Cevaplar

2012-11-05T19:54:50+02:00

Laiklik ve demokrasi ilişkisi 

Önemli kişiler sık sık laiklik ile demokrasi arasındaki varoluş ilişkisine temas ediyor ve "demokrasi olmadan laiklik olur, fakat laiklik olmadan demokrasi olmaz" diyerek her ne pahasına olursa olsun, geçici olarak demokrasiyi ve insan haklarını rafa kaldırma pahasına da olsa laikliği korumanın gerekliliğini vurguluyorlar. Bu, bir kısım önemli kişilere göre "laiklik dinin devlete karışmaması", demokrasi ise "halk iradesine dayanan yönetim biçimidir". Eğer din devlete karışırsa -bu din hangisi ise- onun dediği olur, bu dine inanmayan, başka inanç ve dünya görüşlerine mensup bulunan halk gruplarına da "devlete hakim olan dinin" kuralları dayatılmış olur ve demokrasi ortadan kalkar. Şu halde dinin devlete karışmaması demokrasinin varoluş şartıdır... Bu muhakemeyi yapanlar ve demokrasiyi koruyabilmek için dinin devlete müdahalesini engelleyenler çelişkiye düştüklerinin ve demokrasinin bir engelini ortadan kaldıralım derken bir başka engelini kullandıklarının farkına varamıyorlar. 
Gerçek ve çağdaş mânada demokrasi, insan haklarının korunduğu ve güvence altına alındığı sistemin adıdır. Yani gerçekleşen bu olmasa bile demokrasinin iddiası ve hedefi bundan ibarettir. Şimdi dönüp Türkiye'de uygulanan ve şimdilerde daha da sıkı bir şekilde uygulanmak istenen laikliğe bakalım. Bu laiklik, dinin devlete karışmadığı, fakat devletin dine karıştığı, ona müdahale ettiği, bazen temel kurallarına itiraz ettiği, onları ortadan kaldırmak, bir mânada dinde reform yapmak için bazı kurumları kullandığı, dini bölerek bir kısmının yaşanmasına izin verdiği, bir kısmının yaşanmasını ise şiddetle yasakladığı; dinin, kendine inananları bağlayan kuralları yerine başka kuralları dayattığı ve dindarları bu kurallara uymaya zorladığı bir laikliktir. Bu laiklik anlayış ve uygulaması ise tartışmasız olarak insan haklarına ve özellikle öğrenim, eğitim, düşünce, din, vicdan, ifade hak ve hürriyetlerine aykırıdır. Bu hak ve hürriyetleri korumak ve güvence altına almak demokrasi ise -yukarıda niteliklerinden ve uygulanış biçiminden söz ettiğimiz- laiklik, demokrasiye aykırıdır, bu laikliğin bulunduğu ve uygulandığı yerde demokrasi yoktur. Yani bu mânada "laikliğin olmadığı yerde değil, olduğu yerde demokrasi yoktur". Bu sebeple olmalıdır ki, gerçek ve çağdaş demokrasiyi benimsemiş ülkelerin anayasalarında ya laiklikten hiç söz edilmemiş yahut da tanımlama ve sınırlama yoluna gidilmiş; çoğunda laikliğin yerine temel hak ve hürriyetlere, bu meyanda din ve vicdan hürriyetine yer verilmiştir. 
Türkiye'de de yapılması gereken şey ekonomi alanında olduğu gibi hak ve hürriyetler alanında da "devletin küçülmesi"ni sağlamaktır. Öyle bir düzen kurulmalıdır ki, bu düzen içinde hem ülkenin bölünmez bütünlüğü, hem halkın birlik ve beraberliği, hem kamu düzeni, hem de din, vicdan ve ifade hürriyeti bulunsun, gerçekleşsin, korunsun. Laikçiler, ne zaman laikliği bir din gibi dayatmak ve laiklik adına bir takım ilkelere ve kurallara herkesi mecbur etmek, böylece "demokrasi, demokrasi diyerek onu tepelemek" yerine hedefini koyduğumuz düzeni nasıl gerçekleştireceklerini düşünür ve tartışırlarsa işte o zaman istismar ettikleri demokrasiye yaklaşmak, belki de onu yakalamak imkânını bulurlar. 

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-05T19:55:04+02:00

http://liberal.org.tr/incele.php?kategori=MTg=&id=NjI0

 

http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/turkiyeveislam/0031.htm

 

cewaplar uzun

0