1 soru

divanı hümayun nedir? hangi görevliler bulunur?

2 soru

osmanlı ordusu kaç bölüme ayrılır? eyalet askerleri ile kapıkulu askerleri arasındaki farklar nedir ?

not : çok önemli yazılıda çıkacakmış buna benzer sorular lütfen düz gün cevaplayın yoksa şikayet .

2

Cevaplar

2012-11-10T14:27:10+02:00

Divan, İslam devletlerinde yönetimle ilgili önemli konuların görüşülüp karara bağlandığı kuruldur. Başlangıçta bir devlet dairesi niteli­ği taşıyan divanlar sonraları İran devlet gele­neğinin de etkisiyle kurul biçimine dönüşmüş­tür. Zamanla sayıları artan, görev ve yetkileri farklılaşan divanlar uzun süre İslam devletle­rinin en önemli yönetim organı olma nitelikle­rini korumuşlardır.
İslam tarihinde ilk divan ikinci halife Hz. Ömer döneminde (634–644) kuruldu. Devlet gelirlerinin ve giderlerinin kaydedilmesi işle­rini yürüten bu divan daha sonra bütün mali işleri yöneten bir daire durumuna geldi. Emeviler döneminde (661–750) divanların sayısı artmaya başladı. Devlet merkezi Şam'da bu­lunan ve ekonomik işleri yönetmekle görevli olan "Divanü'l-Harac" giderek ana divan du­rumuna geldi ve "el-Divan" adıyla anılmaya başlandı. Merkezde çeşitli devlet işlerini yü­rüten divanların yanında eyaletlerde de di­vanlar kuruldu. Abbasiler dönemi (750–1258) ise divanların yetki ve görevlerinin kesin ola­rak birbirinden ayrılarak belirlendiği, büyük bir imparatorluk durumuna gelen devletin artan gereksinmelerine göre birçok yeni divanın kurulduğu, eskimiş olanların da kaldırıldığı bir dönemdir. Abbasiler'deki başlıca divan­lar, ekonomik işlerle uğraşan "Divanü'l-Harac", zekât gelirini toplayan "Divanü's-Sadaka", askeri işlere bakan "Divanü'l-Ceyş", devlet görevlilerinin ücretlerini düzenleyen "Divanü'n-Nafaka", saray giderlerini yöneten "Divanü'l-Hazine", posta ve gizli haberalma işlerine bakan "Divanü'l-Beridi" ile mali de­netimle görevli "Divanü'z-Zimem"di. "Divanü's-Sır" ise devletin önemli iç ve dış sorunla­rıyla ilgili kararları alan üst kuruldu. Abbasiler'de halkın çeşitli konulardaki yakınmaları­nı dinleyen ve bunları halifeye ileten "Divanü'l-Mezalim" adlı bir kurul daha vardı. Hali­feler divan toplantılarına katılmazlar, isterler­se toplantının yapıldığı salona bakan yüksek bir yerde oturup görüşmeleri pencere arkasın­dan izlerlerdi.
Abbasiler döneminde ve sonrasında kuru­lan İslam devletleri büyük ölçüde Abbasi di­van geleneğini sürdürmüşlerdir. Büyük Sel­çuklularda devletin en yüksek yönetsel kuru­luna "Divanı Âlâ" denirdi. "Divan-ı Âlâ"nın altında resmi yazışmaları yürüten "Divan-ı İn­şa" ve "Divan-ı Tuğra" adlı iki divan bulunur­du. Mali kayıtları "Divan-ı İşraf-ı Memalik" tutar, mali denetimi de "Divan-ı Nazar-ı Me­malik" yapardı. Askerlik işlerini "Divan-ı Arz" ya da "Divan-ı Ceyş" denilen kurul yü­rütürdü. Anadolu Selçukluları da Büyük Sel­çuklulardan aldıkları bu kurulları bazı ad değişiklikleriyle aynı biçimde korumuşlardır. Anadolu Beylikleri ile Akkoyunlular ve Karakoyunlular'da da benzeri kurumların varlığı bilinmektedir.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/268163-divan-i-humayun-nedir.html#ixzz2Bp2DAhhl 
Follow us: MsXLabs.MK on Facebook

2 3 2
2012-11-10T15:20:10+02:00

Divan-ı Hümayun

İslam dünyasında Hz. Ömer ile başlayan divan teşkilatı daha sonra değişik şekil ve isimlerle gelişip devam etti. Osmanlı döneminde bizzat padişahın başkanlığında önemli devlet işlerini görüşmek üzere toplanan divana “Divân-ı Hümâyun” denirdi.

Osmanlı Devleti’nin kurulmasından kısa bir süre sonra doğmuş olan Divan-ı Hümayun, 15. yüzyıl ortalarından 17. yüzyılın ilk yarısına kadar Osmanlı Devleti’nin yönetimine damgasını vurmuş, yüzyılın sonlarına doğru ise önemini yitirmeye başlayarak bir sembol haline gelmiştir. Osmanlılardan önceki ve Osmanlıların çağdaşı İslam devletlerinde var olan benzeri kurumlardan farklı olan Divan-ı Hümayun’da, siyasal, yargısal, yönetsel tüm işlerin görülebilir olması, Osmanlı Devleti’nin merkezci karakterinin kesinliğini ve devlet adamlarının pratik çalışma, çabuk ve doğru karara varma duygularının gelişmişliğini göstermektedir. Padişahın divanı, üstün yetkileri ve çalışma biçimiyle devletin en saygın organı durumuna gelmiş, Divan’da çalışmak, bir şeref simgesi olmuştur. Divan-ı Hümayun, padişahın divanı olsa da burada çalışanların padişahın değil, Divan’ın hizmetinde oldukları görüşü yerleşmiş, kadılar bile burada yargılanabilmiştir. Fakat padişahların kişiliği zayıfladıkça, vezir-i azamlar güçlerini artırmışlar ve Divan-ı Hümayun etkinliğini yitirmiştir. Ayrıca yargısal kararların infazı sırasında acele verilen hükümler, kimi zaman adalet duygusuna aykırı olmuş ve büyük haksızlıklar doğurmuştur. Gücü nispetinde sağduyudan yoksun vezir-i azamlar ise Divan’da büyük otorite kurarak, devlet düzenini bozucu kararlara varmış ve kimi zaman bu kararlarıyla ayaklanmalara yol açmışlardır.[i]

0