Cevaplar

2012-10-31T14:57:12+02:00

Türkiye’deki ekonomik sıkıntılardan bugünlerde pek söz edilmemekte, genelde ülke gündemi farklı konularla işgal edilmektedir. Ülkemizde her ne kadar üstü kapalı bir “Ekonomik kriz” den bahsedilse de aslında belirli sektörlerde bunun sancıları hala ciddi anlamda kendini hissettirmektedir.

Özelikle orantısız dağılan gelirler, işsizlik oranı, yeni madenlerin işlenememesi ve yeni gelir kaynakları arayışına girilmemesi önümüzdeki yıllarda ülke ekonomisini daha da sıkıntıya sokabilir. 

Türkiye hem konum olarak hem nüfus dağılımı olarak çok avantajlı bir ülke, genç nüfusun fazla olması, kaynaklarının bol olması, ulaşımının kolaylıkla gerçekleşmesi ülkemizi bir çok yönden avantajlı kılmaktadır. Ancak maalesef birçok yatırımcı doğru bölgeleri seçemiyor, bakir kalan şehirlere girmeye ürküyor hükümette yönlendirmede bulunmuyor.

Hal böyle olunca da tek bölgeye yönlendirilen sanayi belirli bir düzeyden sonra dıygunluk noktasına ulaşıyor rekabet oranı hep aynı şehir ve bölge içersinde döndüğünden ekonomik krizler meydana geliyor.

Sanayi açılımı, tarım açılımı, yatırım açılımı yapmak birçok yönden ekonomiye daha fazla katkı sunacaktır. Sanayinin en büyük sorunu tek bir bölgeye sıkışıp kalmasıdır.

Sadece Bursa’daki fabrikaların sayısı, güneydoğu’daki tüm fabrikaların sayısından daha fazladır. Elbette ki şartlar aynı değil, bazı işletmeler, fabrikalar Güneydoğu’da, Karadeniz’de işletilemez fakat daha küçük ölçekli o bölgenin iklim ve şartlarına uygun üretim yapan fabrika ve işletmeler kurulabilir. Sanayi kuruluşları, yeni yatırımlar hep İstanbul ve çevresine yapılmakta olup bu nedenle de orantısız bir göç almaktadır. Bu da ekonomik sorunların başlıca nedenlerinden biridir.

Ülkemizde tarım önemsenmeli, verimli her metrekare topraktan ürün elde edilmelidir. Tarm sektöründe insanların üretim gücünün yanı sıra toprakların verimliliği o ülkeye özgünlük katmaktadır.

Türkiye’nin tüm bölgelerini gözümüzün önüne getirelim. Her bölgede farklı bir iklim farklı tarım ürünleri yetiştirilmekte. Birçoğu dünya pazarına sunulmaktadır. Verimli topraklar daha iyi değerlendirilse ekonomik girdimizde kısa süre içersinde artacaktır.

Ekonominin en önemli unsurlarından bir diğeri ithalat ve ihracattır. Ülkemizde Cumhuriyet tarihinden bu yana ihracat yapılmaktadır. Bu son dönemlerde tarım ürünlerinden daha çok sanayi ürünleriyle yapılmaktadır. Ancak burada şöyle önemli bir ayrım var. Sanayideki ihracat, tarımdaki kadar ülke ekonomisine girdi sağlamamaktadır.

Çünkü bir çok sanayi kuruluşu üretim yaparken adeta taşeronluk yapıyor. Tüm ham maddeyi ve kullanılacak olan aparatları dışarıdan ithal ediyor sadece insan gücü ile üretip dış ülkelere ihraç ediyor bu anlamda da kar oranı hayli düşük oluyor. Fakat tarım ürünlerinde tamamen ülkeye, şehre, ilçeye özgü olan ürünler yetiştirilip, toplanıp dış pazara sunuluyor yani her şey burada başlayıp burada sonlanıyor.

Bu nedenle de tarım ürünlerinin ihraç edilmesindeki ekonomiye katkı daha fazla oluyor.

İhracat rakamlarımız her geçen gün artmaktadır. Bu ilk etapta ekonomik olarak sevindirici gibi görünse de asıl tablo öyle değildir.

Çünkü artan ihracat rakamlarının yanında ithalat rakamları da artmaktadır. Bu nedenle bir negatif büyüme oluşmaktadır. 

Üretim yapısının verimsiz teknolojilerden kurtulması zorunlu hale gelmiştir. Otomotiv alanında Türkiye hem ithalat hem ihracat yapmakta ve ihracat ancak ithalatı karşılamaktadır. Dolayısıyla dış ticaret hacmi büyürken bu durum ekonomik büyümeye katkı sağlamamaktadır.

Bu anlamda, üretici firmalara teknoloji alanında teşvikler sağlanmalıdır.

Kimyevi maddeleri üretecek özel sanayi bölgeleri kurulmalıdır. Türkiye'de otomotivden boyaya kadar pek çok sektörde ara malı olarak kullanılan kimyasal hammaddeler, dış ticaretimizin en zayıf noktalarından biridir.

Tarım üretiminde endüstriyel bitkiler, özellikle yağlı bitkilere ağırlık verilmelidir. Çiftçi bu amaçla bilinçlendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Meyve ve sebze alanında verimliliği artırıcı önlemler alınmalıdır

Türkiye'nin tekstil alanında uluslararası pazarlarda söz sahibi olabilmesi için dünyaca tanınan markalar oluşturması şarttır. Hâlihazırdaki markaların dışında bu alanda çalışan firmalara dış ticaret müsteşarlığınca destek ve fon sağlanmaktadır. Tekstil makinelerinin Türkiye'de üretilmesi için destekler verilmelidir. Dış ticaret ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır. Hükümet bu anlamda müteşebbisleri özendirici teşvik paketleri hazırlayarak dış ticaretin canlanmasına katkı sağlayabilir.

