Cevaplar

2012-11-02T22:22:16+02:00

Dostluk; Sevgindir…

Bugün Dragosa giderken arabada yeni aldığım bir şiir kitabını karıştırdım, şairleri kıskandım… Başımı gökyüzüne kaldırdım… Mehtabı, yıldızları kıskandım…
Dragosta denizin en derin koyu mavisi köpükler içinde ilerleyen dalgaları kıskandım…
İskelede bekleyen martıların üzerindeki ıslak gri beyaz tüylerini kıskandım… Nedir bu kıskançlık? Niye duyarız bu duyguyu? Yaşantımızı ne kadar etkiler? Kimleri ve neleri kıskanırız?
Çocukluğumuzda, anne babamızı, kardeşimizi, arkadaşlarımızı kıskanırız Büyüdükçe okul arkadaşlarımızı, bizden başarılı, bizden akıllı insanları… Sonra âşık oluruz, sevgilimizi Evleniriz eşimizi Çocuklarımız olur onları kıskanırız… Kızımızı bir oğlan dansa davet eder sinirleniriz… Oğlan gelini çok sever içimiz burkulur Yani ömür boyu hiç bitmez bu kıskançlık…
Ben dört yaşımdayken eve bir beşik geldi… İçinde çirkin, buruş buruş, sürekli ağlayan, ellerini kollarını sallayan bir bebek… ” Kız Kardeşin” dediler… Annem ‘’Senin pabucun dama atıldı’’ Dedi… Adını Neşe koymuşlar bide… Annemin beş tane oğlundan sonra eve nihayet bir kız çocuğu gelmişti… Ahh ahh sormayın… Günlerce karşı evlerin damlarına bakıp pabuçlarımı aradım…
Daha önce eteğini her çekiştirdiğimde benimle ilgilenen annem, akşam eve geldiğinde beni kucağına alıp havalara zıplatan babam bu tuhaf ve çirkin şeyin başından ayrılmaz oldular Her ağladığında yanına koşup, kucaklarına alıyorlar… Pış pış yapıyorlar, altını temizliyorlar ve sürekli onunla uğraşıyorlardı…
Yalnız kaldım Arasıra yanına gidip emziğini ağzından alıp emiyor, biberonuna su doldurup içiyordum… Bir gün de annem mama pişirmek için mutfağa gittiğinde yatağa tırmanıp bebeğin üzerine oturdum… Annem çığlık çığlığa girdi içeri ve ‘’öldüreceksin kardeşini?” Dedi… Bilmem… **üm ne demek bilmiyorum ki ben… “Ama kıskanıyorum anlamıyormusunuz?” Diyemedim… Avazım çıktığı kadar bağıra bağıra ağladım…
Okul yıllarında kıskançlığın canımı acıttığı kadar beni motive eden bir duygu olduğunu da öğrendim… Başarılı olanlar ödüllendiriliyordu… İlkokul birinci sınıftayken, öğretmen okumayı ilk söken kızın yakasına kırmızı bir fiyonk taktı Çok imrendim… Bütün gece heceleye heceleye, satırlarda parmaklarımı gezdire gezdire okumak için çabaladım… Uykusuz kaldım ama ertesi günü kurdeleyi de aldım…
Lisedeyken en kıskandıklarım; Cuma töreninde o hafta başarı kazanan öğrencilerdi… Ya kompozisyon, ya şiir ya da bir spor dalında ödül alanlar kürsüye çıkar, öğrenciler ve öğretmenler onları alkışlardı Sırf oraya çıkmak için hiç edebiyat öğretmeniminde önerisiyle elime ne kadar edebi yazı varsa başladım okumaya şiir ve edebiyat benim en sevdiğim ders oldu Ve okulu temsilen artık ben seçilerek giden öğrenci oluyordum
Kıskançlıkla yine kol kola, yan yana gezmeye devam ediyoruz…

Aşığa, sevgiliye, eşe olan kıskançlık hiç bitmez… Dozunda olan kıskançlığın keyif veren bir tarafı da yok değildir hani İnsan, sanki daha fazla sevildiğini düşünür… İlkellik falan demeyin… Her şeyin fazlasının zarar olduğu gibi kıskançlığın fazlası, da hastalıklı hali de zarar verir, bıktırır insanı… Kıskançlık yüzünden yapılan kavgalar, yıkılan yuvalar, işlenen cinayetler hep bu duygunun kontrolsüz ve marazi bir hale gelmesinden kaynaklanır Bu hiç hoş değil…

“Sevdiğini özgür bırak… Döner gelirse zaten senindir…”
Benim bahsettiğim, keyif veren kıskançlıklar, sevgiden kaynaklanan kıskançlıklar ve insanı başarı kazanmaya, mücadeleye iten kıskançlıklar…
İnanın ne yalan söyleyeyim ben kıskançlığımı seviyorum…

Seviyorum da… Bi sır paylaşayım sizle…

Dragosta “Çiğ damlası bir sevdiceğim” var benim…

Tek sevdiceğim o… O benim herşeyim…

Islak kanatlı gök gözlü ince bacaklı martılarım…

Çok kıskançtırlar laf aramızda… Napıym başka sevdiceğim yok ki benim… Kıskançlık kaderim… 


Kaynak: http://www.forumlord.net/misafir-soru-ve-cevaplari/95067-kiskanclik-ile-ilgili-kompozisyon.html#ixzz2B6BG74Zx

0
2012-11-02T22:22:34+02:00

Kıskançlık Kompozisyonu

Beynimizi Kemiren Sorular
Öyle bir canavardır ki kıskançlık,beraberinde tedirginliği, endişeyi ve huzursuzluğu da getirirBeyni böcek gibi kemiren soruların başlıca kaynağı da kıskançlıktırTerk edilme ihtimaliniz çoğaldıkça sorular artar

Kesin ve net yanıtı yoktur hiçbir sorunun,Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan sevgilinin her davranışı,her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecinden geçirilecektirBir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan kıskançlık,sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artıkVe düşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbetteKıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir gibi görünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket ettikçe çamura daha da gömülmesine benzer Yanlış, yanlış üstüne eklenir… Mantık ve aklın ardından benlik ve kişilik de çıkar sürgüneSiz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir Üstelik değişmek uğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık Bu noktaya nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile Hangi olay, hangi kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp durursunuz 

Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan sevgiliden kurtulmaktır O sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz aşk giysisini çıkarmanın zamanı gelmiştir Bu tutsaklığı yaşamaktansa kar altında çıplak kalmak çok daha iyidir Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, bir yerlerde sizi beklemektedir…
 


0