Cevaplar

2012-11-08T18:42:26+02:00
1. Dil:


Dil, kültür unsurlarının başında gelir. Çünkü dil olmadan öteki unsurların meydana gelmesi mümkün değildir. Dil bir milletin ses dünyasıdır. Her millet kainatı değişik şekillerde algılamış ve yorumlamıştır. Aynı zamanda dil kültüre ait bütün değerleri bünyesinde barındıran bir kültür hazinesidir. Bir dil, onu kullananmilletin kafa yapısını, nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını ve mantığını ortaya koyar.

2. Din:


Kültür unsurları içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. Bilhassa eski devirlerde yüzyıllarca bu kültür unsuru ön planda bulunmuş ve öteki kültür unsurlarını gölgede bırakmıştır. Dinin milletler üzerindeki hakimiyeti, imparatorluklardan millî topluluklara geçinceye kadar devam etmiştir. Milliyetçilik çağında milletler imparatorluklardan kopunca dinin fonksiyonu da azalmıştır. Dinin bir millet içerisindeki kültüre etkisi vekültürün diğer unsurlarının oluşması ve değişmesindeki rolü ise devam etmektedir. Dini bayramlarımız ve törenlerimiz bunun açık örnekleri olarak dikkati çekmektedir.

3. Gelenek ve görenek:


Bunlar bir milletin yazılı olmayan veya hepsi yazılı olmayan kanunlarıdır. Yazılı kanunların çoğu gelenek ve göreneklere göre düzenlenmiştir. Kanun, insanın toplum içerisindeki davranışlarını düzenler. İnsanlar bu düzeni asırlar boyunca gelenek ve göreneklerle sağlamışlardır. Fakat günümüzde bile yazılı anayasası bulunmayan ülkeler vardır. Bunlar toplum düzeninin hâlâ gelenek ve göreneklerle sağlamaktadırlar. Aslında kişinin bütün hal ve hareketlerinin yazılı kanunlarla tanzim etmek mümkün değildir. Çünkü yasalar genellikle hakları ve cezaları tayin etmektedir. Oysa insanın toplumda birçok sosyal ilişkileri bulunmaktadır: özür dilemek, selamlaşmak, saygı göstermek, davetlere katılmak, konuşmak, tartışmak, yazmak vs.. Bu davranışlarda nasıl bir usulün gerektiğini kanunlar dğil gelenek ve görenekler tayin eder.

4. Sanat:


Sanat, bir millet diğer milletlerden ayıran, bir millete has duygu ve zevklerin aaaahürü ve şekillenmesidir. O milletin güzeli yaratma ve bulma tarzıdır. İnsanoğlu barınır, beslenir, sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Bunları yaparken oyalanmak, ruhunu okşamak, güzeli yakalamak, yeni güzellikler ortaya koymak ister. Bunun sonucunda sanat eseri ortaya çıkar. Her milletin sanat eğilimi ayrı bir özellik taşır. Söz, ses , mekan,renk ışık zevk ve anlayışı farklıdır. Demek ki sanat bir milletin ortak zevkinin ifade edilişidir. Bur kültür unsuru edebiyat, resim, mimarı, heykel vb... gibi kollara ayrılır. 

5. Dünya görüşü:


Dünya görüşü bir milletin başka milletlerden farklı olan hayat felsefesidir. Bir milletin fertleri ortak kültür dolayısıyla tutum, zihniyet ve davranış bakımından çeşitli ortak özellikler gösterirler. Sosyal ve ruhî olaylar karşısında fertlerin bu ortak tutum ve davranışları o milletin dünya görüşünü meydana getirir. Bunun için her millette değerler ve değer yargıları farklıdır. Askerlik, kahramanlık, aşk , madde, namus, temizlik, ahlak, ölüm, eğlence vs. Gibi hayat hadiseleri ve kavramları her millette değişik davranışlarla karşılanır.

6. Tarih:


Milleti, dolayısıyla kültürü meydana getiren unsurlardan birisi olan tarih, bir milletin çağlar içindeki yürüyüş ve görünüşüdür. Tarih mazidir, fakat bu mazi bugünün ve dünün fertlerini millet içerisinde birbirine bağlayarak geleceğe taşır. Fertler arasında kader birliği temin eder. Aynı millete mensup insanlar tarih sayesinde akrabalıklarının farkına varabilirler. Tarih bir milletin nere-den gelip nereye gittiğini gösteren kültür unsuru olarak, o milletin hayatında önemli bir yer tutar.

4 4 4
  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-08T18:43:31+02:00
Milli Kültür Unsurları Nelerdir?


Atatürk'ün ortaya koyduğu bu iki mühim tesbit bakımından kültürü meydana getiren unsurları şöyle tasnif etmek mümkündür.
.

