Cevaplar

2012-11-09T20:59:59+02:00

Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği), Edip Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur. "Hibetü'l-Hakayık", veya "Aybetü'l-Akayık" olarak da isimlendirilir.Eserde dünyayı, tanrıyı, insanı bilmeninsadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.
Türk nazım birimi dörtlüklerle oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib'in "Kutadgu Bilig"i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar diliyle yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l Hakayık'ın Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.
==Özellikleri== 
Gerçeklerin eşiği anlamına gelir. 
Konusu din ve ahlaktır. 
Didaktik (öğretici) bir eserdir. 
Mesnevi tarzında yazılmıştır. 
46 beyit ve 101 dörtlükten oluşmaktadır. 
Aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 
Arapça ve Farsça kelimeler vardır. 
Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır. 
Eserin Konusu:Eser 14 bölümden oluşur.Baştaki 5 bölüm giriş,şairin {nevi}adını verdiği8 bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş bölümüdür. 
Giriş bölümleri {kaside}biçimiyle(aa ba ca da...),asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü (dörtlüklerle)[aaba]yazılmıştır.Giriş bölümünde 80 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük vardır.Eserin tamamı 484 dizeden oluşur.

0
2012-11-09T21:02:02+02:00

tabetü'l-Hakayık (günümüz Türkçesi ile Gerçeklerin Eşiği), Edip Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur.

Modern zamanda ilk bilindiğinde "Hibetü'l-Hakayık" veya "Aybetü'l-Akayık" olarak, yanlış bir şekilde isimlendirmiştir. Eserde dünyayı, Allah'ı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.

Nazım birimi beyit ve dörtlüklerden oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig’i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar Türkçesi ile yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l-Hakayık'ın Kaşgar şivesiyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.

 

 

Edip Ahmet Yükneki 12. yüzyılda yaşamış bir şair. Semerkand yöresinde bir köy olan Yüknek köyünde doğmuştur.

Eserini Emir Sipehsâlâr’a sunmuştur. Kitabın arkasına sonradan Aslan Hoca Tarkan tarafından yazılan takrizde, şâirin ana­dan doğma kör olduğu, bu eser sayesinde sevgi ve saygı ka­zandığı bildirilir. Hayatı hakkında başka bilgi yoktur.

İslami dönem Türk edebiyatında, yine Karahanlılar sahasında yetişmiş önemli yazar Edip Ahmet’tir. Yüknek şehrinde doğduğundan Edip Ahmet İbn Yükneki diye de anılmaktadır. Atabetü’l Hakayık, hakikatlerin eşiği manasına gelmektedir. Eser, Dâd Sipehsâlâr Mehmet Bey adlı bir Türk beyine sunulmuştur. Bütünü gazel şeklinde söylenmiş,40 beyit ve 101 dörtlük olmak üzere 484 mısra tutarındaki eser, Türk dili, tarihi, edebiyatı araştırmalarında büyük öneme sahiptir. Eserde konu tamamıyla dini ve ahlakidir. Edip Ahmet, öğretici bir vaaz ve nasihat kitabı yazmak istemiş, eserini İslam ahlakçısı hüviyetinde yazmıştır. Eserde dindarlığın faziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir.[1]

Atabetü'l Hakayık adlı eserinin telif tarihi bilinmemekle birlikte Kutadgu Bilig’den yarım asır sonra yazıldığı tahmin ediliyor. Şâir,âyet ve hadislere dayanarak dünyânın geçici­liğini, bilginin faydasını, cehaletin zararlarını; cömertlik, cimrilik, tevazu gibi İyi ve kötü huyları anlatan dinî-didaktik bir eserdir. Hakaniye Türkçesi ile yazılmıştır. Elyazması nüshalarının sayısı azdır. En iyi uygur harfli nüsha olup Ayasofya Kitaplığı’ndadır. İlk defa M. Necip Asım tarafından bulunmuş ve yayımlanmıştır (1918). En iyi neşri Reşit Rahmeti Arat’ın (önsöz, transkripsiyonlu metin. Türkiye Türkçesi’ne çeviri ve bibliyografyadan meydana ge­len) baskısıdır; TDK yayınları arasında çıkmıştır (1951).

 

0