Cevaplar

2012-11-04T22:33:23+02:00

Kuşaklar arası çatışma insanoğlunun olduğu her yerde ve zamanda olagelmiş bir süreçtir. Her bireyin yaşadığı zaman dilimi, çevre ve kültür ortamı farklıdır. Buna bağlı olarak anlayış, olaylar karşısındaki duygu, düşünce ve davranışlar da farklılaşır. Zaman dilimi farklılığı nedeni ile yaşanan kuşaklar arası çatışmada herkes kendi açısından haklıdır.

Ergen bireylerin sağlıklı gelişmesi için onlarla sürekli ilişki içinde olmak, özelliklerini bilmek, kişiliklerine sevgi ve saygı göstermek gereklidir. Böyle davranılmadığında, gençlerle yetişkinler arasında çatışma başlar. Kuşaklar arası çatışma denilen bu durumda;  genç ve yetişkin bireyler, kendi değer, inanç ve tutumlarına sımsıkı sarılırlar. Bu değer, inanç ve tutumlar arasında herhangi bir ilişki, iletişim ve etkileşim kurma olanağını bulamazlar.

Kuşaklar arası görüş farklılığı, ergen bireylere anlaşılmadıkları duygusunu tattırır. Her anne ve babanın yetiştiği farklı bir kültür ortamı ve çevre şartları vardır. Bu ortamlar geçmişte kalmıştır, geçmiş günümüze göre yorumlanmalıdır, geçmiş ile günümüzü değerlendirmek yanlış olacaktır. Eskiye göre ailelerin imkanları, çocuklara uygulanan eğitim şartları, okuldaki disiplin şekilleri, komşuluk, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri değişmiştir. Değişen teknolojiyi, toplumsal şartları, eğitim ortamını düşünerek gençlerin içinde bulunduğu ruh halini anlamaya çalışmak önemlidir.

Gelin, ergen bireyler ile anne babalar arasında ortaya çıkan ve kuşak çatışmasına yol açan konulara bir göz atalım. Eve dönüş saatleri, yemek saatinde aile ile birlikte olup olmama durumları, çalışma, eğlenme ve gezme vakitleri, dinledikleri müzik türleri, kitap seçimleri, arkadaş seçimleri, kız-erkek arkadaşlıkları, meslek seçimleri, ekonomik ve siyasi görüş ayrılıkları gibi konular ergen bireyler ile anne babalar arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkmasına ve kuşak çatışması yaşanmasına neden olmaktadır.

Kuşak çatışmasının olumsuz, sağlıksız bir hal almasını önlemek için ergen birey ve anne baba arasında sağlıklı gelişen bir iletişime ihtiyaç vardır. Bu sağlıklı iletişimi sürdürebilmek için öncelikle yetişkinlere, anne babalara bazı görevler düşmektedir. Gelin bunların neler olduğuna kısaca bir göz atalım.

Yetişkinler, anne ve babalar ergen bireyi öncelikle insan olarak kabul etmeli ve bunu onlara hissettirmelidirler. Gencin yaşamı, giyiniş şekli, makyajı, saç biçimi, dinlediği müzik ile ilgili tartışmak yerine onun düşüncelerini ve görüşlerini almalıdırlar. Ardından anne ve babalar bu konulardaki düşüncelerini dürüst biçimde ergen bireye ifade edebilirler. Böylece her iki tarafın fikirlerine saygı gösterilmiş ve bir uzlaşma ortamı yaratılmış olur.

Ergen birey ile konuşurken “benim zamanımda, benim gençliğimde…” şeklinde başlayan ifadelerden kaçınmak yararlıdır. Bu ifadeler öğüt verir niteliktedir. Öğüt vermek yerine davranışlarınızla örnek olabilirsiniz ve ergen bireylerin sizleri model almasını sağlayabilirsiniz.

Kuşaklar arası iletişimin sağlıklı kurulması ve sürdürülmesi için gençlere de birtakım görevler düşmektedir. Bunlara da bir göz atalım.

Genç bireyler, isteklerinin, tüm beklenti ve hayallerinin anında gerçekleşmeyeceğini unutmamalıdır.

Yetişkin ve genç bireyler arasında kuşaklar arası görüş farklılıkları olsa da,  yetişkinlerin önemli yaşam deneyimleri vardır ve genç bireyler bu yaşam deneyimlerinden faydalanabilirler.  

Genç bireyler anne ve babaları ile tartışırken kırıcı ve sert olmamaya dikkat etmelidir. Her ne yaşanırsa yaşansın, yaşamlarında onlara destek ve yardımcı olacak aile bireylerinin, yakınlarının var olduğunu unutmamalıdırlar.

Yetişkinler ile gençler arasındaki iletişimde empati kurmak, karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmak oldukça önemlidir. Bu nedenle “Siz genç olsaydınız bu durumda ne yapardınız?” ya da “Siz yetişkin olsaydınız bu durumda ne yapardınız?” gibi sorulara hem yetişkinler hem de ergen bireyler içtenlikle cevap verilebilmelidir. Anlayış esasına dayalı kuşaklar arası iletişimin hakim olduğu güzel günler dilerim…

0