Cevaplar

2012-11-14T10:49:34+02:00

İnsan düşüncesinin ürünü olduğu kadar duygusal bir deşarj yolu da olan müzik, yaratıldığı ortamla, çağın dünya görüşü ile, kısaca insan yaşamı ve toplumla, bütün diğer sanatlar gibi sıkıca bağlıdır. Müzik yoluyla bir yandan günlük yaşamın üstüne çıkıp güç kazanırken, bir yandan da birlikte yaşamanın kurallarını öğreniriz. 

İnsana, bütün sanatlardan daha büyük bir kolaylık ve etkileme gücüyle ulaşan müziği “seslerle düşünme, sesler aracılığı ile yaşamı duyumsama ve geliştirme yolunda insan gerçeğinin, bütün ilişkileri içinde, araştırılması ve aktarılması sanatı” olarak tanımlayabiliriz. Bu arayışta en çarpıcı amaç, insanı korumaktır. Bu koruma işlevi bugün artık somut olarak görülen ve hemen kavranabilen bir özellik değildir. 

Müzik, matematiksel bir mantık, disiplin, zamanı kullanma, susma, dialog kurma, hareket etme ve ilişkiler sanatıdır da...

Yalnızca sınırlı bir bölümünü sesler ve gürültüler halinde kavrayabildiğimiz titreşimler, doğanın en belirgin kanıtıdır. Normal yapıda her insan, işitme ve müzikle ilgili yetilerden kendi payına düşeni almış olarak doğar. Müziği, varlığına, aldığı eğitime, ırkına, yaşadığı çağa göre üretir.

Müzik malzemesi, insan doğmadan milyonlarca yıl önce hazırdı. Çünkü doğa, sonsuz bir “sesli malzeme”dir. Gök gürültüsü, yer kayması, yer sarsıntısı, suyun akışı ve çalkantısı, havanın dar boğazlardaki hareketi gibi olaylar, doğadaki sayısız sesler ve titreşimlerden bir bölümünü oluşturur.

Kapalı ilkel toplumların incelenmesi yoluyla ilk insanların müzik eğilimleri ve üretimleri hakkında yaklaşık bilgiler edinilebilmektedir. Bu, geçmişin örtüsünü kaldırmanın bir yoludur ve oldukça güvenilir bir yöntemdir. İlk insanlar gök gürültüsünde doğa üstü güçlerin simgesini, fırtınanın uğultusunda kötü ruhların sesini, denizin sakin görüntüsünde ya da patlamasında tanrıların iyiliğini ya da öfkesini buluyorlardı. Yankı bir çeşit kehanet, vahşi hayvanların sesleri bilinmeyenin habercisi olarak algılanıyordu. Böylece, insanlığın başlangıcında din ve müzik birbirine karıştı. Kısıtlı bir sözcük dağarcığına sahip olan ilkel insan gördüklerini adlandırıyordu. Duygularını, içgüdülerini ve kutsal güçlere inancını anlatmak için hemen o anda kendiliğinden düzenleniveren seslerden yararlanıyordu.

Giderek müzik, ninni ya da matem şarkısında olsun veya büyüyle karışmış bir törende olsun, ilkel insanın, bütün gereksinmelerine cevap verecek biçimde ve her alanda varlığına sıkıca girdi. Günümüze ulaşan bilgiler ile kapalı toplumların yaşamları incelendiğinde ilk insanın, hançeresinden kuş seslerine benzer tiz sesler, vahşi hayvan homurtuları gibi pes sesler çıkardığı ve bunları doğa karşısında güçlü olmak için kullandığı varsayılmaktadır. 

2 3 2
2012-11-14T11:05:16+02:00
1989 yilinda yayinlanan Türk Mûsikîsi Tarihi/Derleme adli kitabinda, Nazmi Özalp’in de, önceden elestirdigimiz dönem anlayisiyla hareket ettigini görüyoruz Özalp’e göre dönemler su sekilde siralanmaktadir : 

1 Hazirlik dönemi
2 Klasik dönem
3 Romantik edebiyat dönemi
4 Son dönem

Bu dönemlere iliskin hiçbir tarih vermeyen Özalp’in bu dönem anlayisi, önceden andigimiz dönem anlayisi ile benzerlikler tasimaktadir Bu nedenle, daha önce yaptigimiz elestiri, Özalp’in yanlis olarak niteledigimiz yukaridaki dönem anlayisi için de geçerlidir27 Özalp’in dönem anlayisi ile iliskili olarak dikkatimizi çeken ikinci olgu ise, adi geçen eserinde, bu dönemlerin adlarini verdikten sonra, Baslangicindan XVI yüzyil sonuna kadar Türk Mûsikîsi, XVII yüzyilda Türk Mûsikîsi gibi basliklar altinda, bir bakima Yilmaz Öztuna’nin belirttigimiz dönem anlayisi içinde Türk Müzigi Tarihi’ni dönemlendirmektedir, ki, bu olgu, Özalp’in, bir bakima önceden adlandirdigi dönemlere kendisinin de inanmadigini gösteren bir çeliskiden baska bir sey degildir

