Cevaplar

2012-09-25T21:11:41+03:00

Kitabü'l-Necat, 1593..........

0
2012-09-25T21:11:59+03:00

Özet olarak veremedigim için özür, bu konu geniş bir konu içerisinden ders kısımını alabilirsiniz

Simya, temel metalleri altına dönüştürmeyle ve bir hayat iksiri bulmayla ilgilenen bir sözde bilimdi ÎS Iyüzyıldan XVII yüzyıla kadar, metal işçilerinin, din adamlarının, doktorların, kralların ve imparatorların ilgilerini toplayarak gelişti Simya, kolay kazanç peşinde koşan bazı şarlatanların da ilgilendiği bir dal olmasına karşılık, deneylere dayanan ilk bilimdi ve birçoklarının sandığı gibi büyücülükle ilgisi yoktu

Simya, ilk kimya teknolojileriyle birlikte gelişti Simya ile kimya birbirlerinden etkilendiler, ama simyanın, kimyanın öncüsü olduğunu düşünmek yanlıştır

Simyanın kökenleri: Simyanın kökeni tam olarak bilinmemektedir Ama İS 100300 yılları arasında Mısır'da İskenderiye'nin Yunan işgali altında bulunduğu sıralarda ortaya çıktığı sanılmaktadır Yunan felsefesinin, Mısır teknolojisinin ve Orta Doğu astrolojisinin bileşiminden oluştuğu söylenebilir Daha sonra Yunan felsefesi, gnostisizm, yeni eflatunculuk ve Hıristiyanlık görüşlerini benimseyince, mistik etki güçlenmiştir
Metallerin işlenmesi, BOYAMA İŞLEMLERİ, ilaçve kozmetiklerin hazırlanması gibi zanaatları Eski Mısırlılar çok iyi biliyorlardı Bu işlerde kullanılan tekniklerin, simya çalışmalarına katkısı oldu İlk kimyacılar öncelikle, zenginler için altın ve gümüşle, daha yoksullar için de ucuz maddelerle üretim yapan metalürji uzmanlarıydı Doğal olarak bunlar, ucuz metalleri altın görünümüne sokma işiyle ilgilenmişler ve yarattıkları etki, düşünürleri etkilemişti
Yunan felsefesinden, bütün maddelerin dört ana biçim ya da ilkeden (sıcak, soğuk, kuru, nemli) bir şeyler taşıdığını söyleyen Aristoteles'in kuramı (İÖ 350) çıktı Kurama göre, bu ilkeler sırasıyla dört ana elementi, yani ateş, toprak, hava ve suyu oluşturuyor, dört element de değişik oranlarda bir araya gelerek bütün maddeleri ortaya çıkarıyordu Kuramın tamamlanması için, her şeyin ondan oluştuğu (ortaya çıktığı) bir «son madde METAL'lerin insanlar gibi büyüdüklerine, değişiklikler geçirdiğine, bu yüzden de zamanından önce öldürülebileceklerine ya da daha iyi bir biçimde yeniden canlandırılabileceklerine inanılıyordu Sözgelimi BAKIR, onu karartan bakır okside dönüştürülerek öldürülebilir, sonra arsenikle gümüş rengine çevrilerek (yeniden canlandırılarak) daha iyi bir alaşım elde edilmiş olurdu Öteki ayıraçlar, değişik renk değişimleri üretmiş ve en kusursuz metal olan altına doğru çeşitli aşamalar oluşturmuştu Söz konusu kuramda renkler çok önemli yer tutuyor, doğru değişme yönünün siyahtan beyaza, sarıya, kırmızıya doğru olacağı kabul ediliyordu Simyacılar, yalnızca metallerin yetkinleştirilebileceğini düşünmekle kalmıyor, aynı zamanda, insan yaşamını uzatan bir değiştirici maddenin de varolduğuna inanıyorlardı Bu bilinmeyen maddeye, Avrupalılar «filozof taşı Simyanın gelişmesi: Simyanın gelişmesi bazı metin ve kitaplardan izlenebilir Ama, ilk bin yıldan günümüze yalnızca birkaç yapıt kalabilmiştir Üstelik, bunların doğrulukları da kuşkuludur: Yazılı yapıtları bir tanrı, kahraman, kral ya da düşünüre maletmek yaygın bir alışkanlık haline gelmişti Dikkate değer ilk simya yazarları Fizik ve Mistik'i yazan Demokritos ile İS 300 yıllarında bir simya ansiklopedisi yazan Panopolis'li (Mısır'da bir kent) Zosimos'dur
İskenderiye'deki simya çalışmaları üç yüzyıl sonra, Roma imparatoru Diocietianus'ıın buyrıığuyla konuya ilişkin bütün metinlerin yok edilmesi sonucu durdu Ama yasaklanan başka birçok iş gibi, simya da gelişmesini sürdürdüV yüzyılda Nesturi hıristiyanları İstanbul'dan kovulunca, Suriye, İran ve Mezopotamya'da yeni öğrenim merkezleri oluşturarak, birçok yunanca metni süryaniceye çevirdiler
İslâm dininde birleşen Araplar, İS 622 ile 750 arasında, Anadolu, İran, Mısır, Afrika ve İspanya'yı ele geçirdilerArdından, Bağdat'taki Abbasi halifelerinin etkisiyle, olabildiğince çok bilgi elde etmeye giriştiler Yunanca birçok yapıt arapçaya çevrildi VIII IX yüzyıllar arasında yetişen ünlü Câbir bin Hayyân çok verimli bir çalışma yaptıAma, onun olduğu sanılan birçok yapıt, X yüzyılda (belki de Câbir'in izleyicileri tarafından) yazılmıştır Bu dönem boyunca iki dikkate değer bilim adamı (ikisi de hekimdiler), Ebu 3ekir Razi bin Zekeriya ve İbni Sina, simya konusunca yeni düşünceler ileri sürdüler İbni Sina, metallerin iönüştürülmesi konusunda ilk kuşkuları ortaya atan şişi oldu Razi,birçok deney yaptı ve maddelerin sınıflandırılmasını genişleterek, doğru yönde küçük bir adım attıMaddeleri, «hayvansal XII yüzyılda simya, Avrupa'ya geçti O zamana kadar İslâm dünyasıyla ilişki Haçlı Seferleriyle sınırlıyken, o günden sonra hıristiyan bilginleri Arap öğretilerini incelemeye başladılar Avrupa'da simyanın gelişmesini, 1144'te Simyanın Bileşiminin Kitabnm arapçadan latinceye çeviren Chester'li Robert, vbçevirmenler sağladı

0