Cevaplar

2012-11-05T14:10:36+02:00

Devletin Merkez Teşkilâtı:
Devletin yönetim merkezi istanbul'du. Merkez teşkilâtı burada bulunurdu. Merkezin çekirdeğini ise padişah ve saray teşkilâtı oluştururdu. Ülkenin her yanındaki bütün birimler bu merkezden yönetilirdi. Saray, hem padişahın özelhayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Osanlı padişahları başkent kabul ettikleri Bursa ve Edirne'de saraylar yaptırmışlardı. Bunların içinde en büyük ve tanınmış olanı, Fatih
Sultan Mehmet döneminde yaptırılan istanbul'daki Topkapı Sarayı'dır. XIX.yüzyılda Dolmabahçe Sarayı gibi yeni saraylar da yaptırılmıştır.Osmanlı sarayı başlıca iki bölümden oluşurdu. Bunlardan "Enderun", padişahın özel hayatının geçtiği yerdi. Bu bölümde padişahın yatıp kalktığı "harem" kısmı ile hizmetlilerin bulunduğu
çeşitli odalar vardı. Enderun aynı zamanda devlet adamı yetiştiren bir okul gibiydi.

Divan-ı Hümâyûn ve Üyeleri
Sarayın diğer kısmında ise yine çeşilli saray görevlilerine ait odalarla, önemli devlet işlerinin görüşüldüğü "Divan-ı Hümâyûn" vardı. Divanda başkanlık görevini ilk zamanlarda padişahlar yaptı. Fakat sonradan bu görev, padişahtan sonra gelen en yetkili kişi olan "vezir-i azam" veya "sadrazam denilen kişilere bırakıldı. Divanda, padişaha ait yetkileri kullanmak üzere görevlendirilmiş başka kişiler de vardı. Bu görevlileri yaptıkları iş bakımından üç gruba ayırmak mümkündür. Bunlardan biri yönetim ve askerlik işleriyle ilgilenen sadrazam, kubbealtı vezirleri, kaplan paşa ve zaman zaman yeniçeri ağası ile Rumeli beylerbeyi idi.
Rumeli beylerbeyi terfi ettiği zaman kubbealtı veziri olurdu. Divandaki vezir sayısı, devletin büyümesine paralel olarak artmıştır.Vezirler kıdemlerine göre derecelendirilmiştir. Eğer divanda beş vezir varsa en kıdemsiz olanına "beşinci vezir" denmiştir. ikinci vezir terfi ettiği zaman ise "birinci vezir" yani vezir-i azam veya sadrazam olmuştur. Sadrazam padişahtan sonra en yetkili kişi ve divan-ı Hümayun'un başıdır. Divanın ikinci grup üyeleri ise, eğitim-öğretim ve hukukla ilgili konularla ilgilenirlerdi. Bunlar. Rumeli ve Anadolu kadıaskerleri ile sonraları divan üyesi olan şeyhülislamdı. fieyhülislama aynı zamanda "müfti" de denirdi. Yapılan işlerin islâm Hukuku'nauygun olup olmadığı hakkında görüş bildirirdi. Kadıaskerler ise taşrada görev yapan kadılarla, medreselerde eğitim-öğretim görevi yapan ve "müderris" denilen kişilerin
işlerine bakarlardı.Bunlardan Rumeli kadıaskeri rütbe bakımından, Anadolu kadı askerinden üstte idi. Yani Anadolu kadıaskeri terfi ettiği zaman Rumeli kadıaskeri olurdu.Bazı önemli davalar divanda görülür ve özellikle kadıaskerler bu işe de bakarlardı.
Divanın üçüncü grup üyeleri, Osmanlı Devleti'nin bürokrasi ve maliye işlerinden sorumlu olan defterdarlar ve nişancı idiler. Divandaki iki defterdardan rütbe bakımından yüksek olanına Rumeli defterdarı veya "başdefterdar" denirdi. Diğeri ise Anadolu defterdarıydı. Defterdarlar, mali işleri yürüten en üst görevlilerdi. Divan-ı Hümayun'un diğer üyelerinin olduğu gibi, defterdarın da hem merkezde, hem de taşrada çalışmalarına yardımcı olan görevliler vardı. Devletin bütün gelir-gider hesapları defterdardan sorulurdu.
Divandaki bütün yazışmalar ve devletin bütün yazım ve kayıt işleri nişancı ve reisülküttap tarafından organize edilirdi. Nişane, ayrıca Osmanlı Devletinin en önemli kurumlarından biri olan umar ve bununla ilgili işlere de bakardı. Reisülküttap adından da anlaşılacağı gibi, divanda yazım ve kayıt işlerine bakan memurların başıydı. Dîvanın bütün bu işleri "kalem" adı verilen bir çok büro ve buralarda çalışan pek çok
görevli tarafından yapılırdı.

2 1 2