgisinde olan Şiir Nasıl Yazılır başlıklı bir makale yazdı. Amerikalının “dişli çarklar ve kayışlar” öğretisinden sonuçlar çıkartıyor ve şiirsel hammaddelerden, yarı işlenmiş ve hazır ürünlerden söz ediyor. Saf şiir’in estetiği ile Marksist tarih anlayışı bu kadar yakınlaşabiliyor, buna göre üretim güçlerinin gelişimi insanın bütün eylemlerini ve böylece şiir yazmayı da belirliyor.




0