Cevaplar

2012-11-11T13:03:27+02:00

haklarala ilgili sorular ve cumhuriyet düşüncem bu

1 5 1
2012-11-11T13:24:53+02:00

bilmem neden çıkar ama sana kavram falan veriyim 

 

 

İnsan hakları, bireylerin salt insan olmakla kazandıkları haklardır. İnsanların, insan olarak taşıdıkları değerin sömürü, baskı, kıyım ve her türlü doğal güç karşısında korunması ilkesine dayanır. Tanımı ve sınırları konusunda tam bir anlaşmaya varılamasa da temel bazı varsayımlar üzerinde anlaşılır.

 

İnsan hakları temelde devlet gücünü sınırlar; hem yasal, hem ahlaksaI düzenlemelerin kapsamına girer. Hem “olan”ı, hem de “olması gereken”i dile getirir. Özünde genel ve evrensel niteliklidir. Bütün insanların, hatta bazı durumlarda henüz doğmamış olanların her yerde sahip olması gereken haklardır. Böylece belirli bir durumda bireyin ya da grupların benzer haklarının ya da çıkarlarının korunabilmesi anlamına gelir.

 

Bütün normatif gelenekler gibi insan hakları da zamanın ürünüdür. Özünü ve biçimini veren tarihsel sürekliliği ve değişim süreçlerini yansıtır. Bu yüzden de içeriklerinin, yasal sınırlarının ve aralarındaki öncelik sıralamasının anlaşılması büyük ölçüde temelinde yer alan görüşlerin ve etkinliklerin belirlenmesine bağlıdır.

(Ana Britannica, Cilt:11)

 

 

İNSAN HAKLARININ TARİHÇESİ

 

Tarihte, yakın zamana kadar, insanlar arasında bu günkü anlamda eşitlik yoktu.Eski zamanlarda halk ırklarına, cinsiyetlerine, renklerine, yerli-yabancı oluşlarına

bakılarak sınıflara ayrılırdı.

 

Hükümdarlar, kendilerini tanrısal ve kutsal kimliklere büründürerek, olağanüstü hak ve yetkiler elde etmişlerdir. Hükümdarlardan başka, yüksek düzeydeki devlet adamları da üstün haklar elde etmişlerdir. Bunlar bolluk, rahatlık ve huzur içinde yaşıyorlardı.

Toplumun büyük ve ezici çoğunluğunu oluşturan halk kesimi ise hemen hemen hiçbir hakka sahip değildi. Yoksulluk, açlık, ölüm korkusu içinde yaşıyorlardı. Ülkenin en ağır hizmetlerini görürler, savaşlara giderler, vergilerini verirler; ama “insan gibi” yaşayamazlardı.

Eski Yunanistan’da insanlar arasında yerli-yabancı ayrımı yapılmış, Atinalı ana babadan olmayanlar vatandaş sayılmayıp köle muamelesi görmüşlerdir.

 

İslamiyetten önceki ilkel Arap kabilelerinde insanlar arasında cinsiyet ayrımı gözetilmiştir. Erkek çocuklar üstün görülmüş, kız çocukları diri diri kuma gömülmüştür.Ortaçağ Avrupa’sının derebeyliklerinde ise halk korkunç bir baskı altına alınmıştır.

 

Bu ayrım ve baskılara karşı ilk hareket İngiltere’de görülür. 13. Yüzyılda İngiliz halkı, fazla vergi toplandığı gerekçesiyle krala karşı ayaklanmıştır. Bunun sonucunda da ünlü “Magna Carta” (Büyük Şart) kabul edilmiş, kral tarafından halka bazı haklar verilmiştir.Yeni Çağda da halkın, devlet yönetiminin haksızlıklarına karşı hoşnutsuzluğu artmış, çeşitli tepkileri ortaya çıkmıştır.

 

İspanya, Fransa, Rusya gibi ülkelerde yöneticilere tanınan tanrısal haklara karşı ülkenin aydınları halkı bilinçlendirmek için yazılar yazmış, konuşmalar yapmışlardır. Bilgi ve bilince dayanan bu uyanış, insanların özgür ve eşit olduklarını, kendi kendilerini idare edebilme hakkına sahip bulunduklarını ortaya koymuştur.

 

İnsan haklarıyla ilgili bilinçlenme ve çalışma süreci 17.Yüzyılın sonlarıyla 18.

Yüzyılın başlarında tüm dünyada görülmeye başlandı.Amerikalıların 4 Temmuz 1 776’da İngilizlere karşı ilan ettikleri “Hürriyet Beyannamesi” ve 1 789’daki Fransızların “İnsan Hakları Beyannamesi” bu uyanışın önemli örneklerindendir.

 

19. Yüzyıldan sonra insan hak ve hürriyetleri oldukça genişlemeye başladı.1 .Dünya Savaşı’ndan sonra bireysel ve toplumsal haklara pek çok ülkede geniş yer verildi. Çoğu ülkeler bu hakları vatandaşlarına tanıyarak anayasalarına aldılar.2.Dünya Savaşı’ndan sonra bireylere daha geniş hak ve hürriyetler tanındı.Savaşın başında yayınlanan “Atlantik Beyannamesi”nde insan hak ve hürriyetlerine geniş yer verildi.

 

Birleşmiş Milletler’e dahil olan ülkeler, 10 Aralık 1948 yılında “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ni kabul ederek, insan haklarında yeni bir çığır açmışlardır.

 

 

 

0