Cevaplar

2012-09-27T17:28:27+03:00

ONAYLANMIŞ CEVAP

×
Uzmanlar tarafından teker teker incelenmiş onaylı cevaplar, doğru ve güvenilir bilgileri içermektedir. Eodev içerisinde moderatörler tarafından kontrol edilmiş milyonlarca kaliteli cevap vardır ancak onaylanmış cevaplar mükemmel ötesidir.

Edebiyatın güzel sanatta ki yeri fonetik sanatlar

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-09-27T19:49:32+03:00

ONAYLANMIŞ CEVAP

×
Uzmanlar tarafından teker teker incelenmiş onaylı cevaplar, doğru ve güvenilir bilgileri içermektedir. Eodev içerisinde moderatörler tarafından kontrol edilmiş milyonlarca kaliteli cevap vardır ancak onaylanmış cevaplar mükemmel ötesidir.

İnsanda bir takım güzel duygular uyandıran, insana bir coşku ve heyecan veren eserlere sanat eseri denir. Sanat eserleri insanın duygu ve hayal dünyasını geliştirir, zenginleştirir.

Edebiyat güzel sanatlar içinde en soyut olan güzel sanat dalıdır. Çünkü malzemesi dildir. Malzemesinin “dil” olması onu herkes için olmanın yanı sıra hudutları en dar ve milli olan tek sanat dalı haline de getirir. Taşınması, eserini seyirci ile doğrudan karşı karşıya getirmesi,nesilden nesile aktarılması, orijinalinin korunması bakımlarından da en avantajlı sanat dalıdır. Edebiyat kişinin ruhundaki iyi ve güzeli uyandırarak kişiyi iyi ve güzele teşvik eder. Sanat eseri öncelikle “güzellik” amacı güder.

Duyguları, düşünceleri, olayları söz veya yazı ile güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatınaedebiyat denir.

Edebiyat; duygu, düşünce, sevinç, umut, üzüntü, tasa, kaygı gibi bireysel duyguları ve toplumsal hayattaki olayları yansıtan bir sanat dalıdır.

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.Yahya Kemal Beyatlı

Örneğin yukarıdaki beyitte doğada var olan “kar”ın insan ruhunda uyandırdığı iyi ve güzel duygular dile getirilmiştir.

Kardır yağan üstümüze geceden,Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,Ormanın uğultusuyla birlikteVe dörtnala, dümdüz bir mavilikteKar yağıyor üstümüze, inceden.Ahmet Muhip DIRANAS

Başka bir şairimize ait yukarıdaki şiir metinde ise “kar”ın şairin ruhunda uyandırdığı farklı duygular anlatılmaktadır.

Aynı konuyu işleyen şiirlerin birbirinden farklı olması, şiiri yazan şairlerin aynı konuyu farklı biçimlerde algıladığını ve yorumladığını gösterir. Buradan sanat eserinin bilimsel eserler gibi bilgilendirici ve nesnel olmadığını anlıyoruz. Edebi eser sanatçının kişisel yorumunu taşır.

Farklı sanat dallarında ise konunun farklı anlatım teknikleriyle anlatılabileceğini unutmamak gerekir. Kar manzarasını resmeden bir ressam farklı bir teknik kullanır. Yine bir müzisyen “kar”ın kendi ruhunda bıraktığı etkiyi notalarla anlatır.

Atatürk sanatçının değerini, saygınlığını, önemini şu sözleriyle vurgulamıştır:

“Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz; mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… Ama sanatçı olamazsınız.”

Atatürk toplum için yararlı olan bir sanatın önemi üzerinde durmuştur:

“Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.”

Güzel sanatları diğer eserlerden ayıran en önemli özellik insanda coşku ve estetik haz uyandırmasıdır. Güzel sanatlar için yapılan en iyi sınıflama bu sanatların kullandıkları malzemelere göre yapılan sınıflandırmadır. Bu malzemeler fonetik ve plastik olarak ikiye ayrılır. Sesle yapılan sanatlara fonetik sanatlar, görüntüyle yapılan sanatlara ise plastik sanatlar denir. Güzel sanatların genelinde plastik malzeme kullanılırken edebiyat ve müzik ise sese dayalı bir sanattır.

Edebiyatın malzemesi kelimelerdir ve edebiyat dille gerçekleştirilen bir güzel sanatlar etkinliğidir. Edebiyatın asıl amacı, güzel sanatların en önemli öğesi olan estetik zevk duygusunu dil aracılığıyla gerçekleştirmektir. Edebiyatta fayda sağlamak amaç olarak her zaman ikinci plandadır.

Edebiyat; Tanımı, Konusu, Yöntemi

Duygu ve düşüncelerin söz ya da yazıyla etkili ve güzel bir biçimde anlatılması sanatınaedebiyat denir. Edebiyat, sözcüğü Arapça ‘’edep’’ sözcüğünden türemiştir. Edebiyat sözcüğü ilk kez Tanzimat döneminde Şinasi tarafından kullanılmıştır. Şinasi’den önce nazım ve nesir türlerindeki eserlere ‘’şiir ve inşa’’ denilmekteydi.

0