Cevaplar

2012-11-13T19:39:42+02:00
Cevap: Atatürk ün Okul Hayatı 

1881 yılının bir bahar günü Selanik'de, üç katlı pembe bir evde dünyaya geldim Doğum günümü hatırlamıyorsam da annem bana baharda bir, Mayıs günü, dünyaya geldiğimi söylerdi Benim doğum günüm niye 19 Mayıs olmasın?
Çocukluğu ma dair ilk hatırladığım şey okula gitmek meselesine aittir Bundan dolayı annemle babam arasında şiddetli bir çatışma vardı Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi, gümrükte memur olan babam, o zaman yeni açılan Şemsi Efen-di okuluna devamımı ve yeni yöntemlere göre okumamı istiyorduNihayet babam işi ustaca çözdü ilk önce bilinen törenle mahalle mek-tebine başladım, böylece annemin gönlü yapılmış oldu Bir kaç gün sonra da mahalle mektebinden çıkarak Şemsi Efendi Okuluna yazıldım 


Kısa bir zaman sonra babam öldü Babamın ölümü bizi ayakta tutan kuvvetli bir desteğin yıkılması gibi bir şeyoldu Kendimi ade-ta yalnız hissettim Annemle birlikte dayımın yanına yerleştik
Dayımın yaşadığı köy hayatına ben de karıştım, avutmak için bana verdiği görevleri yerine getiriyordum Başlıca görevim tarla bekçiliği idi Kardeşim Makbule ile birlikte bakla tarlasının ortasındaki bir kulübede oturduğuinuzu ve kargaları kovmakla uğraştığımızı hatırlıyorum Hatta bir gün hiç unutmam Makbule ile yoğurt yiyorduk, aramızda kavga çıktı Makbule'nin başını tuttu m yoğurt çana-ğının içine soktum, yüzü gözü yoğurt olmuştu


Bir süre böyle geçti Annem okulsuz kaldığım için kaygılanmaya başladı Nihayet Selanik'de bulunan teyzemin yanına gitmeme ve okula devam etmeme karar verildi Selanik'de Mülkiye İdadisine yazıldım Okulda kaymak hafız adında bir öğretmen vardı Bir gün sınıfta ders verirken ben bir çocuklakavga ettim, çok gürülfü olduÖğretmen beni yakaladı ve dövdü Bütün vücudum kan içinde kaldı Bü-yükannem zaten okulda okurnamı istemiyordu, beni derhalokuldan çıkardı


Evimizin yanında binbaşı Kadri Bey adında' biri oturuyordu Oğlu Ahmet Bey Askeri Rüştiyeye gidiyor ve askeri okul elbisesi giyiyordu Ben de böyle elbise giymeye hevesleniyordum Sonra sokaklarda subaylar görüyor, bu dereceye ulaşmak için izlenmesi gereken yolun Askeri Rüştiyeye girmek olduğunu anlıyordum O sırada annem de Selanik'e gelmişti Askeri Rüştiyeye girmek istediğimi söyledim Annem askerlikten korkardı, asker olmama karşı çıktı Giriş sınavı zamanı ona sezdirmeden kendi kendime Askeri Rüştiye'ye giderek imtihana girdim Böylece anneme karşı bir oldu bitti yapmış oldum


Çocukluğumda iyi giyinmeyi çok severdim Şemsi Efendi okuluna giderken bana giydirdikleri şalvarın üzerine sardıkları 'kuşak beni ne kadar çok sinirlendirirdi bilemezsiniz Ne zaman ki Askeri Rüştiye okuluna girip, okulun resmi üniformasını giydim işte o za-man adeta benliğime hakim olmuşum gibi bana bir his geldi,



Askeri Rüştiyede en çok matematik der-sine merak sardım Az ilamanda bize bu dersi veren hoca kadar belki de daha ziyade bilgi sahibi oldum Bu arada Şevki Paşanın kızına ders vermek için evlerine giderdim Bir aralık kıza aşık oldum Fakat ders dışı hiç bir şey görüşmedim Nadiren, pek müstesna zamanlarda bir iki sözcük söylemek olanağını bulurdum Manastır İdadisine gittikten sonra tabiatıyla her şey unutuldu


Askeri Rüştiyede dersler dışında meselelerle de uğraşıyordum Yazılı sorular hazırlıyor, matematik öğretmeni de yazılı cevaplar veriyordu
Bir gün hoca aranızda kendine güvenenler kalksınlar, onları müzakereci yapacağım dedi Önce tereddüt ettimÖyleleri ayağa kalktı ki ben kalkmamayı doğru buldum Bunlardan birinin müzakeresi altma verildim Fakat müzakereriin ortasmda tahammülüm son dereceye geldi Ayağa kalkarak hocaya Ben bundan daha iyi yaparım dedim Bunun üzerine hoca beni müzakereci yaptı, öteki arkadaşı da benim müzakerem altma verdi
Öğretmenimin adı Mustafa idi Bir gün, oğlum senin adm da Mustafa benim de Mustafa, bu böyle olmayacak arada bir fark bulunmalı Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun dedi O zamandan beri gerçekten ismim Mustafa Kemal kaldı


