Cevaplar

2012-11-05T19:59:18+02:00

0 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığı dağıtılmış ve Mustafa Kemal Paşa da 13 Kasım 1918’de İstanbul’a dönmüştü. Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a döndükten üç gün sonra (16 Kasım) Minber, Zaman ve Vakit gazeteleri muhabirleriyle bir basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda vermiş olduğu demecin bir kısmı Vakit gazetesinin 18 Kasım tarihli sayısında yayınlandı.1 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesinde ise bu görüşme daha ayrıntılı olarak çıkmıştır. “Mustafa Kemal Paşa ile Mülakat” başlığı altında yayınlanan bu görüşme; yüksek bir tercüme-i hal, Mustafa Kemal Paşa’nın hidemat-ı askeriyesi, siyasî kanaatları, kuvvetli bir ordu hakkındaki fikri, İngilizlere karsı hissiyatı, memleketteki fikir cereyanları olmak üzere başlıca altı alt başlık altında toplanmıştır. Mustafa Kemal’in ayrıntılı bir özgeçmişi verilirken O’nun “son harbin nam ve şöhretini pek ziyade i’lâ eylediği müstesna kumandanımız” olarak tanıtıldığı görülmekte ve Çanakkale Savaşı’nın ilk gününden son gününe kadar İtilaf devletleriyle sürekli çarpışarak “Arıburnu ve Anafartalar muharebat-ı azimesinin yegâne kahramanı sıfatıyla payitahtı istiladan muhafaza” ettiği belirtilmektedir.2 Bundan sonra diğer konulara geçiliyordu. Ayrıca gazetede Mustafa Kemal Paşa’nın bir resmi yer alıyor ve bu resmin altında da “Ordumuzun en büyük kumandanlarından” 3 yazısı bulunuyordu.

 

Ömrü 51 gün olan Minber gazetesinin sahibi Ali Fethi Bey (Okyar) idi. Gazetenin imtiyaz sahibi ve sorumlu müdürü de Dr. Rasim Ferit (Talay) idi.4

Bütün bu yazılanlardan başka mütarekede Mustafa Kemal Paşa’yı “büyük adam” olarak niteleyen bir başka yazıya daha rastlıyoruz. Bu yazı Büyük Mecmua’nm 20 Mart 1919 tarihli 3. sayısında yer almaktadır. Bu yazıya aşağıda yeniden döneceğiz. Ancak bu yazının yer aldığı Büyük Mecmua’ya önce kısa bir göz atmak yerinde olacaktır.

Büyük Mecmua 6 Mart 1919 tarihinde İstanbul’da yayına giren “edebî” ve “ilmî” bir dergi olup imtiyaz sahibi ve müdürü M. Zekeriya (Sertel) idi. 12. sayısından sonra “daimi başmuharririn” Halide Edip (Adıvar) olduğu belirtilmektedir. Dergide o günün ve geleceğin tanınmış imzalarını görüyoruz. Yusuf Ziya (Ortaç), Köprülüzade M. Fuat, Sabiha Zekeriya, Ertuğrul Muhsin, Ömer Seyfettin, Ali Canip (Yöntem), Faruk Nafiz (Çamlıbel), Mehmet Emin (Erişirgil), Yahya Kemal (Beyatlı), Reşat Nuri (Güntekin), Cevdet (Muallim Cevdet), Müfide Ferit(Tek) imzalarına derginin hemen hemen her sayısında rastlanmaktadır.

Dergide edebî ve bilimsel nitelikte yazılar ağır basmakla birlikte zaman zaman sınırlı da olsa siyasal içerikli konulara da yer verildiği gözden kaçmamaktadır. Bu yazılar arasında, Wilson prensiplerinin Türkiye’de uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin olarak açılan bir anket de dikkati çekmektedir. Bu anket çerçevesinde sorulan sorulara Mahmut Sadık, Yunus Nadi ve Dr. Abdullah Cevdet beyler karşılık vermişlerdir.3 Dr. Abdullah Cevdet’in verdiği yanıtın önemli bir bölümü sansüre uğramıştır. Aynı biçimde derginin her sayısının ilk sayfasında yer alan “Hafta Musahabesinin de sık sık sansürün makasına takıldığı anlaşılmaktadır.

Büyük Mecmua, İzmir’in işgaline karşı da derin bir tepki gösterdi. 28 Mayıs 1919 tarihli 8. sayısının kapağı simsiyah çıkmıştır. Başyazı da bütün olarak sansüre uğramış bulunmaktadır. Derginin bu sayısında “Sevgili İzmirimizden bir manzara” yer alıyordu. Bu resmin altında Sabiha Zekeriya’nın oldukça içten duygularla yazılmış bir yazısı dikkati çekmektedir. Bu yazıdan şu satırları alıyoruz.:

“Felâketin en kara günündesin anne!.. Acılarla, elemlerle, sızılarla yaralanmış kalbin, bugün analara nasip olan ıstırapların fevkinde bir elem, milletlere mukadder olan felâketlerin yükseğinde olan bir acıyla ezildi… Senelerden beri hudutlarda din için, millet için, senin için çarpışan oğullarının bugün mezarlarında ruhları isyan ediyor… Bugün felâketine ağlayan gözler, yarın toprağın altındakilerle beraber saadetine sevinir anne… Dünya asırlardan beri bu mihverde dönüyor… Ve bu devri arasında kimi karanlık, kimi aydınlık olan iki devir var… Biz her gün zulmetin en kalın perdeleri altında gözümüzü hayata yumduk… Fakat bekle anne… Yalnız biz anne, onu mezarın zulmetleri arasında o kalbimizdeki derin vecd ve aşk-ı ilahiyi imanla görecek ve Allah’ımıza şükredeceğiz… Bugünkü feryadımız senin, senin matem iniltilerin bizimdir anne… İşte bugün hep birden bu büyük ve derin felâket için hep birden ağlıyoruz anne…”

bir de Mustafa Kemal gibi büyük bir kahramana malik olduğumuzu gösterdi”.

Yazının Mustafa Kemal Paşa’dan ilk kez “halaskar” olarak söz etmesini büyük bir önsezinin, bir ileri görüşün ifadesi olarak değerlendirmek gerekir.

  İşaretle: 5 Oy:
0
2012-11-05T19:59:56+02:00

http://atam.gov.tr/ataturkle-ilgili-eski-bir-belge/ bu linkte bulabilirsin belki

0