Cevaplar

2012-11-06T15:22:12+02:00

Atatürk Türkiyesi’nin temel taşı bağımsızlıktır. Bu kavram, siyasal bağımsızlığın yanı sıra, ulusal yaşamın bütün alanlarını kapsar. Bu alanlardan biri de dildir. Atatürk, niçin, "Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." demişti? Dilimizi egemenliği altına alan yabancı diller boyunduruğu neydi?

15-19. yüzyıllar arasında dilimiz, bir yandan din dili olan Arapçanın, bir yandan yazın (edebiyat) dili olan Farsçanın egemenliği altındaydı. Öyle ki sayfalarca süren bir metin içinde Türkçe sözcük sayısı çok azdı; Arapça ve Farsça sözcükleri Türkçe tümce (cümle) kuruluşuna yerleştirmeye yarayan eklerden ve yardımcı eylemlerden başkasını görmek olanaksızdı.

19. yüzyıl ortalarından beri seçkin bilimci ve yazıncılarımızın çabalarıyla, bu yabancı diller egemenliği sarsılmış, ancak yıkılmamıştı. Atatürk'ün başlattığı yazı ve dil devrimleri, hem Türkçenin, hem de Türkçeyle düşünmeyi başaran bilim vesanat insanlarının, doğallıkla toplumun yolunu açtı.

Atatürk Türkiyesi’nin ulusçuluk ve halkçılık ilkeleri de eğitimde ana araç olan dilin ulusal ve halka dönük olmasını gerektiriyordu.

Çağdaş uygarlığın getirdiği bilim ve teknikbilim (teknoloji) kavramları için, batıda olduğu gibi bizde de yeni sözcüklere, terimlere gereksinim duyuluyordu. Atatürk işte bu nedenlerle dilimizi kısa sürede güçsüzlüğünden kurtarmak, gelişmiş bir dil durumuna yükseltmek istedi. İşte yukarıda kurulum öyküsünü anlattığımız Türk Dil Kurumu'nun, bu nedenle iki önemli amacı vardı:

1) Dilde özleşme; yüzyıllardır ulusal kimliğinden uzaklaştırılmış olan dilimizin benliğine kavuşturulması için, yabancı sözcükler ile yabancı dil ögeleri yerine Türkçelerini koymak demekti.

2) Dilimizi geliştirmekse çağdaş bilim ve teknikbilimdeki (teknolojideki) kavramları karşılayacak sayıda sözcük ve terim türetmekle gerçekleşebilirdi.

TDK, 1932'den 1983'e dek bu iki amaca ulaşmak için Mustafa Kemal'in imlediği (işaret ettiği) "devrimci" bir anlayışla, "bilimsel" yöntemleri kullanmıştır. Ancak bu iki yol da sürekli tepki almıştır. Atatürk'ün dilde devrimden caydığı, kurumları "akademi"ye dönüştürmek istediği gibi, hiçbir belgede izine rastlanmayan gerçekdışı savlarla TDK sürekli saldırıya uğramıştır.

Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, Dernekler Yasası’na göre kurulmuş ve bu yasa uyarınca etkinlik yapan bir örgüttü. "Dil Encümeni" örneğiyle, dilin, resmi bir kurumda, resmi kurallar içinde gelişemeyeceği görülmüştü. Atatürk bunu bildiği için bir dernek kurmuştu. Üstelik bu derneği herkesin desteklemesi gerektiğini de söylev ve demeçlerinde sıkça dile getirmişti.

1 1 1