Cevaplar

2012-11-03T18:26:28+02:00

Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılışı 23 Nisan 1920 

Mustafa Kemal Atatürk önceden beri Meclis-i Mebusan'ın İstanbul'da değil, Anadolu'da toplanmasını istemekteydi. İşgal altındaki İstanbul'da meclisin tehlikede olduğu savunuyordu. Atatürk'ün bu düşüncesine karşın Heyet-i Temsiliye'nin yaptığı toplantılarda meclisin İstanbul'da toplanması fikri ağır bastı. Meclisi Mebusan üyelerini belirlemek için Ali Rıza Paşa hükümeti döneminde seçimler yapıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri seçimlerde başarılı oldu ve Heyeti Temsiliye, seçilen milletvekillerinin Meclis-i Mebusan'da "Müdafaa-i Hukuk" adında bir grup oluşturmasını istemekteydi. Buna karşın Meclis-i Mebusan'da böyle bir grup kurulamadı.

Atatürk, kendisinin Meclis-i Mebusan'ın başkanı seçilmesini ve Anadolu'da süren hareketin yasal olarak tanınmasını istiyordu. Ancak 18 Mart 1920'de İngiliz işgal kuvvetleri Meclis-i Mebusan'daki Heyeti Temsiliye milletvekillerini tutukladı ve sürgüne gönderdi. Bu tutuklamalardan sonra 18 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan kapandı. Atatürk, bunun üzerine Heyet-i Temsiliye'yi temsilen meclisi Ankara'da toplanmaya çağırdı ve 21 Nisan 1920'de yayınladığı bir bildiri ile meclisin 23 Nisan 1920'de toplanacağını duyurdu. 23 Nisan Cuma günü Hacı Bayram Camii'nde kılınan Cuma namazının ardından dualar ile meclis açıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan meclis, zorluklar nedeniyle 115 milletvekili ile açıldı. Aynı gün gerçekleşen toplantıda meclis adının "Türkiye Büyük Millet Meclisi" olmasına karar verildi.

23 Nisan 1920 tarihinde, Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (d. 1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve konuşma yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.

Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.

Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Atatürk'ü meclis başkanlığına seçti. Atatürk, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.

1 1 1
2012-11-03T18:26:59+02:00

BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ( 23 Nisan 1920 )

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgal edileceğini "Mim Mim Grubu"nun istihbaratına dayanarak daha 11 Mart'ta öğrenmişti. Ayrıca Salih Paşa Hükümeti'nin de düşürülerek yerine ulusal iradeye karşı, işbirlikçi bir hükümet kurulacağını duymuş ve bu haberler üzerine bütün Müdafaa-i Hukuk örgütlerini uyarmıştı. 16 Mart'ta İstanbul'un işgal haberini Manastırlı Hamdi Bey telgrafla Ankara'ya bildirdi. İstanbul'un işgali ile çıkan bu durum karşısında Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'u tamamen saf dışı etmek, Heyet-i Temsiliye'yi geçici bir hükümet gibi çalıştırarak, Ankara'da ulusal iradeyi gerçekleştirecek bir meclis toplamak üzere harekete geçti. Aynı gün Kolordulara çektiği telgraflarla işgal haberini ve Heyet-i Temsiliye'nin Anadolu'da tek idari merci olduğunu bildirdi. 16 ve 17 Mart tarihlerinde peş peşe çektiği telgraflarla da Kolordulara ve Valiliklere alınacak önlemleri bildirdi. Bu emirleri şu esaslar içinde toplayabiliriz:

        1- İstanbul'un işgali, İtilaf Devletleri temsilcileri, bütün tarafsız devletlerin dışişleri ve meclisleri nezninde telgrafla protesto edilecek ve mitingler yapılacaktır.

        2- İstanbul ve yabancı resmi yerlerle geçici olarak görüşme kesilecek.

        3- Hıristiyan halka dokunulmayacaktır.

        4- Memleketin asayişini ve huzurunu bozanlar, hangi dine ve ulusa ait olurlarsa olsunlar haklarında aynı şiddette ve eşitlikte kanuni işlem yapılacaktır.

        5- İçinde bulunulan olağanüstü durum, birliği gerektirmektedir. Ulusun birliğini sağlamak ve girişilen  mücadelenin kutsallığından ve yasallığından herkesi haberdar etmek için gayret sarf edilecektir.

