Cevaplar

2012-11-13T11:28:45+02:00

“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” "Yurtta Barış Dünyada Barış " Anlayışı Ve Küreselleşen Dünyadaki Yeri

Sovyetler Birliği’nin çöküp, soğuk savaşın sona ermesi sonucu ortaya çıkan köklü değişimlerin de etkisiyle; küreselleşme olgusu büyük bir hız kazanmıştır İki kutuplu dünyanın tarihe gömülmesi; dünya uluslarını bu küreselleşme olgusu çerçevesinde, daha önce benzen görülmemiş bir barış Özlemini yüreklerinde hissetmeye sevketmiştir Maalesef, bu özlem Yugoslavya’da patlak veren ve yüzbinlerce masum insanın hayatlarını yitirmesine sebep olan savaş yüzünden önemli bir darbe almıştır Ancak herşeye rağmen bu evrensel barış özlemi tamamen yok olmuş değildir

Küreselleşmenin en hızlı çağında, en coşkulu ve vurgulu şekilde dile getirilen bu barış özlemi, oysa 2Oyy’ın başında, dünyada baskıcı rejimlerin hortlamaya başladığı bir dönemde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu ulu önder Atatürk tarafından “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesiyle en güzel şekilde ifade edilmiştir Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Kurulduğu yıldan beri bu ilkeyi kendi dış politikası için temel alarak, anlaşmazlık ve çatışmaların belirleyici olduğu bir bölgede, barış ve istikrar adası olma niteliğini sürdürme konusunda engin bir başarı göstermiştir Türkiye; bu ilke doğrultusunda, I Dünya Savaşını da hesaba katarak, II Dünya Savaşına katılmamış, savaş öncesinde çıkmaması için, sonrasında ise, bir an önce erdirilmesi için elinden geleni yapmış ve savaş sonrası ulaşılan düzenin en önemli kurumu olan Birleşmiş Milletlerin en büyük destekçilerinden birisi olmuştur “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışı Türkiye’yi Kore, Somali ve en son Bosna gibi uluslararası barışın tehdit edildiği gelişmeler karşısında ortak tavır alan uluslararası toplum içinde her zaman yer almaya sevketmiştir

Türkiye’nin tüm bu çabalarından beklediği yarar, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışının belirlediği çizgiden sapmadan, dünya çapında barışın sağlanması ve korunmasından başka bir şey olmamıştır

Bugün, dünya küreselleşmesinin sonucu olarak küçük bir köy haline gelmiştir Artık gerek ülke içinde, gerek ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık (interdependence) olgusu büyük önem kazanmış ve bu olgu insanları ve ulusları birbirinden kopamaz hale getirmiştir Böylesi bir ortamda, en büyük risk; dünyanın herhangi bir yerinde çıkabilecek siyasal, ekonomik, dinsel etnik vs nedenlere dayalı bir çatışma ya da anlaşmazlığın (Bosna – Hersek örnek olayında olduğu gibi) kısa bir süre içinde, dünyanın geri kalanını tehdit altında bırakma potansiyelinin eskisine göre çok daha yüksek olmasıdır Bu nedenle bugün, dünya uluslarının küresel barışı tehdit edebilecek sorunlar karşısında işbirliği yapmak için ortak bir bilince ihtiyaçları vardır Bu ortak bilinç evrensel çapta kabul gören ve benimsenen bir ilke ile mümkün olabilir İşte bana göre bu evrensel ilke; bir yandan ülke içindeki görüş ayrılıklarının uzlaşmacı bir yaklaşımla ortadan kaldırılarak, iç barışın sağlanması, diğer yandan bu iç barış ortamında alınan eşsiz destekle gereken çabayı göstererek, önce bölge, ardından dünya barışının sağlanıp, korunması anlamına gelen “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışından başka bir şey değildir Bu yaklaşım, dünyanın girift sorunları düşünüldüğünde, ilk anda çok ütopik gibi görünse de, söylenebilecek şey en azından imkânsız olmadığıdır En imkânsız olana bile hayat kazandıran şey, ona olan inanç ve güvendir Nitekim Türkiye yıllardan beri “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışına olan inanç ve güveniyle, bölgesinde sürekli biçimde bir barış ve istikrar adası olarak bu imkânsızı zorlamıştır Kısaca Türkiye bu noktada yerine oturan güzel bir örnektir Dünya ulusları birbirlerine muhtaç olduklarının bilincine daha ileri seviyede varıp, diğeri olmadan kendisinin de bir anlam ifade etmeyeceği şeklinde bir kanıya ulaşır ve çatışma konularına nazaran, işbirliği alanlarına daha çok vurgu yaparlarsa, evrensel bir barışın sağlanması hiç de uzak bir ihtimal değildir

İnsanlık ancak “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” gibi eşsiz ve evrensel olan bir anlayışın yarattığı ortak bilinçle böyle bir noktaya gelebilir Bu ilke yardımıyla, dünya ulusları bireysel temelde kendilerini ve kendi çıkarlarını ne kadar düşünüyorsa (Yurtta Sulh), aynı şekilde farklı, kültür, dil, din ve ırktan olan başka ulusları da düşünecek ve onları kendi varlıklarının ayrılmaz birer parçası olarak görecektir (Cihanda Sulh)