Ara imtihanlarım vererek çavuş rütbesini takmıştım Ara sıra öğretmen gelmediği zamanlarda diğer sımflara matematik dersleri veriyordum Parlak bir şekilde Selanik Askeri Rüştiyesini bitirerek kurmay Hasan Beyin tavsiyesiyle 1896 yılmda Manastır Askeri İda-disirie girdim Selanik Askeri Rüştiyesini ik-mal ettiğim zaman matematik merakım iyice ilerlemişti Manastır İdadisinde ise matematik pek kolay geldi Bununla meşgul olmaya devam ettim Fakat fransızca dersinde geri idim Öğretmen benimle çok meşgul oluyor, acı uyarılarda bulunuyordu Bu uyarılar gücüme gitti İlk sınav zaıtıanmda çare aradım İki üç ay gizlice Frerler okulunun özel sınıfına devam ettim Böylece okul derslerine oranla fazla derecede fransızca öğrendim


0 zamana kadar edebiyatla fazla temasım yoktu Ömer Naci Bursa Idadisinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmiştiDaha o zaman şairdi Benden okuyacak kitap istedi, biitün kitaplarımı gösterdim, hiçbirini beğenmedi Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğunu o zaman öğrendim Ona göre çalışmaya başladım Şiir ba-ııa çekici geldi Ömer Naci de güzel konuşuyor, güzel yazıyordu Eğer hitabet hocamız Alay emini Mehmet Asım Efendi imdadıma ye-tişmeseydi ben de şair olup çıkacaktım, çünkü hevesim vardı Asım Efendi bir gün beni çağırdı


Bak oğlum Mustafa Kemal, şiiri falan bırak, bu senin iyi bir asker olmana engel olurÖteki hocalarınla da konuştum, onlar da bc-nim gibi düşünüyorlar Sen Ömer Naci'ye bakma o haya] peşinde bir çocuk, ileride belki iyi bir şair ve hatip olabilir fakat askerlik mesleğinde katiyyen yükselemez, dedi Bu söz-ler beni etkiledi Hocanm ne kadar haklı ol-duğunu olaylar isbat etti, çok arzu ettiği halde Naci kurmay subay olamadı Meşrutiyette ittihatçıların en seçkin ve heyecanh hatiple-rinden biri olan yakın arkadaşım Ömer Naci macerah bir hayattan sonra genç yaşta öldü



0
2012-11-13T19:41:30+02:00

1881 yılının bir bahar günü Selanik'de, üç katlı pembe bir evde dünyaya geldim Doğum günümü hatırlamıyorsam da annem bana baharda bir, Mayıs günü, dünyaya geldiğimi söylerdi Benim doğum günüm niye 19 Mayıs olmasın?
Çocukluğu ma dair ilk hatırladığım şey okula gitmek meselesine aittir Bundan dolayı annemle babam arasında şiddetli bir çatışma vardı Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi, gümrükte memur olan babam, o zaman yeni açılan Şemsi Efen-di okuluna devamımı ve yeni yöntemlere göre okumamı istiyordu Nihayet babam işi ustaca çözdü ilk önce bilinen törenle mahalle mek-tebine başladım, böylece annemin gönlü yapılmış oldu Bir kaç gün sonra da mahalle mektebinden çıkarak Şemsi Efendi Okuluna yazıldım


Kısa bir zaman sonra babam öldü Babamın ölümü bizi ayakta tutan kuvvetli bir desteğin yıkılması gibi bir şeyoldu Kendimi ade-ta yalnız hissettim Annemle birlikte dayımın yanına yerleştik
Dayımın yaşadığı köy hayatına ben de karıştım, avutmak için bana verdiği görevleri yerine getiriyordum Başlıca görevim tarla bekçiliği idi Kardeşim Makbule ile birlikte bakla tarlasının ortasındaki bir kulübede oturduğuinuzu ve kargaları kovmakla uğraştığımızı hatırlıyorum Hatta bir gün hiç unutmam Makbule ile yoğurt yiyorduk, aramızda kavga çıktı Makbule'nin başını tuttu m yoğurt çana-ğının içine soktum, yüzü gözü yoğurt olmuştu


Bir süre böyle geçti Annem okulsuz kaldığım için kaygılanmaya başladı Nihayet Selanik'de bulunan teyzemin yanına gitmeme ve okula devam etmeme karar verildi Selanik'de Mülkiye İdadisine yazıldım Okulda kaymak hafız adında bir öğretmen vardı Bir gün sınıfta ders verirken ben bir çocuklakavga ettim, çok gürülfü oldu Öğretmen beni yakaladı ve dövdü Bütün vücudum kan içinde kaldı Bü-yükannem zaten okulda okurnamı istemiyordu, beni derhalokuldan çıkardı


