Cevaplar

2012-11-06T22:09:08+02:00

cumhuriyet dönemi edebiyatı daha ağır ve elimeleri daha arapça ve farsçaya yöneliktir, batı etkisinde gelişen edebiyat günümüzde ki edebiyattır ve cumhuriyet dönemine göre daha basittir.

0
2012-11-06T22:13:00+02:00

TÜRK EDEBİYATI DÖNEMLERİ
1.İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı 

2.İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

3.BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI
•Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1896)
•Servet-i Fünûn Edebiyatı ( Edebiyat-ı Cedide)(1896-1901)
•Fecr-i Ati Edebiyatı (1909-1912)
•Milli Edebiyat (1911-1923)
•Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-…)
a.1923-1940 Yılına kadar Türk Edebiyatı
b.1940 Sonrası Son Dönem Türk Edebiyatı

SERVET-İ FÜNÛN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE)(1896-1901)

”SANAT, SANAT İÇİNDİR.”

Bu Dönem Sanatçıları
Şiirde: Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Ali Ekrem(Bolayır), Hüseyin Suat (Yalçın), Hüseyin Siret (Özsever), Faik Ali (Ozansoy), Süleyman Nazif, Süleyman Nesip, Ahmet Reşit (Rey) ve Celal Sahir (Erozan).

Nesirde: Halit Ziya (Uşaklıgil), Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit (Yalçın), Ahmet Hikmet (Müftüoğlu), Safveti Ziya ve Ahmet Şuayp.

Servet-i Fünûn Edebiyatı’nın Oluşumu:
Bu edebiyat topluluğu 1891’de Ahmet İhsan Tokgöz’ün çabasıyla yayınlanmaya başlayan Servet-i Fünun dergisinden ismini almıştır. Servet-i Fünun ‘’fenlerin zenginliği’’ manasındadır. Fen bilimleri yanında edebiyata da sütunlarını açan dergi, basında gerçek değerini ve ününü kendi adıyla anılan edebiyat hareketiyle kazanır.

Servet-i Fünûn kuşağı, Tanzimat'ın sanatta estetiği ön plana alan ikinci dönem sanatçılarının hazırladığı bir edebi zevk ortamı içinde büyümüşlerdir. Topluluğun alt yapısını Rezaizade Mahmut Ekrem hazırlamıştır.

Tanzimat dönemi edebiyatçıları Doğu kültürü içinde yetişip Batı kültürünü sonradan tanırken Servet-i Fünûncular Batı kültürü içinde yetişmiştir. 

1896’da Hasan Asaf adlı bir genç Malumat dergisinde Burhan-ı Kudret adında bir şiir yayımlar. Şairin muktebes sözcüğü ile abes sözcüğü arasında kafiye oluşturması tartışmalara yol açar. Çünkü muktebes Arapçadaki sin harfi ile abes ise peltek se ile bitmektedir. Eski şiirde bu şekilde bir kafiyelenişin görülmeyişi ve de genç yazarın eleştirilere Rezaizade Mahmut Ekrem’in ‘’Şiir göz için değil kulak içindir.’’ Sözünü temel göstermesi eski şiir geleneğini savunan Muallim Naci ile Recaizade M. Ekrem’i karşı karşıya getirmiş. Eski-yeni tartışması artınca da yeni tarafları Mahmut Ekrem’in etrafında Servet-i Fünûn dergisinde bir araya gelmeye başlayacaklardır. Recaizade Mahmut Ekrem 1896’da Ali İhsan Tokgöz’ü dergiyi bir edebiyat dergisi haline getirmesi için ikna eder ve derginin başına Tevfik Fikret getirilir. Böylelikle yeni bir edebiyat topluluğu bir çatı altında hayat bulmaya başlar.

Eski-yeni tartışması
• Servet-i Fünun Edebiyatının doğmasında Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki “eski-yeni” tartışması etkili olmuştur.
• Divan edebiyatına “eski”,Batı edebiyatına “yeni” deniyordu.
• Muallim Naci, eski edebiyata karşı daha “ılımlı” duruyordu. Yeni edebiyata geçişin yavaş ve doğal olmasını savunuyordu. Yerli ve milli niteliklerle donanmış bir yeni edebiyat düşüncesindeydi. Türk edebiyatının kökten değil, kısmi bir şekilde modernleştirilmesine taraftardı.
• Bazı genç sanatçılar da eskiyi savunduğu için Muallim Naci’ye karşı Recaizade’nin tarafında yer aldılar.
• Recaizade de kendisini yeni edebiyatın üstadı olarak görüyordu.
• Recaizade, Muallim Naci’nin şiirlerini, sadece estetiği öne çıkardığı gerekçesiyle ağır şekilde eleştiriyordu.
• Yeniyi savunanlar, Recaizade Mahmut Ekrem’in teşvikleriyle Servet-i Fünun dergisi etrafında birleştiler.

Servet-i Fünûn Edebiyatı’nın Özellikleri
• Batı etkisindeki Türk edebiyatının kısa ama etkili dönemidir.
• Recaizade Mahmut Ekrem’in çevresinde toplanan yenilikçi genç edebiyatçılar tarafından oluşturulmuştur.
• Tanzimat edebiyatında da olduğu gibi Fransız edebiyatının etkisinde kalınmıştır.
• II. Abdülhamit yönetiminin baskısı (istibdat) altında gelişmiş bir edebiyattır; karamsarlık, umutsuzluk, bunalım, bu döneme hakimdir.
• Gazeteden çok dergiciliğe önem verilmiştir.
• Sanat için sanat anlayışı döneme egemendir.
• Tanzimat’ın hedef olarak benimsediği dilde sadeleşme unutulmuş, tersine daha da sanatlı, ağır bir dil kullanılmıştır.
• Divan edebiyatı gelenekleri tümden yıkılmaya çaılışılmıştır.
• Hüseyin Cahit Yalçın’ın Servet-i Fünun’ da yayımlanan “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinden dolayı, dergi kapatılmıştır.




 

0