1 5 1
2012-10-31T14:57:18+02:00

Özellikle, son günlerde Rusya ile Türkiye arasında 'ilaç kalıntılı domates' dolayısıyla patlak veren ve halk sağlığını ilgilendiren, gıdada bilişim teknolojisinin kullanılması gittikçe önem kazanıyor. İşte tam da bu konuların ele alındığı, 'Gıda Sektörüne Bilişim Desteği Paneli ' The Marmara Oteli 'nde gerçekleştirildi.

Elsys "in ev sahipliğinde gerçeklen etkinlikte, gıda sektörünün tarladan tüketiciye uzanan çok katmanlı, karmaşık iş süreçlerinin nasıl daha kolay yönetilebileceğine ilişkin ipuçlarının sunuldu.

Toplantının açılışında bir konuşma yapan İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof . Dr. Dilek Boyacıoğlu , gıdadan bahsederken; gıdaların besleyici olmalarının yanı sıra güvenli, lezzetli, dayanıklı ve ekonomik olmalarının taşıdığı öneme dikkati çekti.

Gıda sanayinin, dünyaya paralel olarak çok ciddi bir gelişme süreci yaşadığını belirten Boyacıoğlu , eskiden petrol için savaşlar yaşanırken bugün aynı kavganın gıdada yaşandığını söyledi.

Gıda sektörünün, istihdama % 2, imalat sektörlerine % 5 ve GSMH 'ye % 8 katkı sağladığını anlatan Boyacıoğlu , tarımsal ürünlerden maksimum düzeyde yararlanmak gerektiğini söyledi.

Yunan Feta peynirinin tüm Amerika 'da tanındığına dikkati çeken Boyacıoğlu , ondan çok daha kaliteli olduğunu söylediği bir Ezine peynirinin ise bilinmediğini söyledi.

Gıda sanayinin çevreye duyarlı olması gerektiğini belirten Prof. Boyacıoğlu , Türkiye 'de, tarım sektörü ile gıda sektörünün 'kayıt dışı' durum dolayısıyla istenildiği gibi koordineli çalışmadığını ifade etti. Daha ucuz ve kontrolsüz üretimin gıda piyasasını önemli ölçüde etkilediğine dikkati çeken Boyacıoğlu , markalaşma ile ülke ekonomisine daha büyük katkıların gerçekleştirilebileceğini söyledi.

Gıdada en önemli sorunların KOBİ 'lerde görüldüğüne dikkati çeken Boyacıoğlu , bilimsel ve ürün odaklı çalışılarak bazı sorunların aşılabildiğini sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu 'ndan sonra konuşan SAP Çözüm Mühendisi Musa Zorbozan, SAP 'nin kurumsal iş uygulamaları alanında yazılımlar üreten öncü kuruluşlardan biri olduğunu söyledi.

Gıdanın, SAP 'nin sektörel çözümler sunduğu alanlardan biri olduğunu belirten Zorbozan, Türkiye 'de gıda sektöründe iş yapan şirketlere kar sağlayacak bir yapı sunmaya çalıştıklarını söyledi.

Aralarında; Nestle , Ülker , Danone , Yaşar , Kraft , Saray, Kent, Mey gibi sektörün önde gelen şirketlerine çözümler sunduklarını anlatan Zorbozan, bilişim teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak daha çok sayıda kuruluşun bu hizmetlerden yararlanmak için kendilerine başvurduğunu söyledi.

Ciddi satış ve dağıtım bayi ağı olan şirketlerin, son yıllarda mobil satış takip sistemlerinin kullanımına ağırlık verdiklerine işaret eden Zorbozan, bu sayede şirketlerin, gün sonunu beklemeden satış gelişmelerini anlık olarak izleyebildiklerini açıkladı.

Turk.internet .com'un, son günlerde tarımda yeterli denetleme olmaması dolayısıyla yaşanan gelişmeler konusundaki sorusu üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof . Dr. Dilek Boyacıoğlu şunları söyledi; "Gıda güvenliği, tarladan çatala kadar bir çerçevede düşünülmesi gereken bir konu. Tarımsal alanda kullanılan ilaçlar, hormonlar ve gübrelerin iyi tarım uygulamaları denilen tekniklerle yapılmaları gerekiyor. Uygulanan ilaç miktarı, uygulandığı süre gibi bazı değerlerin takip edilmesi gerekiyor. Belli bir hassasiyetin sağlanması lazım. Bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 'nın bir açıklama yapması gerekiyor. Raporları görmemiz lazım. Tarım işletmelerine dönmemiz gerektiğini düşünüyorum."

Boyacıoğlu , "Çernobil sonrasında yaşananlara benzer görüntüler olası mı?" sorumuza ise; "Hatırlayacağınız gibi İngiltere "de "deli dana" hastalığının görüldüğü günlerde ilgili bakan torununu da yanına alarak bir lokantada kameraların karşısında afiyetle et yemeği yemişti. Yani, politikacılar dünyanın her yerinde aynı!" şeklinde karşılık verdi.

Etkinliğe, gıda maddelerinin üretiminden tüketimine kadar her aşamada kendini koruyabilmesi için zorunlu olan soğuk zincir yönetiminden, ürünün son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar olan tüm iş süreçlerine özel 

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/308560-sanayinin-ulke-ekonomisine-katkisi-nedir.html#ixzz2AsgU4Abo

1 5 1