Yarın Türkçe Sınavı Var 7.Sınıf Orta Uzunlukta Kompozisyon Yazıcağız Hoca Dedi Evde Bir Kompozisyon Bulun [40 dkyi kompozisyonunu düşünmemek için ]

ORTA UZUNULUKTA BIR KOMPOZISYON [GUZEL VE 7.SINIF DUZEYI OLSUN]



KONU FARKETMEZ ICERIGINDE BETIMLEME OLSUN ANLATIMI GELISTIRME YOLLARI OLSUN ORNEKLEME TANIMLAMA VS HER YONDEN IYI CUMLELER KULLANILMIS GUZEL BIR KOMPOZISYON



KOMPOZISYONU NASIL YAZCAĞIMI BILIYORUM SIZ BANA BIR KOMPOZISYON BULUN YADA YAZIN :s BU 3. SORU DUZGUN CEVAP VERIN

BIRDE YAZARIM AMA UZUN YAZARIM KISA YAZARIM YAZIMMI FLN FILAN DEMEYIN YAZCAKSANIZ YAZIN PUAN ICIN YAPMAYIN YARDIM ICIN YAPIN MESAJ OLARAKDA ATABILIRSINIZ LUTFEN SINAVIN 60 PUANI KOMP. 40 PUANIDA SORULAR YUKLEM EYLEM SÖZCÜKTE ANLAM KİPLER VS VS

1

Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-10-31T21:43:37+02:00

Cumhuriyeti 84 Yılda Nereden Nereye Getirdik?
16 yılında doğduğum Cumhuriyetin çeyrek yüzyılı tamamlamasını, törenlerini çok iyi anımsıyorum
O zaman bugünkünden daha yoksul, ama çağdaş uygarlık düzeyini yakalama umudunu hâlâ yitirmemiş insanlardık
O zamanlar Avrupa Birliği yoktu ki, oraya aday olaydık
Ama şimdilerde, tasarlanan, fakat görünür gelecekte gerçekleşme umudu olmayan AB üyeliği ile çağdaş uygarlık düzeyini yakalama hedefi birbirleriyle karıştı, özdeşleşti adeta
Oysa 1948 29 Ekimi’nde, hem çağdaş uygarlık ülküsüne, hem Avrupa’ya, Cumhuriyetin 84 yaşının son 24 saatini yaşadığı bugünkünden daha yakındık
Temelinde, laiklik ve eğitim seferberliği yatan Cumhuriyet bu iki hedefine de varamadı, öyle olunca da çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamadı, Avrupa’ya da katılamadı
Bir gerçeği artık açıklıkla görmemiz gerekir Türkiye Cumhuriyeti, sıkı bağlarla bağlandığı Avrupa’nın birliğine, şu ya da bu şekilde, bir yerden, bir formülle eklemlenebilir, ama hiçbir zaman, öbür üyelerle eşit koşullarda ortak olamaz
Burada kusuru yalnız Avrupalılarda aramak büyük yanlıştır İslami cumhuriyetlerin Avrupa’da yeri olmadığını ve Türkiye’nin de bugünkü sosyo-ekonomik, politik yapısıyla AB’ye uyum sağlayacak düzeye gelmediğini görmemiz gerek
***
Cumhuriyeti, cumhurun kendi yöneticilerini kendisinin seçmesi biçimindeki dar anlamıyla yorumlarsak, özgür iradenin ürünü olan 1950 seçimleriyle onun hedefine vardığımızı söylemek mümkündür
Ama Cumhuriyeti, yalnız yöneticilerin seçimiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda çağdaş, katılımcı, çoğulcu bir demokrasiye varmak olarak yorumlarsak, onu hâlâ toplumsal yaşama geçiremediğimizi söylemek zorundayız
Cumhuriyetin en büyük siyasal başarısı, cumhurun yöneticilerini, kendi özgür iradesiyle seçmesini sağlamak olmuştur Çok partili rejim dediğimiz sistemin getirdiği bir sonuçtur bu
Devleti kuran tek partiden çok partili rejime sarsıntısız, darbesiz geçişi sağlayan cumhuriyetin kurucu iradesinin özündeki demokratik tohumlar ile tek partinin o günkü liderinin kararlı tutumu olmuştur ki, burada dış etkenlerin de rolü vardır
Ama tek partiden çok partili düzene geçişte sağlanan başarı, çok partili ama tek boyutlu rejimden çoğulcu demokrasiye geçişte sağlanabilmiş değildir
Eğer değişim ve dönüşümü bir başarı ölçütü olarak kabul ederseniz, o zaman Cumhuriyetin tek partili döneminin demokratik olarak, çok partili döneminden çok daha başarılı olduğunu da kabul etmek durumunda kalırsınız 
Nüfusun fiziki olarak kentleştiği sanılırken, gerçekte kentlerin bile hızla köyleştiği ve “köylü” kültürünün tümüyle egemen olduğu bir toplumda, farklılıklara saygı, katılım, çoğulculuk gibi kavramların gelişmesini bekleyemezsiniz
***
Cumhuriyetin olduğu kadar demokrasinin de, temel altyapı kurumlarının oluşmasında, nasıl ki tek parti yönetimleri kendini izleyenlerden daha başarılı olmuşlarsa, tek partinin işleyişte hiç de demokratik olmamasına karşın, ana hedefinde de, çok partili yönetimlerinden demokrasi açısından daha ileri dönük olduğunu söylemek mümkündür Şöyle ki, çok partili yönetimler, devraldıkları sistemi daha demokratik ve katılımcı yapmak yerine, inatla bir çoğunlukçulukta (üstelik gerçek çoğunluğu da sahip olamayıp, yalnızca sandıkta en çok oyu alan anlamında bir çoğunlukçuluk) debelenmeye ittikleri de bir gerçektir
Türkiye’de şu anda işbaşında bulunanlar, milli irade adına, iktidar erkini tekelleştiren, farklılıkları silmeyi amaçlayan, kendi nispi çoğunluğunun diktasını getirmeye yönelen bir tutum içindedirler ki, bu da çağdaş demokrasiye taban tabana zıt bir durumdur
Cumhuriyetin kurucu iradesine ve önderi Mustafa Kemal’in yönelimlerine uygun bir doğrultuda ilerlemediği, artık bundan böyle de ilerleyemeyeceği kesindir
İlk kurucu iradeden geriye ne kalacağını, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan laiklik ilkesinin bu ülkede bir süre daha yaşayıp yaşayamayacağını şimdiden kestirmek güçtür Onun bekası ancak Cumhuriyetin kendisini koruma içgüdüsünün toplumda kök salmasıyla mümkün olacaktır
Bunun olup olmayacağını da önümüzdeki dönemde göreceğiz
Benim çocukluğumda, Cumhuriyet bayramlarında umut vardı
Zavallı şimdiki çocuklar

istersen kendn kısalt ben ödevi sözlü notu için yapmştım 96 aldm

1 5 1