Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-01T16:15:22+02:00

alıntıdır........

Tahir, sanat hayatına şiirle başlar. İlk şiir denemeleri İçtihat (1931), Geçit (1933), Varlık (1935) dergilerinde yayımlanır. Yazar uzun bir süre çeşitli takma adlar kullanarak günlük hikayeler, dedektiflik ve macera romanları yazar. Otobiyografik öğeler içeren ilk öyküleri Yedigün’de (1935), Göl İnsanları’nda yer alan dört öyküsü de 1941’de Tan gazetesinde yayımlanır.  İlk kitaplarında daha çok köy ve köylü sorunlarına eğilen yazar daha sonra Türk tarihinin ve özellikle yakın tarihin olaylarını ele alır.

Yediçınar Yaylası’nda 1838-1908 yılları arasındaki ıslahat ve devrim hareketlerinin yankılarını Çorum dolaylarında ve buralardaki halkın renkli söyleşmeleriyle anlatır. Yediçınar Yaylası’nın konusu Köyün Kamburu’nda devam ettirilir. Ama Yediçınar Yaylası’ndaki bazı silik kişiler, Köyün Kamburu’nda ön safa geçer. Olaylar, 1908-1918 yıllarında savaş ve sarsıntıların köydeki yıkımları içinde sürüp gider. Cumhuriyet devrinde bir köyü ve o köyün gurbetçilerini anlatan Sağırdere romanının olayları da Körduman’da devam eder. Yine köy ve çevrelerinden alınmış olan Rahmet Yolları Kesti ve Kelleci Mehmet’te ağalık kurumu ve eşkıyalık olgusunu inceler. Bozkırdaki Çekirdek’te de köy enstitüleri üzerinde durur.

Esir Şehrin İnsanları, bir Abdülhamit devri paşasının oğlu olan Kemal Bey’in kişiliği etrafında Mütareke İstanbul’unu anlatır. Aynı kişiyi İstiklal Savaşı başlarına getiren Esir Şehrin Mahpusu adlı romanıdır. İstanbul’daki yılgın subay ve politikacıların Anadolu’ya geçişlerini konu edinen romanı da Yorgun Savaşçı’dır. Yol Ayrımı adlı eserinde de Kemal Bey’in kızı Ayşe ve Öğretmen Ramiz’in oğlu Kadir’in “ülkücü, ilerici” yaşamları anlatır. Devlet Ana romanında Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını, Kart Kanunu’nda da Mustafa Kemal Atatürk’e karşı düzenlenen İzmir Suikastı girişimi çevresinde Cumhuriyet’i kuran kadronun ittihitçılarla olan hesaplaşmasını anlatır. Büyük Mal romanı, Tanzimat Döneminden başlayarak Cumhuriyet yıllarına kadar toplumsal bir değişim geçiren kırsal kesimde yaşayan köylülerin hayatını konu edinir. Namusçular ve Damağası romanlarında da kırsal kesim insanının cezaevi problemlerini anlatır.

Kemal Tahir romanlarına tarihçi ve sosyolog gözüyle yaklaşır. Romanlarında konu 14. yüzyıldan 1950′lere kadar yaşanan toplumsal sorunlardır.  Osmanlı toprak düzeninin batıdaki feodalizmden farklılığı gerçeğinden hareket eder ve bu benzemezliği insanlık yönünden değerlendirmeye çalışır. Romanlarında aynı zamanda batı taklitçiliği üzerinde durmuş ve kültür ikiliği yarattıkları gerekçesiyle bürokrasinin Jön Türk kanadına eleştiriyle yaklaşmıştır. Türk tarihi ile ilgili araştırmalarını roman yoluyla dile getirmiştir. Bu yüzden romanları tarihi bir belge niteliği taşırlar. Tarihe ve Osmanlı toplumuna duyduğu ilgi, onu tarihi roman yazmaya ve Türk toplumunu tarihsel süreç içerisinde değerlendirmeye yöneltmiştir.

Yazar 1945′e kadar yazılmış olan romanları “Türkçede yazılmış romanlar” olarak değerlendirir. Onları Türk romanı olarak kabul etmez, çünkü o zaman kadar yazılmış romanların Batı taklitçiliğinden öteye gidememiş olduğu düşünmektedir. Ona göre, bu tarihe kadar yazılmış romanların özünde yerli adlar taşıyan yabancı insanların özentili serüvenleri anlatılır. Kemal Tahir’e göre bir romancı, tıpkı bir tarihçi gibi, tarihi çok iyi bilmeli, bir sosyolog gibi toplumsal yapıyı çözümlemiş olmalı ve bir iktisatçı gibi ekonomik araştırmalar yapmalıdır. Böylece roman, bir sosyoloji, ekonomi ve tarih makalesi haline dönüşmeli, saf roman olmaktan kurtarılmalıdır. Türk toplumunun yapısı, özellikleri romancılar tarafından incelenmeli ve elde edilen bilgiler okuyucuya aktarılmalıdır. Kemal Tahir, romancının eserlerinde aklını ve sezgilerini birleştirmesi gerektiğini söyler. Romana insan yaşantısını dile getiren ve kendine özgü bir söylemi olan bir sanat olayı olarak değil, yazarın bulduğu tarihsel ve toplumsal  bulguları okura aktarmaya yarayan bir araç olarak bakar.

Romanlarında genellikle Çorum ve Çankırı ağızlarını kullanır. Yer yer tekerlemelere, meddah ağzına ve secilere başvurur. Aşık Paşazade ve Evliya Çelebi gibi Türkçenin en eski söz ustalarından özellikle köy romanlarında yararlandığı görülür. Kişi ve doğa betimlemelerine fazla yer vermez. Dili son derece sade ve doğaldır. Tarih ve toplum dersi niteliğindeki konuşmaları yer yer bıktırıcı nitelik taşımasına rağmen yine de yazarın dili büyük bir ustalıkla kullandığını söyleyebiliriz. Romanlarındaki en önemli kusur ise bilgi vermek amacıyla zaman zaman romanın akışını durdurmasıdır.

0