Sonuçta şunlar söylenebilir Yaklaşık 70 yıl önce yüce önder Atatürk’ün büyük bir uzak görüşlülükle ortaya attığı bu evrensel anlayış, bugün insanlığın varlığını barış içinde sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu özel bir konumdadır Bu noktada bize düşen, Atatürk’ten miras olarak aldığımız bu yüce anlayışın dünya uluslarınca kabul görmesini ve benimsenmesini sağlamak için özellikle uluslararası platformda elimizden geleni yapmak olacaktır

Atalarımızın kanlarıyla sulanan bu topraklarda barış içinde yaşama fırsatını bulan biz Atatürk nesline de yakışan bu olacaktır

Geleceğin dünyası, varlığını büyük ölçüde savaştan, çatışmadan ve anlaşmazlıktan uzak, barış ve istikrar ortamı içerisinde sürdürebilir Bu ise, ancak önce ülke, sonra bölge ve dünya çapında barışın kurulmasıyla mümkün olabilir İnsanlık sağduyulu bir şekilde, Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışı içerisinde başka bir dünya olmadığını anlayacaktır Ne de olsa aklın yolu birdir

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-13T12:09:31+02:00

 

Arkadaşlar tabiki cevap MİLLİYETÇİLİKTİR.Çünkü Milliyetçilik: 

Ataturk Ilkeleri arasinda son derece onemli bir ilke olan milliyetcilik, akilcilik, gercekcilik, bariscilik ve cumhuriyetcilik ilkeleriyle butunlesen ve bu ilkelerle celisen yorumlara kapali bir ilkedir. 

Milliyetcilik ilkesi, ulusal savasimin cikis noktasini olusturmus ve tum tutsak uluslarin kurtulus hareketlerine isik tutmustur. 

Ataturk'un turlu demec ve soylevlerinde aciklik kazanmis olan bu ilke, Fransiz devriminden sonra dunyaya yayilan ozgurluk dusuncesinin tarihsel gelisimi icinde her ulusun kendi kaderini cizme inancinin dogal bir sonucu olmustur. 

Osmanli Imparatorlugunun cokus doneminde, ulusallik niteligini yitirmekte olan dilimizin sadelestirilmesi ve dunyaya yayilmis Turk toplumlarinin arastirilip incelenmesi hareketlerinin ortak adi olarak Turkculuk akimi biciminde belirmistir. Zaman zaman butun Turk toplumlarini birlestirmeyi amaclayan Turancilik, zaman zaman da Islam Birligi kurmak gibi bir amaca yonelik Islamcilik akimlariyla karistirilmaya baslanmisti. 

Bugun anayasamizda da yer alan milliyetcilik kavram bir ilke olarak, Turk ulusunun egemenligini kendi iradesine aldigi surec icinde gercek anlamini kazanmistir. Akilci, gercekci, barisci ve cumhuriyetci bir nitelik aldiktan sonra Ataturk tarafindan "Turk Milliyetciligi" deyimiyle butun aciklik ve kapsamini, gercek anlam ve kilavuzlugunu bulmustur. Bugun Ataturk ilkeleri arasinda yer alan milliyetcilik, cagdas anlamiyla siyasal, ekonomik ve kulturel bir devlet sistemi olmustur. 

Milliyetcilik ilkesine gore, Turk ulusu buyuk insanlik ailesinin yuksek onurlu bir uyesidir. Bu bakimdan butun insanligi sever; ulusal onur ve cikarlarina dokunulmadikca baska uluslara karsi dusmanlik beslemez ve asilamaz. 

Milliyetcilik ilkesi, butun cagdas uluslarla uyum icinde yasamakla birlikte, Turk toplumsal varliginin ozel karakterini ve baslibasina bagimsiz kimligini sakli tutmayi esas sayar. Bu bakimdan kendi ozune aykiri akimlarin ulkeye girmesini ve yayilmasini istemez. 


Ataturk milliyetciligi, gerek bagimsiz, gerek baska devletlerin uyrugu olarak yasayan butun Turkleri, hangi dinden olurlarsa olsunlar derin bir kardeslik duygusuyla candan sevmek ve onlarin refah ve gelismesini candan dilemekle birlikte, siyasal sinir olarak Turkiye Cumhuriyeti sinirlarini tanir. 

Milliyetcilik ilkesine gore, Turkiye Cumhuriyeti icinde, Turk dili ile konusan, Turk kulturu ile yetisen, Turk ulusunun her yonden yukselmesi dusuncesini benimseyen her birey, hangi dinden olursa olsun Turk'tur. 

Milliyetcilik ilkesini, ulusal bilincimize Kurtulus Savasi ile percinleyen guc, Turk toplumunu birbirine baglayan en yuce bagin uluscu bag oldugu inancidir. Bu uluscu bagin en ozlu deyisi "Ulusal Birlik Duygusu"dur.
 

Milliyetcilik ilkesi ozet olarak: "Turk ulusunun yuksek karakterini, yorulmaz caliskanligini, dogustan gelen zekasini, bilime bagliligini, guzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu araliksiz olarak ve her turlu arac ve onlemlerle besleyerek gelistirmek"tir. 

Milliyetcilik ilkesi, Turk ulusunun "butun bireylerini, kaderde, kivancta ve tasada ortak bir butun halinde ulusal bilinc ve ulkuler cevresinde toplamak" inancidir.



0