Cevaplar

2012-11-14T16:57:24+02:00

Nâzım Hikmet

Görüldüğü üzere satırların her birisi merdiven gibi basamaklar halinde belirli bir düzen içerisinde yazılmıştır. Her ne kadar serbest tarz olarak görünse de şiirdeki biçime baktığımızda şiirde bir düzen olduğunu görüyoruz.

Kırık mısra düzene bir örnekle değindikten sonra gene aynı şiirdeki ses olayına baktığımızda genelde ses tekrarları yani ‘Aliterasyon’[3] dikkatimizi çeker. Örneğin özellikle ‘h’, ‘ş’, ‘ç’ ve ‘k’ sesleri tekrar eder. Bunun yanında mısralar arası kelime tekrarlarından oluşan ses öğeleri vardır. Bu ses olayını açıklayacak olursak; ses tekrarlarının birden fazla mısraya yayılmasıdır. (Çetin, 2004: 251) ‘Hoşça kalın’ kelimesi birden fazla mısrada tekrar etmiştir.

Şimdi Nâzım Hikmet’in kendi şiirindeki içerik-öz-biçim ve temel unsurlar hakkındaki görüşlerini okuyalım:

Evvela, bir metodoloji meselesi olarak şunu kabul etmeli: şekilden öze, muhtevaya değil; muhtevadan, özden şekle. İlkönce muhteva [içerik], sonra şekil [biçim]. Şeklin nasıl olacağını tayin edecek muhtevadır. Tabii bu metodoloji bakımından böyledir, yoksa şekille muhteva bir birliktir. Lakin bu birlikte, karşılıklı tesirleri olmakla beraber eninde sonunda tayin edici unsur muhtevadır. (...) Kafiye ve vezin mutlak olarak kullanılmamalı diye bir kaide, her mutlak kaide, her mücerret iddia gibi insanı yobazlığa, softalığa götürür. Tıpkı bunun gibi, konuşma dilinin ahengini mutlak, mücerret [soyut] bir esas olarak kabul etmek de bir yobazlıktır; kafiyeyi, vezni mutlak surette, mücerret bir görüşle inkâr ve umumiyetle konuşma dili ahengi diye bir şey kabul etmek ve bundan başka ahenk ihtimallerini red ve inkâr yenilik değil, kafiyeyi, vezni mutlak olarak kabul ve başka türlü ahengi kabul etmeyenlerinki gibi geriliktir. (...) Öyle muhtevalar vardır ki, onlarda kafiye istemez, konuşma dili - bazen şehirlinin, bazen köylünün, bazen münevverin, bazen işçinin, bazen külhanbeyinin, bazen ev kadınının vs. konuşma dili - ahengi ve imkânları yeter ve en uygun olanıdır. Lakin bazı muhtevalar vardır ki, kafiye ister - kafiye de çeşit çeşit olabilir, kafiye imkânları da hudutsuzdur - ve bazı muhtevalar vardır ki, konuşma dili yetmez, daha geniş, daha mücerret, belki bundan dolayı daha renksiz bir dil ister. Hâsılı bu getirdiğim misalleri istediğin kadar çoğaltabilirsin. Yalnız, bir şey yapma, dogmatizme saplanma, gençlikte dogmatizme, değişmeyen, ebedi hakikatlere saplanmak ve bunları kabul etmek ileri bir işmiş gibi gelir insana. Bak ben, yıllardır, hiç kafiyesi olmayan şiirler yazdım, konuşma dillerinin çeşidiyle şiirler yazdım, içinde bol resim olan yahut hiç resim olmayan şiirler yazdım, kitap diliyle şiirler yazdım, çeşitli kafiye telakkileriyle yazdım, hâsılı, muhtevama, o şiirdeki, o muayyen, müşahhas yazıdaki muhtevaya uygun şekli bulmaya çalıştım. Yanlış bir iş yaptığıma da kani değilim. Şiirimizin genel olarak - bazen çok güzel şeylere de rastlanıyor - bugünkü sefaleti şairlerimizin bir dönüm noktasında iki çeşit, birbirine zıt iki yobazlığa, yani hareketsizliğe, yani ölülüğe saplanmış olmaları, şekil meselesini, kendilerinin kabul ettiği bir tek şekli esas olarak almalarıdır. (Memet Fuat'a Mektuplar, s. 52-53) Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (De, 1968; Adam, 1998)

Sadece kendi şiirindeki ‘Şekil’ üzerine yazmış olduğu bir yazsında da şunları belirtir:

Ben şimdi bütün şekillerden faydalanıyorum. Halk edebiyatı vezniyle de yazıyorum, kafiyeli de yazıyorum. Tersini de yapıyorum. En basit konuşma diliyle, kafiyesiz, vezinsiz de şiir yazıyorum. Sevdadan da, barıştan da, inkılâptan da, hayattan da, ölümden de, sevinçten de, kederden de, umuttan da, umutsuzluktan da söz açıyorum, insana has olan her şey şiirime de has olsun istiyorum. İstiyorum ki okuyucum bende yahut bizde, bütün duyguların ifadesini bulabilsin. 1 Mayıs Bayramı'na dair şiir okumak istediği zaman da bizi okusun, karşılıksız sevdasına dair şiir okumak istediği vakit de bizim kitaplarımızı arasın. (Ran, 180-186)

Tüm bu ayrıntıları verdikten sonra Makinalaşmak istiyorum şiirindeki biçim, ses ve anlam bütünlüğü yönüyle inceleyelim:

Read more: http://www.yenimakale.com/nazim-hikmetin-siirinde-bicim-ve-ses-ogelerinden-yararlanma.html#ixzz2CD1tGRBk

1 5 1
2012-11-14T17:24:11+02:00

Nâzım Hikmet

Görüldüğü üzere satırların her birisi merdiven gibi basamaklar halinde belirli bir düzen içerisinde yazılmıştır. Her ne kadar serbest tarz olarak görünse de şiirdeki biçime baktığımızda şiirde bir düzen olduğunu görüyoruz.

Kırık mısra düzene bir örnekle değindikten sonra gene aynı şiirdeki ses olayına baktığımızda genelde ses tekrarları yani ‘Aliterasyon’[3] dikkatimizi çeker. Örneğin özellikle ‘h’, ‘ş’, ‘ç’ ve ‘k’ sesleri tekrar eder. Bunun yanında mısralar arası kelime tekrarlarından oluşan ses öğeleri vardır. Bu ses olayını açıklayacak olursak; ses tekrarlarının birden fazla mısraya yayılmasıdır. (Çetin, 2004: 251) ‘Hoşça kalın’ kelimesi birden fazla mısrada tekrar etmiştir.

1 5 1