Soru

cakirirmak kullanıcısının avatarı

Necip Fazıl Kısakürek'in Kaldırımlar şiirinin incelemesi yani kıta kıta açıklaması?

Necip Fazıl Kısakürek'in Kaldırımlar şiirinin incelemesi yani kıta kıta açıklaması? gönderen Cakirirmak

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Cakirirmak kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

riried kullanıcısının avatarı
Riried cevapladı

Yolumun karanlığa karışan noktasında
mısraı,

Yolumun karanlığa saplanan noktasında
olmuştur. Şiirin bütünündeki plâstik hacimli dekor dikkate alındığında, yolun karanlığa karışması imajında karışma kavramı zihinde müphem ve bulanık bir izlenim bırakmaktadır. Saplanan kelimesi ise daha net ve yolun karanlıkta bitişini daha vuzuhla belirten bir karakter kazandırmıştır. Üstelik "saplanma"nın diğer bir manâsıyla, içimizde hâsıl edeceği ızdırap duygusu da şiirin bütününün verdiği empresyon için daha uygundur. Karışan kelimesinin, sesi boşlukta bırakan açık "ka" hecesine mukabil, saplanan kelimesindeki kapalı "sap" hecesi ifadenin vurucu karakterini daha iyi belirlemiştir. Denilebilir ki, açık hece yerine kapalı bir hece şiirin fonetik kuruluşunu tamamlamıştır. Necip Fazıl'ın, açık ve kapalı hecelerin kompozisyonunda, aruzun sınırlılığından hoşlanmayan, fakat hecede de, seslerin bu değerinin ihmâl edilmeden dikkate alınması gibi bir tavrı olduğunu Poetika'sından biliyoruz. Hattâ Büyük Doğu'da çıkan başka bir yazısından da, dil estetiğinde daha çok, kapalı hecelerin ses zenginliğini tercih ettiğini anlıyoruz. Kaldırımlar'ın 2. kıtasının 2. mısraı,

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
iken,
|||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yukarlardan damları kolluyor yıldırımlar
şeklinde değişmiştir. Mânâ olarak "evlerin bacası" gibi mevziî bîr mekân, yerini daha geniş bir sahaya bırakmıştır. Ayrıca "r" aliterasyonu, kalın vokallerin ve kapalı hecelerin çoğalması da, yıldırım şiddeti için güçlü ses unsurları taşımaktadırlar. Bununla beraber, şiirin son basımlarında mısraın yine İlk şekline dönmüş olduğunu da belirtelim. Aynı kıtada, bunu takîb eden mısra ilk şekliyle,

Bu gece yarısında iki kişi uyanık
iken, yeni şekliyle,

in cin uykuda yalnız iki yoldaş uyanık
olarak değişmiştir. Şiirin tamamında çizilen tablo, her unsuruyla esasen gece yarısını belirttiğinden, mısradaki gece yarısı lüzumsuz kalmıştır. "Kişi" kelimesinin ifade ettiği geniş ve renksiz mânâ yerine, bu kişilerin birbiriyle ilişkisini gösteren "yoldaş" kavramı konulmuştur. Bu iki yoldaşın yalnız uyanık olması değil, ebedî gibi görünen yalnızlıklarının vurgulanması için de, her şeyin uykuda olmasını belirtmek gerekmiştir ki bu da in ve cinlerin uykuda olmasıyla anlatılmıştır. Üstelik her iki kelimenin bizim imaj dünyamızda korku ve dehşetle beraber kullanıldığından faydalanılarak, şiire hâkîm olan korku unsuru biraz daha güçlendirilmiştir. İn ve cin kelimelerinin son seslerinin sürekliliği, yine şiirin bütünündeki ürpertiyi tekrar eder. Şiirde en çok değişmeye uğrayan kısım 4. kıtadır. Bu kıtanın dört mısraı da ayrı zamanlarda değişmiştir. 1. mısra,
Kaldırımlar, ıstırap çekenlerin annesi
iken,

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
olur. Bu değişmede yalnızlık teması rölyef kazanır. 2. mısra Hayat dergisindeki ilk çıkışında; Kaldırımlar, derdime kardeş çıkan insandır şeklindedir. Bu mısra, Kaldırımlar kitabından itibaren, "Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır" şekline döner ki bu sonuncusu daha tecrîdî bir ifade taşımaktadır. 3. mısra, Kaldırımlar, duyulur sükûn içinde sesi iken, Ben ve Ötesi'nden itibaren, ;;, Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi olarak değişir. İlk şekilde, kaldırımların sesinin duyulduğu fakat bu duyulmanın sükûn içinde olduğu anlatılmıştır. Sükûn içinde, burada bir hâl zarfıdır. İkinci şekilde ise, kaldırımların sesi, ancak ses kesilince duyulacaktır. Burada da ses kesilince ibaresi zaman zarfıdır ve duyulma'nın şartıdır. Kaldırımların sesinin duyulması, ses kesilmesi şartına bağlanmıştır ki, bu da şiirin vermek istediği duyguya daha uygun düşmüştür. Esasen sükûn'un sesle değil, hareketle ilgili bir kavram olduğu hatırlanırsa, ikinci şekilde, yani ses kesilince kaldırımların sesinin duyulması daha mantıkîdir. Ayrıca, değişen kelimelerdeki 's' ünsüzlerinin tekrarı da fonetik bir unsur oluşturur. Aynı kıtanın 4. mısraı önceki şekliyle, Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır olarak yazılmıştır. Mısranın Sonsuzluk Kervanı'nda değiştirilen şekli ise, Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır olmuştur. Evvelkinde bir iç lisanın devamlılığı bahis konusu iken, ikinci şekilde "kıvrılma" kelimesinin zihinde uyandırdığı yılan imajıyla şiirin trajik tema'sı güçlenir. 5. kıtanın 2. mısraı, "Ben bu kaldırımların istediği çocuğum" şeklinden, Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum şekline dönmüştür. Emzirmek, kaldırımlarla insan arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirirken, bir önceki kıtada "kaldırımların yalnızların annesi" olması ile de motif olarak uyum sağlamıştır. Necip Fazıl'ın bu çok meşhur olmuş şiirinde birkaç mısranın değişmesi üzerindeki izahlarımızın diğer şiirlerine de tatbik edilmesi mümkündür. Her değişiklik için, gerek dil, gerek şiir estetiği, gerekse şiirin şekil ve muhteva uygunluğu bakımından dâima olumlu kanaatlere varmak mümkün değildir.
  • 2 Yorum
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (7)
  • oy ver Seviye: 5, Oylar: 3

Yorumlar

  • cakirirmak kullanıcısının avatarı çok teşekkürlerCakirirmak
    şikayetim var!
  • riried kullanıcısının avatarı bi şey değilRiried
    şikayetim var!
Bu cevap için yorumunu buraya yaz...