Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-03T22:58:11+02:00

Atasözü: Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan,belirli bir yargı içeren,söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.



ÖRNEK ATASÖZLERİ:

-Acıkan yanağından,susayan dudağından belli olur.

-Ah alan onmaz,ah yerde kalmaz.

-Ak köpeğe koyun diye sarılma.

-Akıl yiğide sermayedir.

-Al malın iyisini çekme kaygısını.

-Almak kolay ödemek zordur.

-Altın kılıç demir kapıyı açar.

-Alçak tavuk kendini ferik gösterir.

-Arap eli öpmeyenen dudak kara olmaz.

-At ölür meydan kalır,yiğit ölür şan kalır.

-Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

-Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.

-Az kazanan çok kazanır,çok kazanan hiç kazanır.

-Aç koyma hırsız olur,çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

-Ağlayanın malı gülene hayır gelmez.

-Ağustosta beynin kaynasın,kışın da tencere kaynasın.

-Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.

-Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.

-Bahar çiçeğiyle güzeldir.

-Bal yiyen baldan bıkar.

-Bebeler birbirinden huy kapar,ayranlarına su katar.

-Besle kargayı oysun gözünü.

-Bin atın varsa bin dinlen,bir atın varsa in dinlen.

-Bir bütün bir yarımdan iyidir.

-Bu dünya iki kapılı handır,gelen bilmez geden bilmez.

-Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.

-Çocuk evin meyvesidir.

-Çocuğa iş buyuran,ardınca kendi gider.

-Darlıkta dirlik olmaz.

-Dağ dumansız insan hatasız olmaz.

-Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.

-Dert saklayanda kalır.

-Devden büyük dert var.

-Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.

-Dost kazandost;düşman anadan da doğar.

-Düşmanı karıncaysa,sen fil olur.

-Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.

-Fırsat eldeyken sürün devranı.

-Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.

-Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.

-Gittiğin yer kör ise,yözünü yum da bak.

-Göz görmeyince gönül katlanır.

-Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.

-Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.

-Herşey incelikten insan kabalıktan kırılır.

 

 

 

 

Birden fazla sözcükten oluşmuş, bir kavramı karşılamak amacıyla kulllanılan ve bir durumu en kısa yoldan anlatıp, cümleye çekici anlatım özelliği katan, çoğu mecaz anlamlı kalıplaşmış söz öbeklerine "deyim" denir.

Türkçede kullandığımız deyimler şu özellikler taşırlar:

1. Birden fazla sözcükten oluşmuşlardır.

2. Çoğunlukla bir anlam kayması (mecaz) söz konusudur.

3. Cümle içinde anlatıma çekicilik kazandırır.

4. Deyim kalıbı aynen kullanılmalıdır.

a) Sözcüklerin yerini değiştiremeyiz.

b) Deyimi oluşturan sözcüklerin eşanlamlısını kullanamayız.

5. Deyimlerin arasına başka sözcükler girebilir:

Örnek:

Sen, ağzını hiçbir zaman hayra açmazsın.

6. Dilimizde kullandığımız deyimlerin çoğu "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "Deyimleşmiş Bileşik Eylem"lerdir. Bu kurala göre deyimleri oluştururken kullanılan adlar, bazı ad çekim eklerini alarak kullanılabilirler.

Örnek:

El ayak çekmek. (mastar)

Deyimleri anlam ve biçim (kuruluş) yönünden iki grup altında değerlendirebiliriz:

1. Anlamlarına göre deyimler:

a) Gerçek anlamlı deyimler

b) Mecaz anlamlı deyimler

2. Biçimlerine (Kuruluşlarına)göre deyimler:

a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler

b) Tam yargı anlamı veren deyimler

1. Anlamlarına Göre Deyimler:

a) Gerçek anlamlı deyimler:

Bu gibi deyimler anlatıma güzellik katmak amacıyla kurulmuştur. Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamı benzerlik (mecaz) anlamını düşündürmeden, kavramları olduğu gibi karşılayan kalıplaşmış söz öbekleridir.

