Cevaplar

2012-11-04T14:22:39+02:00

1. Edebiyat eserindeki içeriğin gerçeklikle bağı vardır. Eseri oluşturan yazar ya da şair belli bir toplumsal gerçeklik içinde yaşamaktadır ve eserinde gerçekliği şöyle ya da böyle yansıtır.

2. Edebiyat eseri, yazıldıktan sonra da toplumsal gerçeklik içinde yer alır. Sonuçta o eseri okuyanlar belli bir toplumsal gerçeklik içinde bulunduğuna göre eserin gerçeklikle bağı başka bir biçimde sürmektedir. Kısacası yazmak da gerçeklikle ilişki kurmanın bir yoludur.

1 5 1
2012-11-04T14:23:00+02:00

Gerçek ve gerçeklik, somut ve nesnel varlık anlamına gelmektedir. Bu kavramlar ayrıca dürüst, doğru, doğruluk, hakiki, mutlaka anlamlarını da taşır. Dış dünyadaki tüm nesnel varlıklar, koşullar ve durumlar gerçekliğin kapsamına girer. Edebiyat; dış dünyayı, insanı ve insana özgü özellikleri kurmaca yoluyla dile getirir. Edebi eserlerde anlatılanlar olduğu gibi yaşanmıştır, gerçekleşmiş değil, kurgulanmış olaylardır. Yani sanatçı dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi süzgecinden geçirerek, değiştirerek, yorumlayarak anlatır. Bu, demek değil ki, sanatçı gerçeği, somutu ve nesneli anlatmaz. Sanat, gerçeğin yorumlanarak anlatılmasıdır. Yoksa gerçekliğin tamamen dışına çıkmak değildir. Zaten kurmaca konusunu gerçekten ve somuttan alır. Edebi eserde anlatılanlar günlük hayattan seçilenlerdir.
Edebi metin, yazıldığı dönemin ilmi, dini, felsefi, teknik ve sosyal alandaki verileri; her türlü siyasi, toplumsal tartışmaları kurmacanın dünyasında değerlendirir ve anlatır.

0