Evimizin yanında binbaşı Kadri Bey adında' biri oturuyordu Oğlu Ahmet Bey Askeri Rüştiyeye gidiyor ve askeri okul elbisesi giyiyordu Ben de böyle elbise giymeye hevesleniyordum Sonra sokaklarda subaylar görüyor, bu dereceye ulaşmak için izlenmesi gereken yolun Askeri Rüştiyeye girmek olduğunu anlıyordum O sırada annem de Selanik'e gelmişti Askeri Rüştiyeye girmek istediğimi söyledim Annem askerlikten korkardı, asker olmama karşı çıktı Giriş sınavı zamanı ona sezdirmeden kendi kendime Askeri Rüştiye'ye giderek imtihana girdim Böylece anneme karşı bir oldu bitti yapmış oldum


Çocukluğumda iyi giyinmeyi çok severdim Şemsi Efendi okuluna giderken bana giydirdikleri şalvarın üzerine sardıkları 'kuşak beni ne kadar çok sinirlendirirdi bilemezsiniz Ne zaman ki Askeri Rüştiye okuluna girip, okulun resmi üniformasını giydim işte o za-man adeta benliğime hakim olmuşum gibi bana bir his geldi,



Askeri Rüştiyede en çok matematik der-sine merak sardım Az ilamanda bize bu dersi veren hoca kadar belki de daha ziyade bilgi sahibi oldum Bu arada Şevki Paşanın kızına ders vermek için evlerine giderdim Bir aralık kıza aşık oldum Fakat ders dışı hiç bir şey görüşmedim Nadiren, pek müstesna zamanlarda bir iki sözcük söylemek olanağını bulurdum Manastır İdadisine gittikten sonra tabiatıyla her şey unutuldu


Askeri Rüştiyede dersler dışında meselelerle de uğraşıyordum Yazılı sorular hazırlıyor, matematik öğretmeni de yazılı cevaplar veriyordu
Bir gün hoca aranızda kendine güvenenler kalksınlar, onları müzakereci yapacağım dedi Önce tereddüt ettim Öyleleri ayağa kalktı ki ben kalkmamayı doğru buldum Bunlardan birinin müzakeresi altma verildim Fakat müzakereriin ortasmda tahammülüm son dereceye geldi Ayağa kalkarak hocaya Ben bundan daha iyi yaparım dedim Bunun üzerine hoca beni müzakereci yaptı, öteki arkadaşı da benim müzakerem altma verdi
Öğretmenimin adı Mustafa idi Bir gün, oğlum senin adm da Mustafa benim de Mustafa, bu böyle olmayacak arada bir fark bulunmalı Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun dedi O zamandan beri gerçekten ismim Mustafa Kemal kaldı


Ara imtihanlarım vererek çavuş rütbesini takmıştım Ara sıra öğretmen gelmediği zamanlarda diğer sımflara matematik dersleri veriyordum Parlak bir şekilde Selanik Askeri Rüştiyesini bitirerek kurmay Hasan Beyin tavsiyesiyle 1896 yılmda Manastır Askeri İda-disirie girdim Selanik Askeri Rüştiyesini ik-mal ettiğim zaman matematik merakım iyice ilerlemişti Manastır İdadisinde ise matematik pek kolay geldi Bununla meşgul olmaya devam ettim Fakat fransızca dersinde geri idim Öğretmen benimle çok meşgul oluyor, acı uyarılarda bulunuyordu Bu uyarılar gücüme gitti İlk sınav zaıtıanmda çare aradım İki üç ay gizlice Frerler okulunun özel sınıfına devam ettim Böylece okul derslerine oranla fazla derecede fransızca öğrendim


0 zamana kadar edebiyatla fazla temasım yoktu Ömer Naci Bursa Idadisinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmişti Daha o zaman şairdi Benden okuyacak kitap istedi, biitün kitaplarımı gösterdim, hiçbirini beğenmedi Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğunu o zaman öğrendim Ona göre çalışmaya başladım Şiir ba-ııa çekici geldi Ömer Naci de güzel konuşuyor, güzel yazıyordu Eğer hitabet hocamız Alay emini Mehmet Asım Efendi imdadıma ye-tişmeseydi ben de şair olup çıkacaktım, çünkü hevesim vardı Asım Efendi bir gün beni çağırdı


Bak oğlum Mustafa Kemal, şiiri falan bırak, bu senin iyi bir asker olmana engel olurÖteki hocalarınla da konuştum, onlar da bc-nim gibi düşünüyorlar Sen Ömer Naci'ye bakma o haya] peşinde bir çocuk, ileride belki iyi bir şair ve hatip olabilir fakat askerlik mesleğinde katiyyen yükselemez, dedi Bu söz-ler beni etkiledi Hocanm ne kadar haklı ol-duğunu olaylar isbat etti, çok arzu ettiği halde Naci kurmay subay olamadı Meşrutiyette ittihatçıların en seçkin ve heyecanh hatiple-rinden biri olan yakın arkadaşım Ömer Naci macerah bir hayattan sonra genç yaşta öldü

0