Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-11-07T17:49:44+02:00

İnsanın Manevi İhtiyaçları nelerdir
Günümüz İnsanının Mânevî İhtiyaçları

İnsanoğlu, rûhî yapısı, yaratılış gayesi itibarıyla inanmak ihtiyacında olan bir varlıktır Çünkü, Allahu Teala: "Ben insanları ve cinleri başka bir maksatla değil, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" buyurmaktadır (Ez-Zariyat, 51/56)

Ayette geçen "bana kulluk etsinler" ibaresi, "Beni tanısınlar, benim teklifimi kabul etsinler diye yarattım" şeklinde tefsir edilmektedirler İnsan kulluk için yaratıldığı için, mutlaka bu ihtiyacını tatmin etmek üzere, yüce varlığa teslim olmak durumundadır O yüce varlığa kul olmadığı, onu tanımak şerefinden mahrum kaldığı zaman ise, mutlaka bir başka şeye kul olmaktadır Tabiat boşluğu kabul etmediği için, insan Allah'a inanmak ve ancak ona açılmak üzere yaratılmış bulunan kalbini başka şeylere açarak bu ihtiyacını tatmin etmeye çalışır

Üstün sayılan bazı varlık ve kişilere âdeta tanrıymış gibi gösterilen saygı ve bağlılık, bu duygudan kaynaklanmaktadır Tevhid ilkesinden koparak gerçek imandan mahrum kalan insanların gönülleri, yeni tanrılarla dolmaktadır Bugün bizim toplumumuza kadar giren, bazı sanatçıları ilâh sayma anlayışı da bu tür bir sapmadır

İnanmak, hava kadar, su kadar bir ihtiyaçtır Bu ihtiyaç iyi bir tevhid eğitimiyle karşılanabilir İnsan kimin Rab, kimin kul olduğunu bilirse, kula kulluktan, nefse ve dünyaya kulluktan kurtulur Çünkü, insanın nefsini de tanrılaştırdığı, Kur'an'ın belirttiği bir gerçektir

6 4 6
2012-11-07T17:50:19+02:00

Maddi ihtiyaçlarımızla, manevi ihtiyaçlarımız nasıl dengelenmelidir? 




 

Hz. Mevlana,”Dinsiz ilim, ilimsiz din olmaz” derken her iki kavramın ayrılmaz birlikteliğini çok güzel vurgulamıştır. Çünkü bilinen hiçbir kavram din denilen, maneviyat denilen kavramların dışında bağımsız kavramlar değildir. Hepsi birlikte bir vücudun ayrılmaz parçaları gibidirler. Ve birlikte bir anlam ve mana kazanmış ve kazanmaktadırlar.

Nitekim dünyasal yaşam her boyutu ile ilahi, ruhani ve manevi bir bütünlüktür. Onu parçalara ayırmak, ayrıştırmak bir sapmadır ve tekâmülde zaman kaybına sebep olur. Ve maalesef birçok insan zaman kaybetmektedir. Hâlbuki yaşamın her dakikası ilahi ve manevi bir süreçtir. Attığımız her adım, yanlış ve doğrularımızla bilgimiz, bilincimiz ve farkındalığımız olup, ilahi ve manevi olan bir yaşam içinde deneyimlerimizdir. Bunun yanında bilerek ve farkında olarak bir köşeye çekilmek, ibadetle uğraşmak ve daha birçok eylem içinde olmak dahi bireysel gelişim için deneyim olup, maddi yaşamla bir bütündür.  Çünkü yaşamın gayesi her şeyi deneyimleyerek tekâmül etmektir. Bundan dolayı insanın mekân değiştirmesi, bir gaye uğruna şekle girmesi ona ne boyut atlatır, ne ayrıcalık tanır, nede başka bir hale sokabilir. Bir akıl tutulması olarak yaşamda maddi ve manevi ayrıştırmaya giren insan eyleminin ne bilgisinde nede bilincinde olabilir.

Yaşam ibadethanede, sokakta ve herhangi başka bir yerde aynıdır, değişmez. Ayrı olduğunu düşünmek ve ayrıymış gibi tavır almak aynı zamanda nefsimizin bir tuzağı olduğu gibi egomuzun da hoşuna giden bir husustur. Onun için dengeleme deneyim sürecinde bilgi, bilinç ve farkındalıkla oluşur.

Orhan Yarat –11.1.2011  *ruhsalboyut.com*

 

 

 

 

1 5 1