1 - Genel kültür unsurları: Toplumun yaygın olarak benimsediği temel düşünce sistemi (ideoloji), dil, din,bilim, tarih, entellektüel kültür ve teknoloji, sanat (klasik, çağdaş, halk müziği, mimarî, edebiyat, tiyatro), örfler, adetler, gelenekler, -folklor- hukuk, anlak, devlet anlayışı, devlet yapısı, basın yayın ve kitap, ziraat,ekonomi, askerlik, spor.


2 - Milli kültür unsurları: Genel kültür unsurlarının toplumlarda, nesilden nesile kalan, toplumun özelliğinioluşturan ve bu özelliği yansıtan şekilleri, "millî kültür unsurları" olarak kabul edilmektedir. Meselâ "dil" bizini için bir genel kültür unsuru, "Türkçe" ise bir millî kültür unsurudur11.


BOYUTLARI
Kültür unsurlarını insanî, millî ve milletlerarası olmak üzere üç temel boyutta ele almak gerekir.
İnsanî boyut; Bu boyutta insan, aile(yapışı), sosyal çevre, eğitim, biyokültürel ve sosyal değerler ile insan ilişkilerine yer verilmektedir.


Millî Boyut; Bayrak, millet, vatan, dil, din, tarih, örf adet, gelenek, bir milletin üyesi olması inancı gibi hususlar temel değişkenler olarak belirlenmektedir.
Uluslararası (evrensel) boyut ise bilim, teknoloji, güzel sanatlar, fizikî ve sosyal çevre gibi bütün ülkelerde ortak olan kültür unsurlarını kapsamaktadır12. Millî boyutta ele alınan unsurlar (kavramlar) millîkültürü oluşturmakta ve millî boyutun temel unsuru da "milliyet" olmaktadır. Kısaca "Ben Türküm" diyen bir kişi milliyetinin özüne sahiptir. Ancak bu özün geliştirilmesi, yani şuurlandırılması bayrak, millet, vatan, dil, din, tarih, örf, adet ve gelenekler konusunda eğitilmesine bağlıdır. Çünkü milliyet, kalıtım yoluylababadan oğula geçmez. Öğrenilir, Doğuştan gelen bir özellik de değildir. Bir milletin üyesi olma inancıdır, O,


Millî kültür şuuruna ermiş ve "Ben Türküm" diyen kişi, eğer;


-Ayyıldızlı al bayrak benim bayrağımdır, diyebiliyorsa; diğer bayraklara saygı duymakla birlikte, kendi bayrağına karşı içinde bir sevgi, bir sıcaklık duyabiliyorsa ve nihayet, gerektiğinde bayrağı için severek canını verebiliyorsa "Milliyet-Bayrak-Millî Kültür" bağı kurulmuş demektir.


- Eğer,
Türk Milletinin varlığını biliyorsa, bu milletin dünya milletleri içinde saygın bir yeri olduğuna inanıyorsa, kendi milletinin insanına bir ayırma ve kayırma halinde öncelik verebiliyorsa, milleti için fedakarlık yapabiliyorsa; "Milliyet-Millet-Milli Kültür" bağı kurulmuş demektir.


- Eğer,
Atalarınızın kanlarıyla yuğrulmuş bu toprağı "vatan" biliyorsa, havasını, suyunu, toprağını, taşını, çiçeğini, ağacını kendi öz malı olarak görüyor, seviyor ve koruyorsa, gerektiğinde vatanı için ölebiliyorsa; "Milliyet-Vatan, Milli Kültür" bağı kurulmuş demektir.


- Eğer,
Kendisini tarihi bir perspektif içinde görüyor; tarihini, örf, adet ve geleneklerini biliyor ve onlara saygı duyabiliyorsa; "Milliyet-Tarih-Gelenek" ilişkisinin anlamına ulaşmış demektir.

SONUÇ
Büyük fikir adamlarımızdan Ziya Gökâlp'in herhangi bir cephesiyle ilgili olarak yapılan araştırmalar veincelemeler esnasında eserlerinin, yazılarının ve hakkında yazılanların taranması sonucunda, O'nun uzun müddet lâyıkı veçhile tanınıp anlaşılamadığı görülmektedir» Bunun sebebini, O'ndan bahsedenlerin, anlamayı sağlayan şartlara kayıtsız davranmış olmalarında bulabiliriz» Bu yüzden Gökâlp, iki türlü talihsizliğe uğramıştır, HKİH anlaşılmaksızın çok sevilmiştir. Sonra yine anlaşılmamakla beraber çok yerilmiştir. Bunda tek cepheliliğin tesiri inkâr ***ürmez. Ancak tek cephelilikten şikâyet etmekle de iş bitmez. Tek cepheliliğin motifleri hesaba katılmalıdır. Onların başında ideolojik rekabet ve hınçlar gelir. Ziya Gökâlp, siyâsî ihtiras ve hırsların müdahalesinden tecrit olunamadığından ilmî hüviyetinin teşhisi de gecikmelere maruz kalmıştır.



1 5 1