        6- Olumsuz propagandalar önlenecektir.

        7- Askeri ve sivil makamları işbirliği yaparak çalışacaklardır.

        8- Önemli telgraf merkezleri kontrol edilecektir.

        9- Deniz veya kara yoluyla gelenler sıkı şekilde kontrol edilecektir.

        10- Önemli mektuplar kontrol edilecek.

        11- Heyet-i Temsiliye'nin bilgisi ve izni olmadıkça, hiç bir makam ve hiçbir memur İstanbul ile haberleşme yapmayacaktır.

        12- Telgraf memurları, İstanbul'dan çekilen düşman tebliğlerini alıp yaymayacaklar ve Anadolu'da yapılan haberleşmeyi İstanbul'a vermeyeceklerdir. Aksi takdirde bu gibi memurlar casus sayılarak haklarında yasal işlem yapılacaktır.

        13- İşgali protesto için yazılan telgraflardan ücret alınmayacaktır.

        14- Rehin olarak İngiliz Kontrol Subayları tutuklanacaktır.

Bunların yanı sıra mali ve askeri önlemler de alındı. İngiliz subayların tutuklanması hemen gerçekleştirildiği gibi İngilizlerin Anadolu'ya kuvvet sevkini engellemek için Gevye Boğazı kapatıldı ve civardaki köprüler ve demiryolları havaya uçuruldu. Eskişehir'de bulunan İngiliz birliklerinin üzerine kuvvet gönderildi. Özellikle İngilizlere karşı alınan bu önlemler, gerekirse İngilizlerle de savaşılacağı kararını gösteriyordu.

Mustafa Kemal Paşa, bu önlemleri alırken 16 Mart tarihinde yabancı devlet temsilcilerine gönderilmek üzere Antalya'daki İtalyan temsilciliği aracılığı ile bir telgraf yollayarak işgali protesto etti:

İstanbul'da İngiliz, Fransız, İtalyan Siyasal Temsilcilerine, Amerika Siyasal Temsilcisine, bütün tarafsız Devletler Dışişleri Bakanlıklarına ve Fransa, İngiltere, İtalya Millet Meclisleri'ne verilmek üzere Antalya'da İtalyan Temsilciliği'ne:

        Ulusal bağımsızlığı temsil eden Millet Meclisi ile birlikte İstanbul'da bütün resmi dairelere İtilaf Devleti'nin erleri açıktan, açığa ve zorla girmişlerdir. Bu arada ulusal amaçlara uygun iş gören birçok yurtsever kimselerin tutuklanmasına da girişilmiştir. Osmanlı milletinin siyasal egemenliğine ve özgürlüğüne indirilen bu son yumruk, hayatımızı ve varlığımızı, ne pahasına olursa olsun, savunmaya kararlı olan biz Osmanlılardan çok, yirminci yüzyıl uygarlık ve insanlığının kutsal saydığı bütün ilkelere, özgürlük, yurt ve ulus duygusu gibi bugünkü insan toplumlarının temeli olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri ortaya koyan insanlığın genel vicdanına indirilmiş demektir.

        Biz, haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz savaşın kutsallığına ve hiçbir gücün bir ulusu yaşamak hakkından yoksun bırakamayacağına inanıyoruz. Tarihin bugüne dek yazmadığı nitelikte bir suikast olan ve Wilson İlkeleri'ne göre düzenlenmiş bir Ateşkes Anlaşması ile ulusumuzu savunma araçlarından yoksun etmek gibi bir düzene dayanılarak yapıldığı için, ilgili ulusların şeref ve onurlarıyla da bağdaşmayan bu davranış üzerinde yargıya varmayı, resmi Avrupa ve Amerika'nın değil, bilim, kültür ve uygarlık Avrupa ve Amerikanı'nın vicdanına bırakmakla yetinir ve bu olaydan doğacak büyük tarihsel sorumluluğa son olarak bir daha dünyanın dikkatini çekeriz. Davamızın töreye uygunluğu ve kutsallığı, bu güç zamanlarda, Tanrı'dan sonra en büyük desteğimdir.

                                                                       Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk

                                                                              Temsilciler Kurulu Adına

                                                                                     Mustafa Kemal


1 1 1