Örnek:
Canı sağ olsun

b) Mecaz anlamlı deyimler:

Bu tür deyimlerde, kullanılan deyimin okuyu-cuya verdiği anlamın, gerçek anlamından farklı bir anlama büründüğünü görmekteyiz.

Mecaz anlamlı deyimlerde kullanılan sözcük-lerin ya biri ya da tümü gerçek anlamını yitir-miştir.

Türkçemizde bu çeşitteki deyimler gerçek anlamlı deyimlere nazaran daha çok karşımı-za çıkmaktadır.

Örnek:
Buz gibi soğumak
Beyninden vurulmuşa dönmek

. Biçimlerine Göre Deyimler:

a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler:

Türkçemizdeki deyimlerin bazılarında sonunda eylem veya ekeylem yoktur. Bu tür deyimler tam yargı anlamı vermezler.

Örnek:

Göz ağrısı, cebi delik, yarım ağız, sofrası açık, gözü açık vb.

b) Tam yargı anlamı veren deyimler:

Bu türdeki deyimlere anlam yükleyebilmek için çekime girmeli veya cümle biçimindeki deyimler olmalıdır.

Çekime girecek biçimdeki deyimler "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "anlamca bileşik eylem" özelliğindeki deyimlerdir. Bu tür deyimler değişik ad çekim ekleri kip ve kişi ekleri ile çekime girerler.

Örnek:
Babası bağırınca dut yemiş bülbüle dönmüştü.

Deyimlerin bir bölümü de benzetme istiare, mecaz-i mürsel kurallarıyla kalıplaşmıştır.

Örnek:

Dama taşı gibi oynatmak. (Benzetme)

Eli kolu bağlı kalmak. (İstiare)

Başını belaya sokmak (mecaz-ı mürsel)  

 

 

 

. Özdeyiş Nedir

Söyleyeni ve söyleniş tarihi belli olan özlü sözlere özdeyişdenir.Tdk'ya Göre Özdeyiş Nedir 1 - Söyleyeni belli özlü sözlerdir. Birkaç kelime ile derin anlam ifade edebilen cümlelerdir.
2 - Kulaktan kulağa ya da yazılı olarak aktarılan kültüre yerleşmiş sözlerdir.Özdeyişlerin Özellikleri 1. Özdeyişler, kısa ve özlü sözlerdir.
2. Doğruyu, güzeli ve söylemektedir.
3. Bir yargıyı bildirmektedir.Özdeyiş Örnekleri 1 - Yurtta barış cihanda barış! 
Mustafa Kemal Atatürk
2 - Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.
Hz. Ali
3 - Elimde olsaydı, her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim. 
Horace
4 - ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’
M.Kemal Atatürk
5 - ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’
Hz.Ali
6 - Dünya’yı isteyen bilime sarılsın,Ahiret’i isteyen bilime sarılsın;hem Dünya’yı ,hem Ahiret’i isteyen yine bilime sarılsın.
Hz.Muhammed.
7 - Aklı olanın aslında hiç kimseye özenmemesi gerekir.
Goethe


-ALİNTDİİR.

1 5 1
2012-11-03T23:00:27+02:00

atasözü Geçmişten günümüze gelen, uzun deneyimlerden yararlanarak kısa ve özlü öğütler veren, toplum tarafından benimsenerek ortak olarak kullanılan kalıplaşmış sözlere atasözü denir.Türkçe'de "sav" ve "irsal-i meseldarb-ı mesel" olarak da adlanılır.

Atasözleri bir toplumun duygu, düşünce, inanç ve kültür yapısını yansıtır. Atasözleri, kim tarafından ne zaman söylendiği bilinmediğinden anonimdir. Bu sözler topluma mâl olmuş, toplum tarafından benimsenmiş ve yüzyılların düşünce ve mantık isteminden geçerek günümüze ulaşmış kısa ve özlü sözlerdir. Atasözleri, bir düşünce açıklanırken ya da savunulurken tanık olarak da gösterilirler.

