Cevaplar

2012-11-04T20:01:49+02:00

The tea is too hot to drink. Çay içilemeyecek kadar sıcak.

The weather is too cold to go out. Hava dışarı çıkılamayacak kadar soğuk.

The dog was running too fast to catch. Köpek yakalanamayacak kadar hızlı koşuyordu.

The sun is shining too brightly to look at. Güneş bakılamayacak kadar parlak bir vaziyette ışık saçıyor.
He is too merciful to punish anyone. Hiç kimseyi cezalandırmayacak kadar merhametli.

2 5 2
2012-11-04T20:05:32+02:00
You should not be late. You ought not to be late.

Geç kalmamalısın.

Olasılık durumlarında:

They should/ought to be arriving in a few hours.

Bir kaç saat içinde varırlar.

He should/ought to be staying at Plaza Hotel.

Plaza otelde kalıyor olmalı.

Where are the children? They should be in bed.

Çocuklar nerede? Yataklarında olmalılar.

2 4 2