Böylece, bu ana kadar yapilagelmis dönem anlayislarini elestirileriyle birlikte açiklamis olduk Kuskusuz ki, burada akla gelen soru, ‘madem ki bu dönem anlayislari ya eksik, ya da yanlis, o halde Türk Müzigi Tarihi’nin dönemleri ve bu dönemleri olusturan tarihler nelerdir ?’ sorusudur

Bu soruya saglikli yanit verebilmek için, Türk Müzigi Tarihi kavramindan ne anladigimizi net olarak ortaya koymamiz gerekir

Önceden bir sema halinde de belirttigimiz gibi, ulusal bir müzik türü olan Türk Müzigi, birçok alt türü içerir Dolayisiyla, Türk Müzigi Tarihi denilince, adini andigimiz bu türlerin tümünün yer aldigi bir tarih anlasilmalidir Bu nedenle, Türk Müzigi Tarihi içinde yer alacak dönemler, adlarini andigimiz bu türlerle ilgili tüm olgulari, yani; besteci, beste, ögretim kurumlari, yazarlar ve eserleri, etkilesimler vd olgulari içermelidir Tarih içinde yer alacak dönemler, dönemlerin adlari ve bu dönemlerin bitis ve baslangiç tarihleri ise, mutlaka, yukarida saydigimiz olgularin degismesine, yeniden olusmasina ya da yapilanmasina neden olacak olaylarla ilgili olmalidir Çünkü, yüzyillar boyu, ezgi ve usûl anlayisi baglaminda geleneksel ölçülerini koyu bir muhafazakârlik, hatta, akildisi bir tutuculukla korumus, dolayisiyla, 19 yy’in ilk yarisina kadar ezgisel ve ritimsel olarak kesin çizgili bir degisimi gerçeklestirememis müzik anlayisimizin, bu ana kadar açikladigimiz dönemleri yaratan mantiklarin disinda bir mantikla adlandirilmasi gerektigi açiktir Bu mantikta bulunmasi gereken temel ilke ise, müzigin organik yapisina iliskin degisimlerin ötesinde, kuramsal, türsel degisim, yayilim ve yeni atilimlarin dikkate alinmasidir Iste, bu nedenle biz, Türk Müzigi Tarihi’ni asagidaki dönemler içinde ele alarak inceleyecegiz

Türk Müzigi Tarihi’nde Dönemler

1 Olusum Dönemi : Bu dönem, insanin dünya üzerinde ilk ortaya çikisindan, Türkler’in Istanbul’u aldigi 1453 yilina kadar geçen zaman dilimini kapsar
Olusum dönemi, asagidaki evreleri içerir :

a) Birinci Evre: Insanin ilk ortaya çikisindan, Türkler’in olusturdugu ilk devlet olan Hun Devleti’nin kuruldugu MÖ 3 yy’a kadar geçen zaman dilimini içerir Bu evre, ayni zamanda tüm uluslarin ortak evresi olma özelligini göstermektedir
b) Ikinci Evre: Hun Devleti’nin kuruldugu MÖ 3yy’dan, Türkler’in büyük bölümünün islamiyeti kabul ettikleri 10yy’a kadar geçen zaman dilimini kapsar
c) Üçüncü Evre: Islamiyetin Türkler tarafindan kabul edildigi 10 yy’dan, Osmanli Devleti’nin kuruldugu 1299 yilina kadar geçen zaman dilimini içerir
d) Dördüncü Evre: Osmanli Devleti’nin kuruldugu 1299 yilindan, Istanbul’un Türkler tarafindan alindigi 1453 yilina kadar geçen zaman dilimini içerir

2 Gelisim Dönemi: 1453 yilindan, Lale Devri’nin bitimi olan 1730 yilina kadar geçen zamani kapsar

3 Doruk Dönemi: 1730 yilindan, mehterhane’nin kaldirilarak, yerine, batili anlamda boru takiminin kuruldugu 1826 yilina kadar geçen zaman dilimini içerir

4 Degisim Dönemi: 1826 yilindan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruldugu 1923 yilina kadar geçen zaman dilimini kapsar

5 Atilim Dönemi: 1923 yilindan, Hüseyin sadeddin Arel’in Istanbul Belediye Konservatuvari’na atandigi 1943 yilina kadar geçen zaman dilimini içerir

6 Yeni Dönem: 1943 yilindan günümüze kadar geçen zaman dilimini kapsar*
alıntı başarılar

 

1 5 1