Atasözleri, halkın yalnızca ortak duygu ve düşüncelerini değil ortak dil zevkini de yansıtır. damalaya damlaya göl olur. ayağını yorganına göre uzat.

 

deyim Deyimdil biliminde, kavramları, durumları hoşa giden bir anlatımla ya da özel bir yapı ya da söz dizimi içinde belirten ve çoğunlukla gerçek anlamlarından ayrı anlamlara gelen sözcüklerden oluşan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümcedir. İki veya daha çok sözcükten kurulu bir çeşit dil ifadesi olan deyimler, duygu ve düşünceleri dikkati çekecek biçimde anlatan adönadbelirteç, yalın ve birleşik eylem görünüşlü dilsel yapılardır. Ya tam bir tümcedirler ya da bir söz öbeğidirler.  

Deyimlerin Özellikleri Atasözleri gibi kalıplaşmış oldukları için çoğunlukla, bir deyimin sözcükleri değiştirilip yerlerine - eş anlamlı da olsa - başka sözcükler konulamaz ya da söz dizimi bozulamaz. Atasözleri gibi kısa ve özlü anlatım araçlarıdır. Deyimler herhangi bir kavramı çekici bir biçimde belirtmeyi, ortaya koymayı amaçlar. Deyimin bütününden çıkan anlam her zaman deyimi oluşturan sözcüklerin gerçek anlamlarından farklı değildir. Deyimlerin söz dizimi bozulamazsa da, söylendiği duruma göre adıllar ve kişilere göre çekimler değişebilir. Aynı dildeki deyimler, farklı bölgelerde farklı sözcüklerle söylenebilir. Bir dildeki deyimler, o dili konuşan ulusun kültür birikimini ve değerlerini barındırır. Atasözleri ile farkları 

 

Deyim, bir kavramı belirtmek için üretilmiş özel bir anlatım kalıbıdır; atasözleri ise genel kural belirtme niteliğine sahip sözlerdir. Atasözünün amacı yol göstermek, ders ve öğüt vermek, ibret alınması için gerçekleri bildirmek iken, deyim herhangi bir kavramı çekici bir biçimde belirtmeyi, kolay anlaşılmayı sağlamayı amaçlar. Atasözleri gibi deyimlerin de dilin ortak kullanımına girme vasfı son derece yüksektir. Adından da anlaşılacağı üzere; atasözleri deyimlere göre genellikle, ilk kullanımından çok daha uzun süre sonra dile yerleşmiş söz öbekleri / söz kalıplarıdır. Her iki kavramın da tanımına giren bazı söz öbekleri bulunmaktadır.

Özdeyişvecizeaforizma ya da özlü söz; düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözlerdir. Kimi zaman motto, kelamıkibar ve ülger olarak da anılırlar. Özdeyişlerin söyleyeni genellikle bellidir; ancak bazı sloganlaşmış özdeyişlerin kim tarafından yaratıldığı bilinmeyebilir.

Özdeyiş derin anlamı olan geniş duygu ve anlatıların tek ve sloganımsı cümle şeklini almış halidir. Yani, derin duygu tasvirleri ve onlarca kelimeyle ifade edilmeye çalışılanın tek solukta çıkmasıdır.

“ Damarlarımdaki kan gibisin, varlığını her an hissetmiyorum ama yokluğunda yaşayamam. „

—J. Saramago

Aforizmanın tanımını da yine aforizmaları ile ses getiren Friedrich Wilhelm Nietzsche yapmıştır:

“ Benim arzum başkalarının bir kitapta anlattığı şeyi, on cümlede anlatmaktır. „  

Aforizma bir form olarak neredeyse bütün disiplinlerle dirsek temasındadır. Schopenhauer, Nietzsche, Cioran kimi zaman felsefi, kimi zaman şiirsel, kimi zaman da edebi yönü baskın olan aforizma yazarlarıdır. Lichtenberg ise yer yer bir düşünür edasıyla tespitler ortaya koysa da, aforizmalarının büyük bölümünü eğitimle ilgili temalar oluşturur.

   


0