Cevaplar

2012-11-04T21:02:51+02:00

 

Kazı Bilimi Nedir, Kazı Bilimi Ne Anlama Gelir, Kazı Bilimi Ne Demektir, Kazı Bilimi Anlamı Nedir ile ilgili bilgileri bu yazıda paylaşmaya çalıştım.

Kazı Bilimi ile ilgili internet ortamındaki ve diğer ansiklopedi gibi bilgi kaynaklarından elde ettiğim bilgileri yazımda paylaştım. Yararlı olmasını dilerim. Konu ile ilgili sorularınızı ve düşüncelerinizi de aşağıda yorum olarak bırakabilirsiniz.

Kazı Bilimi Anlamı

Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları özellikle tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı, arkeoloji. Dünyada arkeolojinin bir bilim dalı olarak benimsenmesi, ilk kez 1763 yılında, Göttingen’de Christian Gottlob Heyne’nin kurduğu “Klâsik Filoloji” kürsüsüyle başlamıştır. Klâsik arkeolojinin kuruluşuysa, 18. yüzyılda Winckelmann tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu bilim dalı, kuruluşundan itibaren Yunan ve Roma uygarlığını incelemiştir. Heinrich Schliemann tarafından başlatılan Troya kazılarından elde edilen sonuçlar, Yunan kültürü öncesine ait dönemlerin kültürlerini bilim dünyasına tanıtmıştır. Bunun sonucu olarak “prehistorik arkeoloji” bir bilim dalı hâline gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anton Moortgat, Berlin’de “Önasya Arkeolojisi” kürsüsünü kurarak, Arkeoloji bilmindeki branşlaşmayı başlatmıştır.

1 1 1
2012-11-04T21:02:53+02:00

Arkeoloji kazı bilimi demektir.

Eski zamanları, bütün abidelerine ve maddi kalıntılarına bakarak inceleyen, tarihe yardımcı olan bir bilim dalı. Yunancadaki arkhaios, eski ve logos, bilim kelimelerinden gelir. Arkeolojinin inceleme sahasına her türlü san’at eserleri, şehir kalıntıları, abideler ve çeşitli eşyalar girer. Bu malzemelere dayanarak eski çağların tarihini canlandırmaya çalışır.

Arkeolojinin temeli, insan tarafından yapılmış elle tutulan her eseri inceleyerek, herbiriyle insanlık tarihinin bir safhasını ortaya çıkartmaktır. Arkeologlar, bu incelemeleri esnasında filoloji, antropoloji, jeoloji, etnografya, coğrafya, nümismatik, sanat tarihi gibi yardımcı ilim dallarından geniş çapta faydalanırlar.

Arkeolojik bir eserin ortaya çıkarılması için başlıca dört safha vardır:

1. Keşif : Tarihi belgeler, mahalli adetler, rastgele buluşlar veya gerektiğinde yapılan sondajlarla Toprak yüzeyinin metodlu bir şekilde taranmasıdır.

2. Kazı : Eski arkeologlar sadece eşya aramakla yetinirlerdi. Şimdi ise bölgenin tarihi incelemesi yapılmaktadır. Kazı ile üzerinde çalışılan bölgenin yerleşme alanları, mezarları, kuyuları, temel hendekleri ortaya çıkarılır.

3. Buluşların teknik incelenmesi : Bu safhada ele geçen eşyanın üslub ve estetik incelenmesi yapılarak, yapıldığı yer ortaya çıkarılır. Günümüzdeki en son teknik buluşlardan da (radyoaktivite) faydalanarak, bulunan eşyanın yapılış senesi ve yeri tespit edilmektedir.

4. Kalıntıların korunması : Yeryüzüne çıkarılan bir çok eşya ışık, ısı ve iklim şartlarının tesiriyle hemen bozularak dağılmaktadır. Bunun önüne geçmek için, temizleme ve restorasyon atölyelerinde, kimyevi bazı işlemler sonucu bunlar muhafaza altına alınmakta ve böylelikle eski eserler korunabilmektedir.

Arkeolojik çalışmaların başlangıç tarihi bilinmemekle beraber, insanoğlu, çok eski devirlerden beri geçmişini incelemeye başlamıştır. Rönesansta arkeolojik çalışmalar sanat tarihi ile beraber mütalea edilir şekilde gelişmiştir. Fransız Caylus ve Alman Winckelmann, arkeolojiyi ilgi çekici ilim haline getirmiştir. Winckelmann, aynı zamanda Arkeoloji ilminin kurucusudur. K.O. Müller adındaki Alman arkeolog, eserlerin metotlu olarak nasıl inceleneceğine dair ilk defa çok esaslı kaideler ortaya koymuştur. Müller’e göre eserler yapıldıkları çağlara, kullanma maksatlarına göre; bundan başka cinslerine göre de tasnif edilmelidir ki, eserin mahiyeti tam olarak anlaşılabilsin. Bu görüşleriyle Müller, arkeolojinin gelişmesinde yeni adımlar atmıştır.

Arkeolojinin en çok tekamül ettiği çağ on dokuzuncu asrın sonu ile yirminci asrın başı olmuştur. Ön Asya’da kullanılan çivi yazısının okunması, hiyeroglifin çözülmesi; eski medeniyetlere alakanın artmasına sebep olmuştur.

Mısır’da ve Mezopotamya’da başlayan kazılar da Orta Asya medeniyetlerini ortaya çıkartmıştır. Bu bölgede kazılar yapan Alman, Fransız, İngiliz arkeologların ortaya çıkardıkları saraylar, tapınaklar, kitaplıklar ve yazılı belgeler, Yunan sanatının eski çağlardan kalma yegane medeniyet eseri olmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Sualtı arkeolojisi: 1950’den sonra ilmi temellere dayalı olarak Sualtı arkeolojisi kazıları da başlamıştır. Dalgıç elbiselerinin bulunması, bu alanda önemli ilerleme kaydedilmesine sebep olmuştur

2 5 2