Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-09T20:23:51+02:00

Diplomasi devletler hukukuna göre milletlerarası ilişkilerin düzenlenmesi ve milletlerarası münasebetleri yürütme ve yönetme sanatı. Birinci niteliği müzakeredir. Diplomasi bütün dünyada, devletler genel hukuku kurallarına göre yürütülür. Amacı, devletler arasındaki anlaşmazlıkları zora başvurmadan barışçı yollardan çözmektir. Bu iş için devletler, başka ülkelerde elçi, orta elçi ve maslahatgüzerler bulundurur. Bu memurlar, iki ülke arasındaki resmi ilişkileri temsilci sıfatıyla düzenler, takib eder ve yürütürler. Günümüzde diplomasi sadece siyasi nitelikli olmayıp, ekonomik, teknik, kültürel ve askeri yönleri de içine almaktadır.

Ancak, 1918 yılından bu yana devletler arasında yerleşen bir teamüle göre, devletlerarası yüksek düzeyli diplomatik meseleler, konunun önemine göre, dışişleri bakanları, hükümet başkanları, hatta devlet başkanları seviyesindeki şahsi ikilitemaslarla yürütülmesi alışılagelmiştir. Bunun yanında devletlerarası alt düzeydeki meselelerle ekonomik çerçeveli kararlar, elçi veya konsolos memurları aracılığıylayürütülürdü. Diplomatik görüşmeler, hangi seviyede yapılırsa yapılsın, genellikle ikili veya çok taraflı antlaşmalar yapılmasıyle neticelenirdi.

Sürat yüzyılında bulunmamız sebebiyle (




telekominikasyon ve uçak) diplomasi de bu sür’atten payına düşeni almış bulunmaktadır. Artık eskisi gibi, talimat almış bir şahıs ve ekibin insiyatif ve kabiliyetinden çıkan ikili diplomasi yerine milletlerarası forum diplomasisi ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu husus diplomasiye yardımlaşmayı da ekleyerek, 


NATO


Birleşmiş Milletler


İslam Ülkeleri gibi kuruluşların teşkilini sağladı ve diplomatik alanda devletler birliğini teessüs ettirdi.

Eski çağlarda bugünkü modern anlamda diplomasi yoktu. Devletlerarasında belirli konuların görüşülmesi için kabul edilen elçiler gönderilirdi. Bu elçiler, gönderildikleri ülkede devamlı diplomatik görev yapmazlar, işleri bitince tekrar ülkelerine dönerlerdi. Hatta ortaçağın başlarında devlet başkanları birbirleriyle diplomatik meseleleri görüşmede, ya karşı karşıya gelerek bizzat veya mektuplaşarak yaparlardı. Sadece yedi ve sekizinci yüzyıllarda, papalığın 


Bizans sarayında elçi bulundurduğunu siyasi tarihler yazmaktadır. Papalığın bu elçisi de uzmanlaşmış diplomatik personel değildi. Ancak, sonradan çıkan yüzyıl savaşları, diplomatik personelin uzmanlaşmasını bir nevi mecburiyet haline getirdi. On dört ve on beşinci yüzyıllarda devletlerarası antlaşmaların ortaya çıkardığı derin boyutlu, çetin meseleler, o zamanın devlet başkanlarının zaruri olarak teknisyenlere ve hukukçulara danışmak zorunda bıraktı. Bundan sonra da diplomasi, dünyada bir meslek haline geldi. Devletlerarası elçilikleri her devlet, başka ülkelerde kurmaya başladı.

Avrupa’da diplomatik elçilerin önemini ilk düşünen ülke, Venedik Cumhuriyeti olmuştur. Bu ülke, komşu ülkelere gönderdiği devamlı elçilerden çok fayda görmüştür. 


Venediklilerin bu başarısı,


Cenevizlilerle Fransızların dikkatini çekince, onlar da başka ülkelere devamlı elçiler göndermeğe başladılar.

1970’li yıllarda bir yandan 35 ülkeli 


Avrupa Güvenlik Konferansı toplanırken, öte yandan 36 ülkeli İslam Zirve Konferansının toplandığı müşahede edildi. 1974 senesinde ise dünya, tarihin en büyük konferanslarından birine sahne oldu: Karakas’ta 5000 delegenin katıldığı Birleşmiş Milletler Üçüncü deniz Hukuku Konferansı.

Bundan da anlaşılıyor ki, diplomatik ilişkiler diplomatlar arasında değil, devlet adamları ve teknisyenler arasında da yaygınlaşmış oldu.

0