Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-03T14:52:34+02:00

Aşağıdaki parça bir manzum hikaye örneğidir:

KOCAKARI İLE ÖMER
Üstad-ı necibim Ali Ekrem Bey’e
Yok ya Abbas’ı bilmeyen, kimdi?..
O sahabeyi dinleyin, şimdi:
“Bir karanlık geceydi pek de ayaz..
İbni Hattâb’ı görmek üzre biraz,
Çıktım evden ki yollar ıpıssız.
Yolcu bir benmişim meğer yalnız!
Aradan geçmemişti çok da zaman,
Az ilerden yavaşça oldu iyan,
Zulmetin sinesinde ukde gibi,
Ansızın bir müheykel Arâbî!
Bembeyaz bir ridâ içinde garîb,
Geliyor muttasıl mehîb mehîb.
Ben sokuldum, o geldi, yaklaştık;
Durmadan karşıdan selâmlaştık.
Düşünürken selâm alan sesini,
O heyûlâ uzandı tuttu beni:
Bir de baktım, Ömer değil mi imiş?
-  Yâ Ömer! Böyle geç zaman, bu ne iş?
-  Şu mahallâtı devre çıkmıştım…
Gel beraber, benimle, üç beş adım.

Mehmet Akif ERSOY

1 5 1
2012-11-03T14:57:36+02:00



bir sabah... 

merhaba canözüm, 
yabancı bir kentin seherinden, 
bir hastane odasından merhaba sana. 
nasılsın, yüreğin nasıl... 
seni her an özlemenin, 
hep düşünmenin sıcaklığı ile 
merhaba yüreğim. 
günün güzel geçsin. 
hadi uyan...gün başladı. 
kalk, mahmur mahmur günaydın de... 
bir müzik aç...notalar dolsun odaya... 
camı aç, yeni günün güzellikleri, 
yeni umutlarla dolsun odaya... 

dizlerim tutmuyor, bugün yürüyemedim... 
doktorlar belki de artık yürüyemezsin dediler, 
olmaz ki canözüm...olmaz ki... 
ben yürüyemezsem 
sen işten gelince kapıyı açamam, 
sana kahve yapıp 
ağır adımlarla da olsa sana getiremem... 
şehrin sokaklarında koluna girip dolaşamam... 
bi tanem, gel de bunu doktora anlat... 
canözümü iyi et nolur, de. 
nerdesin...gel artık, ömür gidiyor. 

gene bir gün... 
nur yüzlüm, geleceğim, bugünüm, yarınım... 
Rabbimden seni diledim... 
Her okunan ezanda iliklerim titreye titreye, 
gözlerim yaş dolu seni dilerim... 
Ellerimdeki al güller soldu, büktü boynunu güller, 
gelmedin... 
Ömrü tükettin. 
Bu hastane penceresi ezberledi ezgilerimi... 
Hep sen varsın ne söylesem... 
Hani gençken bana türküler söylerdin sazınla ya 
’deli miyim neyim’ diye... 
Artık kulaklarım da iyi duymuyor 
ama gene de bir ses duysam 
bana ’ziyaretçin var’ diyecekler sanıyorum... 
yok, gelmedin tek tanem... 
bilmez misin ki 
seni bekler bu yaşlı ve buruşmuş kollarım.. 
varamaz toprağa bedenim sensiz.. 
gel, nolur...gel artık nur yüzlüm. 

günlerden bir sabah... 
günaydın cantanem, 
bu gece seni gördüm rüyamda... 
seni tanımadığım yıllardan seslendin bu gece bana, 
öyle güzel, öyle hoş ve öyle saftı ki gülüşlerin... 
bugünkü gibi... 
sadece sanki bir burukluk vardı. 
yıllar bir şeyleri alıp götürmüş senden, 
düşündüm de şimdi buldum, 
hayata olan inanç kaybolmuştu 
yüzündeki gülüşlerde şimdi... 
oysa kim istemezdi ki 
hayatının yollarında istediği gibi salınsın... 
ama bazen birileri arkamızdan itekleyip 
bilinmez yollara itiyor bizi 
ve bizi öfkeye gark ediyor, 
bazen de 
kendi tercihlerimizle 
kendimiz kendimizi yakıyoruz.. 
bilinmiyor ki hiç bir şey... 
ama rüyamdaki gençliğin çok hoştu be gülüm... 
nasıl toy, nasıl genç ve nasıl umut doluydu... 
hayat yolunun daha başlarındaydın, özgür... 
uyandım..keşke yanımda olaydın da 
gözyaşlarımla ıslanan yastığımı değiştireydin... 
seni çok özledim bir tanem... 
dün akşam hemşire, yemeğimi getirdiğinde
dalıp gitmişim, 
seninle evli olup da 
sana yemekler hazırladığım bir düşün içindeydim... 
birden sıçradım, 
o an tepsideki yemek döküldü... 
yatak da battı, üstüm de... 
sesler mi yükseldi, 
yatağımı kim değiştirdi, 
kim beni hırpaladı hatırlamıyorum... 
ama sanırım ceza verdiler bana, 
bir daha dikkat edeyim diye.. 
aç kalınca 
yemek mi göreceğim sandılar ki düşümde... 
ben sana açım, 
bilmiyorlar... 
şu ak saçlarım seni bekler tarayasın diye... 
nerelerdesin yüreğim... 
dünyanın hangi bilinmezindesin.. 
iyi misin... 
seni de üzenler var mı... 
sen de uzatıyorsun ellerini biliyorum 
ama delemedi karanlığı ellerin... 
ne olur tek tanem...gel artık, 
tutmuyor ellerim artık... 
yazamıyorum... 
gel olur mu? 

gece mi şu an... 
sanırım gece... 
nerdesin canımmm... 
nerdesin... 
nolur gel, dayanacak mecalim kalmadı... 
bedenim terk ediyor ruhumu... 
bu gece doktorlar başımdaydı hep... 
hayal meyal hatırlıyorum yüzlerini.. 
kimsesi yok mu, çağırın diyorlar... 
kimsem sendin, herbişeyim sendin... 
gelemedin ki canözüm... 
boşa mı doğurdum o yavruları, nerelerdeler ki... 
hatırlasam, söyleyeceğim yerlerini... 
ama yok..bilmiyorum... 
kollarım acıyor sevdiğim..çok... 
damarlarım yok olmuş sanki buruşuk tenimin içinde... 
sanki sadece kalbim canlı kaldı bu yitik bedenimde... 
burnumda buram buram bir çorba kokusu var... 
hani, sana bir hazır çorba yapmak istemiştim de yok demiştin... 
ellerinle yağda yumurta yedirmiştin ya... 
o günden beri sana bir yemek yapmanın özlemi kalmıştı içimde.. 
şimdi ayağa kalkamaz oldum... 
belki gelsen... 
bilmem ki... 
gücümü toplar da kalkabilir miyim... 
nerdesin ey yar, ya yanıma gel... 
ya da her nerdeysen ordan bana eşlik et... 
benim vaktim azalıyor... 
belki bir daha yazamam... 
bil ki ardımda artık ağlayacak gölgeler yok, 
ama benim de gölgem yok... 
seni hep sevdim yüreğim. 
teneşire mi kaldı vuslat halkamız... 
nur yüzlüm, 
uzat ellerini ve gelemesen de hisset varlığımı... 
hisset. 

1 1 1