Cevaplar

2012-11-05T21:15:10+02:00

inkılap olmayan birşeyi yyenilik olarak göstermektir reform ise var olan birşeyi düzenlemektir

 

0
2012-11-05T21:16:39+02:00

inkıl

TATÜRK İNKİLAPLARI; BİR KÜLTÜREL REFORM

Mustafa Kemal Atatürk'ün (1881-1938) Türkiye'nin siyasî kaderinde rol alması, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesiyle başlayan dönemde Türk vatanının Mondros Mütarekesi'ni müteakiben işgal edilmesine karşı verilen Millî Mücadeledeki liderliğiyle başlar. Bu liderlik mütareke dönemi İstanbul'undaki çalışmaları bir yana bırakılırsa Samsun'a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren başlatılabilir. Bu itibarla bu yazıda bu tarihten Atatürk'ün ölümüne kadar geçen 19 yıl ele alınacaktır.

Bu 19 yıl, sadece Türkiye için değil, bütün dünya için, büyük alt-üst oluşların yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilen devletlerin tamamında siyasî rejimler değişmiştir. Savaş, galip gelen ülkelerde de büyük bir tahribat yaratmış ve savaş sonrası dünyasında siyasî, iktisadî ve hukukî bir uluslararası sistem kurulamadığı için 1929'da büyük ekonomik buhran patlamış ve akabinde dünyayı İkinci Dünya Savaşı'na götürecek gelişmeler yaşanmıştır. Daha önce görülmemiş faşizm, nasyonel sosyalizm ve komünizm gibi totaliter rejimler bu dönemde ortaya çıkmış, dünya bir ideolojiler savaşına şahit olmuştur. Yine bu dönem, bütün dünyada liberal demokrasilerin ve liberalizmin gerileyiş yıllarıdır.

Atatürk, devrimlerini işte bu uluslararası şartlarda gerçekleştirmiştir. Bir kültürel refoedilemez. Tespit edilen kültür değerleri eğitimle yeni nesillere ve bütün topluma maledilmektedir. Cumhuriyet rejimi kendisini eski rejimin eğitim müfredatından ve usulünden özenle ayırdetmektedir. Eğitimin milletin seciyesine ve çağa uygun bir millî kültüre dayanması istenmekte ve yeni yetişen nesillerin bu şekilde millî bağımsızlığını koruyacağına inanılmaktadır. Atatürk bu hususta şöyle diyor:

"Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin tarihî tedenniyâtında en mühim bir âmil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir millî terbiye programından bahsederken, eski devrin hurâfâtından ve evsâf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan fikirlerden, Şarktan ve Garptan gelebilen bilcümle tesirlerden tamamen uzak, seciye-i millîye ve tarihiyemizle mütenâsip bir kültür kasd ediyorum. Çünkü dehâ-i millîmizin inkişâf-ı tammı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâalettayin bir ecnebi kültürü şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin muharrip neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür (har'aset-i fikriyye) zeminle mütenâsiptir. O zemin, milletin seciyesidir.

 "Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa mevcudiyeti ile, hakkı ile, 

0