Cevaplar

2012-12-25T12:07:50+02:00
Son yıllara kadar ''haberleşme'' olarak kullandığımız sözcüğün karşılığı türettiğimiz daha çok toplumsal içerikli bir kavram algısıyla dilimize kazandırdığımız iletişim; Atatürk'ün geniş boyutlu Yazı ve Dil Devrimi'nin kısa adıdır

Atatürk'ün ''iletişim'' devriminde Yazı, Dil Devrimi'nin öncelidir Başka deyişle, Türk Toplumu, iletişim engellerini başta yazıyla aşmış ve buradan kazanılan hızla, dil devrimine girilmiştir İletişim açısından hem yazı, hem dil devrimini birlikte ele almak, incelememizin kapsamını ve sınırlarını çok genişleteceğinden, şimdilik sadece ''Yazı Devriminin'' iletişim boyutlarına değinmekle yetineceğiz

Gerek Atatürk'e, gerek onun çevresinde Yazı Devrimi'ne ilişkin olarak yoğunlaşan görüşlerde bu devrimin o zamanki gerekçelerini şöylece saptayabiliyoruz :

1 - Halkın, okuma yazmayı çok daha kolay öğrenebileceği bir yazı dizgesini benimsemek, böylece düşük olan okuma - yazma oranını yükseltmek

2 - Türkçenin zenginliğini ve canlılığını daha iyi ortaya koyup, gelişmesini sağlamak

3 - Uygar uluslarla iletişim bağıntılarını geliştirmek

Yazı için kısaca ''konuşulan dili belirli simgelerle saptayan bir dizge (sistem) '' tanımı yapılabilmektedir Somut anlatım ve kolay anlama değeri olan bu tanım, kuşkusuz, ''iletişim'' dediğimiz büyük toplumsal olgu açısından yetersiz kalmaktadır Eğer böyle bir tanıma bağlı kalırsak, Atatürk'ün Yazı Devrimi, yalın bir yazı simgesi (harf) değişimi biçiminde anlaşılabilir ki, o vakit, böyle bir anlayış, Yazı Devrimine karşı bulunanların gerekçeklerine haklılık kazandırır Oysaki, Yazı Devrimi, bir ''harf'' değişikliği değildir Atatürk ve çevresindekiler, bu devrimin nedenlerini, günün koşullarına uygun olarak, herkesin anlayabileceği açıklıkta ve yukarıda üç noktada özetlediğimiz biçimde ortaya koymuşlardır Ancak ne var ki, sözkonusu devrimin anlamına, yapıldığı günden zamanımıza kadar, fazla bir katkıda bulunulmamış, aşağı yukarı bu üç nokta etrafındaki açıklamalara yetinilmiştir Genellikle, o da Türk Dil Kurumu'nun ağırlığı ile, dil devrimi üzerinde durulmuş Yazı Devrimi çoğu kez onun içinde düşünülmüş ayrıca anlam sınırlarını genişletme gereksinmesi duyulmamıştır

Atatürk'ten sonra devrimlerin anlamını derinleştirmedeki yetersizlik, sadece Yazı Devrimi için değil, hemen tamamı için geçerlidir O'nun devrimleri, ilkeleri, düşünceleri yine kendisinin anlatım sınırları içinde incelenmiş, bu sınırları aşma, sanki Atatürk'ün izinden ayrılma tehlikesi yaratacakmış gibi, çekingenlik yaratmıştır Böyle yapılacağına, çağın değişen koşulları ve gelişen Türk düşünce ve ekini (kültürü) karşısında, Atatürk'ün devrimleri, ilkeleri sürekli yorumlanıp, anlam derinliklerine inilebilseydi; kuşkusuz şimdiki dağınık düşüncelerin, kararsız davranışlarıyla sarsılan bir toplumsal yapının çok ötesinde bulunurdu

İşte Yazı Devrimi de, anlamını pek fazla zorlamayıp, Atatürk'ün ileri sürdüğü gerekçeler düzeyinde, yıllarca hakkında aynı şeyleri söylediğimiz aslında büyük bir devrimdir

Gerek Yazı Devrimi yapılırken, gerek günümüze kadar uzanan karşı görüş ve tavırlarda genellikle direniş şu noktalarda toplanmıştır:

1 - Halkın yüzyıllardır kullandığı yazının birden bırakılması, hem onları, hem devlet bürokrasisini boşlukta bırakacaktır

2 - Bir süre sonra eski yazıyla ortaya konmuş yapıtlar, belgeler araştırma, inceleme dışında kalacak, çünkü eski yazıyı bilenler kalmayacaktır

3 - Eski yazının bırakılmasıyla üyesi bulunduğumuz İslâm Dünyası'yla bağlarımız kopacaktır

4 - Yeni yazıyı öğrenemeyecek, ancak eski yazıyla yapıtlar veren yazıncılar (Edebiyatçılar), yazarlar bir anda toplumun dışına itilecektir

5 - Toplumda okuma - yazma oranı sıfıra düşecektir

Yukarıda da değindiğimiz gibi Yazı Devrimi sadece ve de sırf Batılılara benzeyelim diye yapılan bir harf değişiikliği olsaydı, bu görüşlerde ve direnişte haklı yönler bulunabilirdi Ancak ne var ki, sözkonusu devrim bir harf değişikliği değil, toplumsal iletişimin çağdaşlaştırılmasıdır Kısacaı, yapılan bir iletişim devrimidir Amacı; Atatürk ile başlayan yeni Türk Devriminin bireyleri, örgütleri, kurumları tüm ekiniyle çağcıllaştırma (modernleştirme) sürecini başarıya eriştirmektir Atatürk'ün Yazı Devriminde acele etmesinin, herhangi bir uyarlanma dönemi uygulanmasına karşı çıkarak, ''ya hemen olur, ya da hiç olmaz'' şeklinde kesin tavır koymasının nedeni budur O'nun için Yazı Devrimini geciktirmek, ''İşgal Kuvvetlerinin'' daha bir süre Anadolu'da kalmasına izin vermek anlamını taşır Gerçekten de Atatürk toplumun yabancılar tarafından ''İşgal edilmiş'' ekinine, ekonomisine, yönetimine, topraklarından çok daha önem vermiştir Yakın çevresinde bulunanların, O'nu anlamakta düştükleri zayıflık buradadır Onlar için toprakları yabancıların elinden kurtarmakla ''dava'' bitmiş, kavga sona ermiştir Oysaki Atatürk'e göre, ''Ulusal Savaşım'', düşmanların yurttan kovulup, Cumhuriyetin ilânıyla başlamaktadır Çünkü Cumhuriyet, toplumun asırlardır ekinini, düşüncesini, davranışlarını, kurum ve örgütlerini ''işgal eden'' hem Doğulu, hem Batılı güçleri dışarı atma savaşımına girişme anlamını taşır Kurtuluş Savaşı gibi üç, dört yılda değil belki yüzyılda tamamlanacaktır ve gerçekten Türk'in dünyâ ekin ve uygarlığında ''varolması'' ya da ''yok olma'' savaşımını simgeleyecektir Atatürk'ün, kimsenin göremeyip olağanüstü sezgi ve ileriye bakış gücüyle kavradığı asıl ulusal savaşım budur Yazı Devrimini yapmak, girişilen bu çeşit savaşımın alınacak aşağı yukarı ilk kalesiydi·



0